‘Haber’ kategorisi için Arşiv

DNA testine göre çocuk yumurtayı veren annenin!

Perşembe, 01 Ocak 2009

* Taşıyıcı anne istemezse, doğan çocuğu vermeyebilir mi?
Bilmiyorum çünkü ailelerin çoğu ile daha sonra diyaloğumuz kopuyor. Hayatlarının nasıl devam ettiğini inceleyemiyoruz. Girit’te yalnızca operasyon yapılıyor ve hamilelik gerçekleşiyor. Bu konuda bilgimiz yok. Taşıyıcı annenin çocuğa bağlanması mümkün. Ama çocuk yumurtayı verenindir. Bu da; DNA testinde yüzde 100 belli olur.

* Taşıyıcı annenin doğurduğu bir bebek, nasıl yumurtayı veren annenin nüfusuna kaydedilebiliyor?
Biz, ona da karışmıyoruz. Türkiye’de yasak olduğu için aileler muhtemelen zorlanıyorlardır. Annenin evde doğum yapmış gibi gösterilmesi gerekiyor. Bunlar aile için son derece yıpratıcı süreçler. Ama insanlardaki anne-baba olma arzusu, bütün bu zorlukların aşılmasını sağlıyor. (daha fazla…)

Böbreklerinizi korumak istiyorsanız

Cuma, 07 Kasım 2008

İdrarı tutmanın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu belirten uzmanlara göre; idrarın, idrar kesesinden böbreklere geri kaçması böbreklerde zarara yol açıyor. Vücudun her gün 1.5 litre suya ihtiyaç duyduğunu söyleyen uzmanlar, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğine dikkat çekiyor.

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Üroloji ve Üro Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Güven Serin, vücudun, zararlı hale gelmiş sıvı atıkları idrar olarak dışarı atmak zorunda olduğunu kaydetti. Aksi halde biriken idrarın, önce idrar torbasına, sonra idrar torbasıyla böbrekleri birleştiren borulara ve sonra da böbreklere baskı yaparak veya kolayca mikroplarla buluşarak böbrek yetmezliğine sebep olabileceğini anlattı. Prof Dr. Sevin, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğini vurguladı. (daha fazla…)

Nobellik HPV 2 milyon hayat kurtaracak

Cuma, 10 Ekim 2008

Alman bilim adamı Harald zur Hausen’in bulduğu HPV virüsünden sonra ortaya çıkarılan rahim ağzı kanseri aşısı dünyadaki ilk kanser aşısı olma özelliğini taşıyor. Rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlar arasında en sık görülen ikinci kanser türü ve her iki dakikada bir kadının hayatını kaybetmesine neden oluyor. Rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen bu aşı sayesinde 250 binin üzerinde olan ölüm oranının önüne geçilmeye başlandı. Bazı ülkelerde rahim ağzı kanseri kadınlarda birinci ölüm nedeni. Oysa küçük bir simir testiyle erken aşamada yakalanan rahim ağzı kanserinin tedavisi son derece kolay. Aşı sayesinde yeni nesiller bu kanserle belki de hiç tanışmayacak. Kanada, Avustralya ve Teksas’ta zorunlu olan aşı İtalya’da da ücretsiz…

Yüzde 90 etkili
Aşı yüzde 90 etkili. Yapılan çalışmalara göre bu aşı, ömür boyu rahim ağzı kanseri vakalarını yüzde 62 oranında azaltabiliyor. Tüm dünyada HPV’ye rastlanma oranı yüksek. Aşının ortalama cinselliğe başlama yaşı olan 12 yaşından itibaren yılda 3 doz şeklinde uygulanması öneriliyor. Hangi yaşta olursa olsun risk grubuna giren kadınlara uygulanıyor. (daha fazla…)

Kalbini seven kırmızı giysin

Cumartesi, 27 Eylül 2008

Kalbini seven kırmızı giysin

Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) ve Becel, kalp ve damar hastalıklarının önlenebilir olduğuna dikkat çekmek için “Kalbini sev kırmızı giy” kampanyası başlattı. Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan TKD Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, 28 Eylül Dünya Kalp Günü’nde, kalp-damar hastalıklarının bir numaralı ölüm nedeni olduğunu hatırlattı. Erol, şunları söyledi: “Kalp her zaman aşk figürü olarak kırmızı çizilir. Kanımızın, bayrağımızın rengi kırmızı. Türk milleti kırmızıyı çok sever. Farkındalık yaratmak için ideal bir renk. Herkesi kırmızı giymeye davet ediyoruz. Dünyada her gün 120 uçak dolusu insan ölüyor.”

Çocuklarda sinüzit işitme kaybına neden olabilir

Çarşamba, 24 Eylül 2008

Kış aylarında ve okul döneminde çocuklarda sinüzit oluşumundaki artışın önemli bir sağlık sorunu olduğunu fakat çoğu kez gözden kaçırılarak ihmal edildiğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir, sinüzitin işitme kaybı ile sonlanabilecek orta kulak iltihaplanmalarına ya da kronik akciğer sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti…

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir; çocuklarda bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olmasının, alerjik eğilimlerin ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıkça görülmesinin, çocukları sinüzit hastalığına daha eğilimli kıldığını söyledi.

Çocuk sinüzitlerinin inatçı ve sık sık tekrarlayabilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Şeneldir, sinüzitin yazın iyileştiğini ancak kışın yeniden tekrarladığını da sözlerine ekledi.

Opr. Dr. Süreyya Şeneldir, çocukların sinüzit olup olmadığını anlayabilmek için aileleri bazı belirtilere dikkat etmesi konusunda uyardı: “Çocukluk yaş grubunda sinüzite ait bulgular soğuk algınlığı ile hemen hemen aynıdır. Semptomlar 7 veya 10 günden daha uzun sürerse sinüzit açısından değerlendirmek gerekir. Genellikle sinüs enfeksiyonlarında aşağıdaki bulgular saptanır.” (daha fazla…)

Yine sağlık skandalı 13 bebek daha öldü

Pazartesi, 22 Eylül 2008

İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 24 saatte 13 bebek öldü Bebeklerin ölüm nedeni alınan numunelerin incelenmesiyle belirlenecek..
Hastanenin Yenidoğan Ünitesi’nde önceki akşam 5 bebek öldü. Dün sabah rakam 13′e çıktı. Ölümlere hastane enfeksiyonunun neden olduğu sanılıyor. Kesin neden bebeklerden alınan numunelerin incelenmesi sonrasında yarın belirlenecek. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yönetimi ayrı ayrı soruşturma başlattı.
(daha fazla…)

Neden yüzümüz kızarır?( Yüz kızarmasının sebebleri)

Perşembe, 18 Eylül 2008

Yüz kızarması çoğumuzun günlük hayatında karşılaştığı bir durumdur. Özellikle gençlik yıllarında mahcubiyet anlarında yüz kızarması hepimizin başına gelmiştir.
Vücudumuz stres, utanma, veya kaygı sonucunda aniden oluşan yüksek ısıyı, derinin yüzeyine yakın kan damarlarını genişleterek atmaya çalışır. Bu da bazı kişilerde yüzün kızarmasına neden olur. Egzersiz, sıcak bir duş veya seksten sonra yüz kızarması, aşırı olmadığı sürece, normal bir reaksiyondur. Alkol alınması, sıcak içecekler, çok baharatlı yemekler ya da bazı hazır yemeklerde ve lokanta yemeklerinde bulunan monosodyum glutamat yüz kızarmasına neden olabilir.

Hamilelikte oluşabilir

Kadınlarda yüz kızarmasının başka özel nedenleri de vardır. Sözgelimi hamilelikte vücuttaki değişen hormon düzeyleri ve kan hacmindeki artış, ara sıra yüz kızarmasına yol açabilir. Menopoz dönemimde (daha fazla…)

Çin tıbbı’ ile 10 yaş gençleşin

Çarşamba, 17 Eylül 2008

Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor.

Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz…

Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor. Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz. Mesela ginseng çayı ışıl ışıl bir cilde kavuşmanızı sağlıyor, jojoba ve kişniş yağı ile yapılan cilt masajı derin kırışıklıkların giderilmesinde etkili. İşte Çin tıbbının sağlık ve güzellik formülleri. (daha fazla…)

Sezaryenle doğum sınırı ‘yüzde 15′

Çarşamba, 17 Eylül 2008

Sağlık Bakanlığı’nın, 1 Eylül’de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak.
Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20′yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15′i geçmemesi gerekiyor.

Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, Türkiye’deki sezaryen oranlarının yüksek olduğunu ve bu oranları sorguladıklarını bildirdi. (daha fazla…)

Stockholm’de dünyanın en büyük onkoloji kongresi

Çarşamba, 17 Eylül 2008

Stockholm’ün fuar merkezinde başlayan Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği (ESMO) Kongresi’ne Türkiye’den de 150 kişi olmak üzere toplam 9 bin 500 doktor katılıyor.

Kongreye katılan Türk doktorlardan Isparta Hastanesi Onkoloji Hekimi Murat Koçer, “Periyodik olarak dünyada düzenlenen en büyük kongrelerden biri, bu her şeyiyle ilgili bir kanser kongresi.

Kanserle ilgili son çalışmalar hakkında bütün dünyada bulunan onkologlara buradan bilgi veriliyor. Kanserle ilgili birçok alanda bilmediğimiz bakir nokta var. (daha fazla…)