Eylül 2008 için Arşiv

Balık, bebeklerde egzama riskini azaltıyor

Salı, 30 Eylül 2008

Doğumlarından sonraki ilk 9 aylık dönemde balık yedirilen bebeklerde, egzama görülme olasılığının daha az olduğu belirlendi. İsveçli bilimadamlarının yaptığı araştırma kapsamında, çocukları henüz yeni doğmuş olan 5 bin aileyle, çocukları bir yaşına gelinceye kadar görüşüldü. Araştırma, balığın, bebeklerde egzama olasılığını yüzde 24 oranında azalttığını ortaya koydu. Bu oran, yağlı veya yağsız balık türlerine göre değişiklik göstermedi. Sonuçları Childhood dergisinde yayımlanan araştırma ayrıca, evde kuş beslenmesinin de bebeklerde egzama görülme olasılığını yüzde 65 oranında azalttığını gösterdi.sabah.com.tr

Yaşlılar, hamileler ve çocuklar mutlaka aşı olmalı

Pazartesi, 29 Eylül 2008

Dr. Bülent Yardımcı, “Kendini en çok sonbaharda gösteren griple mücadelenin en etkili yolu mutlaka aşı yaptırmak” dedi ve ekledi: Çocuklar, yaşlılar ve hamile kadınlar riskli grupta. Bu nedenle aşı olmaları şart!..
VKV Amerikan Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Yardımcı, sonbaharkış mevsimlerinin en yaygın hastalığı griple ilgili bilgiler verdi. Grip virüsünün sadece Amerika’da her yıl 200 bin kişinin hastaneye yatırılmasına, 36 bin kişinin de ölümüne neden olduğunu belirten Dr. Yardımcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Grip virüsü en çok sonbaharda kendini gösteriyor. Sonbaharda hamile kalmayı düşünenlerin, gençlerin, 65 yaş üstü erişkinlerin, böbrek, karaciğer ve şeker hastalığı olanların ve uzun süreden beri aspirin kullananların; bu dönemde mutlaka grip aşısı olmaları gerekiyor.” Dr. Bülent Yardımcı, gripten korunmanın yollarını da açıkladı: (daha fazla…)

İşte bayram namazı saatleri

Pazar, 28 Eylül 2008

İşte bayram namazı saatleri
”Adana: 07.13, Adıyaman: 07.01, Afyonkarahisar: 07.33, Ağrı: 06.43, Aksaray: 07.19, Amasya: 07.13, Ankara: 07.25, Antalya: 07.31, Ardahan: 6.46, Artvin: 06.50, Aydın: 07.43, Balıkesir: 07.44, Bartın: 07.28, Batman: 06.50, Bayburt: 06.55, Bilecik: 07.36, Bingöl: 06.53, Bitlis: 06.46, Bolu: 07.30, Burdur: 07.33, Bursa: 07.40, Çanakkale: 07.50, Çankırı: 07.22, Çorum: 07.17, Denizli: 07.38, Diyarbakır: 06.54, Düzce: 07.32, Edirne: 07.51, Elazığ: 06.58, Erzincan: 06.58, Erzurum: 06.51, Eskişehir: 07.34, Gaziantep: 07.04, Giresun: 07.03, Gümüşhane: 06.59, Hakkari: 06.39, Hatay: 07.09, Iğdır, 06.40, Isparta: 07.32, İstanbul: 07.41, İzmir: 07.46, Kahramanmaraş: 07.07, Karabük: 07.26, Karaman: 07.21, Kars: 06.44, Kastamonu: 07.22, Kayseri: 07.13, Kilis: 07.05, Kırıkkale: 07.22, Kırklareli: 07.48, Kırşehir: 07.19, Kocaeli: 07.37, Konya: 07.24, Kütahya: 07.36, Malatya: 07.02, Manisa: 07.45, Mardin: 06.51, Mersin: 07.15, Muğla: 07.41, Muş: 06.49, Nevşehir: 07.16, Niğde: 07.16, Ordu: 07.05, Osmaniye: 07.09, Rize: 06.55, Sakarya: 07.35, Samsun: 07.12, Siirt: 06.47, Sinop: 07.17, Sivas: 07.08, Şanlıurfa: 06.59, Şırnak: 06.44, Tekirdağ: 07.47, Tokat: 07.10, Trabzon: 06.58, Tunceli: 06.57, Uşak: 07.37, Van: 06.42, Yalova: 07.39, Yozgat: 07.17, Zonguldak: 07.30.”

Kalbini seven kırmızı giysin

Cumartesi, 27 Eylül 2008

Kalbini seven kırmızı giysin

Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) ve Becel, kalp ve damar hastalıklarının önlenebilir olduğuna dikkat çekmek için “Kalbini sev kırmızı giy” kampanyası başlattı. Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan TKD Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, 28 Eylül Dünya Kalp Günü’nde, kalp-damar hastalıklarının bir numaralı ölüm nedeni olduğunu hatırlattı. Erol, şunları söyledi: “Kalp her zaman aşk figürü olarak kırmızı çizilir. Kanımızın, bayrağımızın rengi kırmızı. Türk milleti kırmızıyı çok sever. Farkındalık yaratmak için ideal bir renk. Herkesi kırmızı giymeye davet ediyoruz. Dünyada her gün 120 uçak dolusu insan ölüyor.”

Türkiye’de gebelik sırasında anne ölümlerinin yüzde 50’sinin hipertansiyon ve buna bağlı etkenlerden kaynaklanıyor

Cumartesi, 27 Eylül 2008

DİYARBAKIR’da, Özel Çamlıca Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde görevi Op.Dr. Emel Doğan Özdaş, Türkiye’de gebelik sırasında anne ölümlerinin yüzde 50’sinin hipertansiyon ve buna bağlı etkenlerden kaynaklandığını söyledi.

Dünyada hızla yaygınlaşan hipertansiyonu ’sessiz katil’ olarak adlandıran Özdaş, “Hipertansiyon genellikli ilk hamilikte görülür, gebeliğin 20’inci haftasından sonra ortaya çıkar. Özellikle hamilelerin sık sık tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekir” dedi.

Op.Dr. Emel Doğan Özdaş, dünyada hızla yayılan hipertansiyonun hamile kadınlar için büyük tehlike yarattığını söyledi. Hipertansiyonu ’sessiz katil’ olarak adlandıran Özdaş, Türkiye’de yaşamını yitiren hamile kadınların yüzde 50’sinin hipertansiyondan kaynaklandığını söyledi. Hipertansiyonun en önemli belirtisinin enseden başlayan baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, çarpıntı ve gece sık idrara çıkma olduğunu belirten Emel Doğan Özdaş, “Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez, tamamen tesadüfi fark edilir. Hipertansiyon yaptığı semptomlar itibarı ile genelde hastanın hafife aldığı bir durumdur. Hasta bunları başka hastalığa yorar. Halbuki bir tansiyon ölçüldüğünde durumu görebilir. Hatta hiçbir şikayeti olmayan insanların bile yılda bir defa tansiyonlarını ölçtürmelerinde fayda vardır” dedi. (daha fazla…)

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma Yolları

Cumartesi, 27 Eylül 2008

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), özellikle nüfusu kalabalık olan şehirlerde daha önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok çeşitli şehirlerden ve hatta ülkelerden, çeşitli kültürlerden gelen insanların fazlaca yaşadığı yerlerde elbette kaçınılmaz olarak bu tür hastalıklar daha fazla görülür.

Korunma yollarına girmeden önce bu hastalıkların çok kısa bir özetini yapmakta fayda var:

CYBH başlığı altında toplanan hastalıklar hayatı tehdit eden hastalıklar olabileceği gibi (AIDS ve Hepatit B gibi); hayati tehlikesi olmayan ancak kalıcı hasarlar bırakabilen hastalıklar (erkekte ve kadında kısırlığa neden olan enfeksiyonlar, özellikle kadında kalıcı ağrılar ve diğer jinekolojik belirtilere yol açan enfeksiyonlar) şeklinde; ya da enfeksiyon süresince çok çeşitli belirtilere yol açan, kişiyi rahatsız eden ve daha sonra giderek hafifleyen seyir izleyecek şekilde olabilir (kadında vajinit ve bazı sistit türleri gibi). (daha fazla…)

Kadınlarda Cinsel İlişkinin Evreleri ( Cinsel İlişkinin Evreleri )

Cumartesi, 27 Eylül 2008

Kadınlarda cinsel ilişkinin dört ayrı evresi (fazı) vardır.

1. Uyarılma fazı: Cinsel uyarılmanın ilk belirtisi memelere ve genital organlara giden kan miktarında artma ve göllenmedir.
Bu göllenme vajinal dokuların arasına sıvı sızmasına ve bu sayede vajinal salgılarda (sekresyon’larda) artış ve ıslanmaya neden olur.

Benzer şekilde meme uçları biriken kana bağlı olarak belirginleşir. Rahim yukarıya doğru çekilir, büyük dudaklar şişer ve açılır, klitoris kabarır. (daha fazla…)

18′inden küçükler ve 35′ini aşanlar kolay doğuramaz!

Cuma, 26 Eylül 2008

* Yaş ilerledikçe, doğum yapmak zorlaşır mı?
Evet. Yaş ilerledikçe, doğuma yönelik bütün riskler artar. Zaten yaşın ileri olması, sezaryen nedenlerinden biridir. 35 yaş üzeri kadınlarda sezaryenin tercih edilmesinin nedeni budur. Çünkü yaş ilerledikçe leğen kemiğinin yapısında değişimler oluşur. Normal anatomik yapı değişir. Bu; fazla doğum yapan ileri yaş annelerinde daha çok görülür. Bu yüzden sezaryen tercih edilir. Bir de 35 yaşından sonra doğum yapanlarda yumuşak doku sertleşir. Bu nedenle, normal doğuma müsaade edilmez.
(daha fazla…)

Estetik yaptırmak psikolojik sorunları çözmez!

Cuma, 26 Eylül 2008

Estetik ameliyatlarda doyumsuz olanların, haklı gerekçesi olmadığı halde tekrar tekrar ameliyat olmak isteyenlerin sorunu psikiyatride çözülüyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, bu konuda şunları söyledi: “Yeni boşanmış ya da boşanma aşamasında olanların çoğu, bize gelip estetik ameliyat olmak istiyor. Kendisinin sosyal durumunu bilmiyoruz ancak gerginliğinden, neyi istediğini ifade etmesindeki güçlükten başka problemlerin var olduğunu algılayabiliyoruz. Estetik yaptırmalarının altında psikolojik bir neden yatan insanlar, kesinlikle sadece bu operasyonları yaptırarak mutlu olamazlar.” sabah.com.tr

Kayısı suyu mide şişkinliğini önlüyor

Çarşamba, 24 Eylül 2008

Meyve Suyu Endüstrisi Derneği’nin yaptığı bir açıklamada, iftar ve sahur saatlerinde tüketilen bir bardak kayısı suyunun sindirim sistemini rahatlattığı belirtildi. Gün boyu besin almamış metabolizmada düşük olan kan şekeri seviyesi, lif ihtiva eden kayısı suyu ile daha dengeli yükseliyor. Bunun yanı sıra kayısı suyu hazmı kolaylaştırıyor, midede gaz oluşumunu en aza indiriyor ve şişkinliği önlüyor. Kemikleri ve dişleri güçlendiriyor. Kolon kanseri riskini azaltıyor.