‘Aile Sağlığı’ kategorisi için Arşiv

Yüksek tansiyona dikkat

Pazar, 16 Ağustos 2009

Dahiliye Uzmanı Dr. Filiz Canlı Turan, sıcak havalardan dolayı tansiyonun akşam saatlerinde yükseldiğini belirterek, bu riski taşıyanları uyardı. Aşırı sıcak havalarda hipertansiyon hastalarında gündüz tansiyonlarının düşük seyrettiğinin belirten Turan, aşırı sıcaklarda oluşabilecek sıvı kaybının da kan basıncını arttırabilen bir faktör olduğuna dikkat çekti.

Sıvı kaybına bağlı olarak tansiyona yatkınlığı olan kişilerde hipertansiyonun ortaya çıkabileceğini beliren Uzman Dr. Turan, bu gibi durumlarda mevcut yüksek tansiyonun daha da yükselebileceği uyarısında bulundu.

Özellikle 4 yaşından küçükler ve 65 yaş ve üzeri olanların, sıcak havalarda dikkat etmezlerse gece tansiyonlarının yükselebileceğine dikkat çeken Aydın Anka Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Turan, bu nedenle sıcak havalarda tansiyonu ideal noktada tutmaya yarayan ilaçlara devam edilmelisinin önemine değindi. Aşırı sıcak ile birlikte yüksek nemin bir araya gelmesiyle birçok kişinin yüksek tansiyon riski taşıdığını belirten Dahiliye Uzmanı Dr. Turan, şöyle dedi: (daha fazla…)

Doğal Saç Maskeleri ile Saçlarınız Parlasın

Cumartesi, 21 Şubat 2009

Saçlarınızın güzel olmasına dair reçeteler ve eski zamanlardan günümüze kadar geliyor. Eski Romalılarda ise bal ile nergis tomurcuklarını karıştırdıkları biliniyor. Bitkisel olan ürünlerin daha fazla revaçta olduğunu bilen uzmanlarda bu tür yapabileceğiniz maskeleri öneriyorlar.

Unlu – Elma Sirkeli Maske Hazırlanışı :
Önce bütün malzemeleri çukur bir kabın içerisinde karıştırın ve daha sonra kuru saçınıza masaj ile yedirin. Bütün saçınızı üstte topladıkdan sonra saç bonesini takın. Bu maskeyi saçlarınızda yarım saat kadar bekletin ve sonrada ılık suyla yıkayın. Sıcak su denerseniz eğer çıkması zorlaşır. Un ve elma maskesi içindeki E ve B vitaminleri, zengin buğday saçlar için parlaklık kaynağıdır. Sertleşen ve kolayca dolaşan saçlar içinde esneklik kazandırır.

Muzlu – Ballı Maske
Bütün malzemeleri blendırdan geçirin ve sonrada macun kıvamına kadar getirin. Saçlarınızı ılık suyla yıkayın ve kurulayın. Daha sonra ise bu maskeyi boya fırçası ile kökten uçlara kadar yedirin. Başınızı streç film ile sarın ve sonrada saç bonesi geçirin. 60 dakika böyle bekletin. İsterseniz gece yatarken bunu bırakın ve sabah yıkayın.Yatmadan 1 saat önce sürün ve saçlarınızın kurumasını sağlayın. Çıkartmak için ise bol suyla durulayın. A,B, C ve E vitaminleri ile saçlarınız güzelleşir. Maskede bulunan bal ve diğe malzemeler baş derinizi besler. Her ay kullanabilirsiniz. (daha fazla…)

Burun Estetiği Ameliyatı

Cuma, 20 Şubat 2009

Burun, yüz görünümünü etkileyen estetik ve fonksiyonel bir organdır. Burnu şekillendirmek üzere yapılan cerrahi girişimlere rinoplasti denir. Rinoplasti ameliyatları, estetik amaçlı yapılan tüm ameliyatların yaklaşık yarısını oluşturur. Rinoplasti ameliyatı ile burun ucu ve burun sırtı şekillendirilebilir, burnun büyüklüğü arttırılıp, azaltılabilir, burnun dudakla ve alınla oluşturduğu açılar değiştirilebilir, burun delikleri küçültülebilir. Burundan nefes alma zorluğu olduğu durumlarda, burun tıkanıklığı problemlerini çözmeye yönelik işlemler ile birlikte yapılması da mümkündür. Burun estetiği ameliyatı sırasında, gelişimsel ya da çarpma sonucu oluşan deviasyon adı verilen iç kemik ve kıkırdak yapıdaki eğrilikler, burun tıkanıklıkları da giderilebilir. (daha fazla…)

Ergenlik yaşı sekize düştü

Salı, 10 Şubat 2009

Yapay hormonlar nedeniyle, kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında başlaması gereken ergenlik kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşına kadar düştü. Erken ergenliğe giren çocukları pek çok sağlık sorunu bekliyor..

Erken ergenlik patladı. On ya da on iki olması gereken ergenlik yaşı Türkiye’de yedisekize kadar düştü. Henüz çocukluğunu yaşamadan ergenliğe girenlere doktorlar tedavi uyguluyor. Tedavi edilemeyen çocukları ruhsal ve fiziki pek çok sorun bekliyor. Avrupa Birliği yaptığı uyarıda erken ergenliğe yapay hormonların neden olduğunu açıkladı. Turfanda sebze meyveler, hormonlu gıdaların yanı sıra ojelerden şampuanlara kadar pek çok yapay hormon çocukların ergenliğini hızlandırıyor. Erken ergenlik tedavisine alınan çocuklara şampuanlar dahil her türlü kozmetik, turfanda ve mikrodalga yasaklanıyor. Erken ergenlik özellikle kız çocuklarını tehdit ediyor. Yedi yaşından itibaren çocukların (daha fazla…)

Yemekler tuzsuz pişmeli herkesin tuzu ayrı olmalı

Cumartesi, 07 Şubat 2009

Tiroit hastalarının beslenmeleri çok önemli. Bu hastaların, özellikle iyotlu besinlerden uzak durmaları gerekiyor. Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastalarının iyotsuz, ailenin diğer fertlerinin ise iyotlu tuz kullanmaları gerektiğini söylüyor..
Ankara Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastaları için en uygun mönüyü verdi:

* Hipotiroit ve hipertiroit hastaları nasıl beslenmeli?
Hipotiroit hastalarının günlük beslenmesi normal bireylerden farklı değildir. Hipertiroit hastalarının ise iyotlu tuzdan kaçmaları gerekir. Piyasada, kendiliğinden tuzluklu iyotsuz tuzlar satılıyor. Ailedeki diğer kişilerin iyot almalarını sağlamak için yemekler tuzsuz yapılmalı. Hasta kendi tabağında iyotsuz tuz, ailedeki diğer kişiler ise iyotlu tuz kullanmalıdır. (daha fazla…)

Kışın kilo vermek için günde 6 öğün beslenin

Cuma, 30 Ocak 2009

Kışın metabolizmanın enerji yakmak istemediğine dikkat çeken Diyetisyen Banu Kazanç; soğuk havalar için diyet programı önerdi. Günde 6 öğün yemek gerektiğini belirten Kazanç şu tüyoları verdi:

* ETİ BULGURLA YİYİN
Kış aylarında kan şekerini kontrol altında tutabilmek çok önemli. Bunun için mönünüzde; et, balık, tavuk, yoğurt ve süt gibi zengin besinlere yer verin. Ayrıca aşırı açlık hissettiğiniz zamanlarda proteinle karbonhidratı karışık tüketin. Et, balık ya da tavukla bulgur pilavı yiyebilirsiniz. Bulgur hem vitamin değeri, hem posa içeriği adına faydalı bir yiyecektir. (daha fazla…)

Kronik böbrek yetmezliği

Perşembe, 29 Ocak 2009

Kronik böbrek hastalığı, bireyin ilerleyici ve genellikle kalıcı bir böbrek fonksiyon kaybı yaşaması durumudur. Böbrekler vücuttan fazla sıvıyı ve kandan atık ürünleri uzaklaştıramadıkları zaman genel bir rahatsızlığa ya da birtakım bulgulara neden olurlar.

Böbrek yetersizliğinin bazı belirtileri:
* Aşırı yorgunluk
* Bulantı ve kusma
* Solunum sıkıntısı
* Uyumada güçlük
* Yüzde, ellerde ve ayaklarda şişme
* İştah kaybı
* Kaşıntı
* Hipertansiyon (daha fazla…)

Böbrek hastalıkları

Perşembe, 29 Ocak 2009

BÖBREK HASTALIKLARI SİNSİCE İLERLER

Böbrek hastalıklarının çoğu bilinenin aksine son derece belirtisiz ve ağrısız seyreder. Halk arasında genel olarak idrarın kanlı gelmesi, idrar yaparken yanma ve acıma, belin iki veya tek tarafında yan ağrıları böbrek hastalığı belirtisi olarak bilinir. Böbreklerin işlevlerinin azalması veya kaybolması, ani başlangıçlı (akut) veya yıllar içerisinde sessizce (kronik) oluşabilir. Kandaki atık maddelerin atılamayıp birikmesi sonucu bütün organları etkileyen ve komaya kadar gidebilen bir zehirlenme tablosu meydana gelir. (daha fazla…)

DNA testine göre çocuk yumurtayı veren annenin!

Perşembe, 01 Ocak 2009

* Taşıyıcı anne istemezse, doğan çocuğu vermeyebilir mi?
Bilmiyorum çünkü ailelerin çoğu ile daha sonra diyaloğumuz kopuyor. Hayatlarının nasıl devam ettiğini inceleyemiyoruz. Girit’te yalnızca operasyon yapılıyor ve hamilelik gerçekleşiyor. Bu konuda bilgimiz yok. Taşıyıcı annenin çocuğa bağlanması mümkün. Ama çocuk yumurtayı verenindir. Bu da; DNA testinde yüzde 100 belli olur.

* Taşıyıcı annenin doğurduğu bir bebek, nasıl yumurtayı veren annenin nüfusuna kaydedilebiliyor?
Biz, ona da karışmıyoruz. Türkiye’de yasak olduğu için aileler muhtemelen zorlanıyorlardır. Annenin evde doğum yapmış gibi gösterilmesi gerekiyor. Bunlar aile için son derece yıpratıcı süreçler. Ama insanlardaki anne-baba olma arzusu, bütün bu zorlukların aşılmasını sağlıyor. (daha fazla…)

Böbreklerinizi korumak istiyorsanız

Cuma, 07 Kasım 2008

İdrarı tutmanın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu belirten uzmanlara göre; idrarın, idrar kesesinden böbreklere geri kaçması böbreklerde zarara yol açıyor. Vücudun her gün 1.5 litre suya ihtiyaç duyduğunu söyleyen uzmanlar, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğine dikkat çekiyor.

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Üroloji ve Üro Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Güven Serin, vücudun, zararlı hale gelmiş sıvı atıkları idrar olarak dışarı atmak zorunda olduğunu kaydetti. Aksi halde biriken idrarın, önce idrar torbasına, sonra idrar torbasıyla böbrekleri birleştiren borulara ve sonra da böbreklere baskı yaparak veya kolayca mikroplarla buluşarak böbrek yetmezliğine sebep olabileceğini anlattı. Prof Dr. Sevin, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğini vurguladı. (daha fazla…)