Kategoriler

Etiketler

Bağlantılar

Arşivler

Son Yorumlar

Sayfalar

Spam Blocked

Meta

oyun komedi sohbet siteleri

* Taşıyıcı anne istemezse, doğan çocuğu vermeyebilir mi?
Bilmiyorum çünkü ailelerin çoğu ile daha sonra diyaloğumuz kopuyor. Hayatlarının nasıl devam ettiğini inceleyemiyoruz. Girit’te yalnızca operasyon yapılıyor ve hamilelik gerçekleşiyor. Bu konuda bilgimiz yok. Taşıyıcı annenin çocuğa bağlanması mümkün. Ama çocuk yumurtayı verenindir. Bu da; DNA testinde yüzde 100 belli olur.

* Taşıyıcı annenin doğurduğu bir bebek, nasıl yumurtayı veren annenin nüfusuna kaydedilebiliyor?
Biz, ona da karışmıyoruz. Türkiye’de yasak olduğu için aileler muhtemelen zorlanıyorlardır. Annenin evde doğum yapmış gibi gösterilmesi gerekiyor. Bunlar aile için son derece yıpratıcı süreçler. Ama insanlardaki anne-baba olma arzusu, bütün bu zorlukların aşılmasını sağlıyor. (daha fazla…)

 

İdrarı tutmanın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu belirten uzmanlara göre; idrarın, idrar kesesinden böbreklere geri kaçması böbreklerde zarara yol açıyor. Vücudun her gün 1.5 litre suya ihtiyaç duyduğunu söyleyen uzmanlar, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğine dikkat çekiyor.

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Üroloji ve Üro Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Güven Serin, vücudun, zararlı hale gelmiş sıvı atıkları idrar olarak dışarı atmak zorunda olduğunu kaydetti. Aksi halde biriken idrarın, önce idrar torbasına, sonra idrar torbasıyla böbrekleri birleştiren borulara ve sonra da böbreklere baskı yaparak veya kolayca mikroplarla buluşarak böbrek yetmezliğine sebep olabileceğini anlattı. Prof Dr. Sevin, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğini vurguladı. (daha fazla…)

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Serhat Ünal, kış mevsiminde görülme sıklığı artan gribin yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini, hatta ölümcül olabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Ünal, TİHUD tarafından Antalya’da gerçekleştirilen ve yarın sona erecek olan 10. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi’nde değerlendirilen konulara ilişkin bilgi verdi.

Havaların soğumasıyla birlikte kapalı yerlerde daha fazla zaman geçirilmesine bağlı olarak solunum yoluyla bulaşan grip ve nezle gibi enfeksiyon hastalıkları oranlarında da artış olduğuna dikkati çeken Ünal, her iki hastalığın belirtilerinden söz etti.

Nezleye yol açan ”rhino” virüsünün burun mukozasında çoğalarak hapşırık, burun akıntısı, ateş, halsizlik ve bitkinlik yaptığını belirten Ünal, bu hastalıkta ateşin fazla yükselmediğini ve kas ağrısının olmadığını kaydetti. (daha fazla…)

Bilgisayarlar iş ya da ev hayatının ayrılmaz parçası haline gelmiş durumda. Her türlü DVD ve VCD’nin izlenebildiği TV kartı takılarak TV de izlenebilen bilgisayarlar, sinsi bir şekilde çocuklardan daha çok yetişkinleri olumsuz yönde etkiliyor.

Son yıllarda psikiyatristlere başvuranların büyük çoğunluğunu ailesiyle iletişim kuramayan insanların oluşturduğu belirtiliyor.

Kayseri Erciyes Üniversitesi Medikososyal Sağlık Merkezi hekimlerinden Psikiyatrist Dr. Yıldız Özkan Dereli, kontrolsüz olarak kullanılan bilgisayarların kişiyi ailesinden ve toplumdan uzaklaştırdığını vurguladı. Tehlikenin fark edilmeden (daha fazla…)

Anne ve babaların çocuklarına söz dinletememesi en başta kendilerini üzerken, okul hayatında da öğretmenleri güç durumda bırakıyor.

Anasınıfından itibaren başlayan sıkıntılar, ilerleyen yıllarda önü alınamaz boyutlara ulaşıyor. Söz dinlemeyen çocuklara küçük yaşta müdahale edilmesini isteyen uzmanlar, ebeveynlere “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünü hatırlatıyor. Ebeveynlere akılda kalan ve uygulaması kolay çeşitli öneriler sunan uzmanlar, çocuklara sürekli taviz verilmemesini istiyor. Çocuklar ilk sosyalleşme ortamını anasınıflarında buluyor. Anasınıfı öğretmeni Ayça Karaman, okula gelen birçok öğrencisinin el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının bile olmadığından yakınıyor. Bir şeyler yapması için uyarılan öğrencilerin ise ‘Sana ne!’ veya ‘Yapmayacağım, sen niye karışıyorsun!’ diye tepki gösterebildiklerini aktarıyor. Bu durumun aile terbiyesiyle doğrudan ilgisi olduğunu söyleyen Karaman, ebeveynlerin sevgi sınırını aştıklarına ve terbiyeyi geri plana ittiklerine inanıyor.

Çocuklarının söz dinlememesinden yakınan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen G. çifti, hatanın kendilerinde olduğunu kabul ediyor. Okula kayıt işleminin bile evde krize döndüğünü belirten aile, verdikleri tavizler yüzünden şimdilerde yetişkinliğe adım atan çocuklarından fazla saygı görmemekten yakınıyor. E. çiftinin sıkıntısı da evin tek çocuğu olan O.E’ye söz dinletememek. “Tek çocuk olsun, yokluk çekmesin” düşüncesiyle yola çıkan aile, ilköğretim 6′ncı sınıfa devam eden O.E’nin her istediğini yapmış. En güzelinden bilgisayar ve cep telefonu almış. Bol bol okul harçlığı verdikleri çocukları için evde özel oda yapılmış. Okulu eve yakın olmasına rağmen servise verilmiş. Bilgisayar, televizyon ve telefonla vakit geçiren O.E. şimdi sınıfından kimse ile arkadaş olamıyor. Bir bebek gibi ilgi isteyerek anne babasını zor durumda bırakıyor. Söz dinlemiyor, evin tek hakimi gibi davranıyor. (daha fazla…)

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eftal Yücel, yaşlılarda kemik yıkımına bağlı kırık riskinin yüksek olduğunu belirterek, “Bunun için 65 yaşından sonra her yıl güneş ışığının az olduğu kış mevsimine girmeden ekim ayında D vitamini içeren ilaç kullanımı uygun görülmektedir.” dedi.
Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) tarafından 11-15 Ekim 2008′de Antalya’da düzenlenecek olan 9. Ulusal Romatoloji Kongresi’ne de başkanlık eden Yücel, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, kemiklerin güçsüzleşip kolay kırılmasına neden olan bir hastalık olduğunu söyledi. (daha fazla…)

Soğuk algınlığı, nezle, grip gibi rahatsızlıkları en iyi tedavi eden doğal ürünlerden biri zencefildir.
Binlerce yıldır Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, aynı zamanda soframızda güzel bir lezzet kaynağıdır. Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda bir çay kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırıp macun yapılarak yenildiği zaman insanın içini ısıtarak bronşlarını açar ve temizler. Balgamı söktürür, öksürüğü keser. (daha fazla…)

İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı çeşitli nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor.

İngiltere’de uygulanan sanal psikoterapiyle hastalar, terapiste gitmeden internet üzerinden tedavi olabiliyor. Psikoterapist bir bilgisayar programı oluşturuyor, hastanın verileri programa yükleniyor, psikoterapist aradan çekiliyor ve tedavi başlıyor.

İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı, maddi, coğrafi, fiziksel veya başka nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor. Yöntem daha çok fobiler, panik bozukluk ve obsesyon gibi anksiyete bozuklukları ile depresyonda uygulanıyor. Sanal psikoterapide en çok ilgi çeken programlardan birinin ‘Fear fighter’ yani “Korkuyla savaş” adlı program olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Sungur, gerekli çalışmalar tamamlandığında sanal psikoterapinin Türkiye’de de uygulanmasının mümkün olabileceğini söylüyor. (daha fazla…)

H Vitamini de denmektedir. Aslında B grubunda olan bir vitamin olarak kabul edilir. Yumurta akında bulunan avidin isimli madde biotini etkisiz hale getirmektedir. Deneyler sırasında çiğ yumurta akı ile beslenen farelerin zayıfladığı ve derilerinin bozulduğu gözlemlenmiş ve Almanca deri anlamına gelen Haut kelimesinin baş harfi ile anılmaya başlanmıştır. Yumurta akında bulunan bu avidin maddesi yumurta çiğ iken etkili olmasına karşın pişirildiğinde etkisiz hale gelmektedir. Beslenmelerinin %30 kadarında çiğ yumurta bulunduğu takdirde insanlarda da eksikliği oluşabilir. 1942 yılında gönüllü bir gruba deneysel olarak çiğ yumurta ağırlıklı (dietin %30′u) beslenme ve biotin dışında tüm vitaminler verilmiş. Bu kişilerde yorgunluk, iştahsızlık, depresyon, nöropati, kolestrol artışı, kansızlık ve deride pullanma görülmüş. Bu durum ancak Biotin verilmesi ile iyileştirebilmiştir.

Biotinin Etkisi
* Yağ metabolizmasına etkilidir. Yağ üretimi ve yağ asitlerinin yapılması için gereklidir.
* DNA ve RNA yapımına etkilidir. Amine asitlerin proteine dönüşümüne, nükleik asitlerin bir parçası olan pyrimidin sentezine katılır.
* Bir çok enzimin yapısına girer. Bu enzimler gıdaların vücuda yararlı hale getirilmesini sağlarlar.
* Kan şekerini düşürür.
* Saç dökülmesini ve beyazlamasını yavaşlatır.
* Cilt sağlığı için gereklidir. (daha fazla…)

Doğal susam yağının faydaları saymakla bitmiyor. Susam yağı; salata, mayonez, soslar ve zeytinyağlı yemeklere lezzet katsın diye kullanılıyor. Kalsiyum, potasyum, fosfor, B vitamini ve demir de taşıyan susam tohumları; kolestrolsüz bir besin özelliğinde. Susam yağının etkisinden yararlanmak için susamın kavrulmaması, sıcak su ile temas etmemesi ve ısıdan mümkün olduğunca korunması gerekiyor. Cilt sorunlarını ve mantar enfeksiyonlarını engelleyebildiği gibi doğrudan saç diplerine ve tırnaklara da sürülebiliyor.

Daha Eski Yazılar »
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24