<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri dalak.net &#187; Haber</title>
	<atom:link href="http://www.dalak.net/cat/haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dalak.net</link>
	<description>DaLak.NeT Sağlık Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2009 17:33:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>DNA testine göre çocuk yumurtayı veren annenin!</title>
		<link>http://www.dalak.net/dna-testine-gore-cocuk-yumurtayi-veren-annenin/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/dna-testine-gore-cocuk-yumurtayi-veren-annenin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 08:57:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=611</guid>
		<description><![CDATA[


 * Taşıyıcı anne istemezse, doğan çocuğu vermeyebilir mi?
Bilmiyorum çünkü ailelerin çoğu ile daha sonra diyaloğumuz kopuyor. Hayatlarının nasıl devam ettiğini inceleyemiyoruz. Girit&#8217;te yalnızca operasyon yapılıyor ve hamilelik gerçekleşiyor. Bu konuda bilgimiz yok. Taşıyıcı annenin çocuğa bağlanması mümkün. Ama çocuk yumurtayı verenindir. Bu da; DNA testinde yüzde 100 belli olur.
* Taşıyıcı annenin doğurduğu bir bebek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dalak.net/wp-content/dna.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-612" title="dna" src="http://www.dalak.net/wp-content/dna.jpg" alt="" width="240" height="224" /></a>* <strong>Taşıyıcı anne istemezse, doğan çocuğu vermeyebilir mi?<br />
</strong>Bilmiyorum çünkü ailelerin çoğu ile daha sonra diyaloğumuz kopuyor. Hayatlarının nasıl devam ettiğini inceleyemiyoruz. Girit&#8217;te yalnızca operasyon yapılıyor ve hamilelik gerçekleşiyor. Bu konuda bilgimiz yok. Taşıyıcı annenin çocuğa bağlanması mümkün. Ama çocuk yumurtayı verenindir. Bu da; DNA testinde yüzde 100 belli olur.</p>
<p>* <strong>Taşıyıcı annenin doğurduğu bir bebek, nasıl yumurtayı veren annenin nüfusuna kaydedilebiliyor?<br />
</strong>Biz, ona da karışmıyoruz. Türkiye&#8217;de yasak olduğu için aileler muhtemelen zorlanıyorlardır. Annenin evde doğum yapmış gibi gösterilmesi gerekiyor. Bunlar aile için son derece yıpratıcı süreçler. Ama insanlardaki anne-baba olma arzusu, bütün bu zorlukların aşılmasını sağlıyor.<span id="more-611"></span></p>
<p><strong>BEDAVAYA TAŞIYAN DA VAR 40 BİN DOLAR ÜCRET ALAN DA!</strong><br />
* <strong>Profesyonel olarak taşıyıcı annelik yapanlar var mı?<br />
</strong>Türkiye&#8217;de bu konuda bir girişim yok. Ama konu annelikse, bir kadın dünyanın neresinde olursa olsun her imkana ulaşmak istiyor. Mesela Bir Türk aile Amerika&#8217;da yaşayan bir Türk kadını taşıyıcı anne olarak bulmuştu. Doğurduktan sonra çocuğu aldılar çünkü Amerika&#8217;da anlaşma yapmışlardı. Kaliforniya&#8217;da hukuki olarak sözleşme yapılabiliyor, kontratın hukuki geçerliliği var. Sonra bize Girit&#8217;e taşıyıcı anne ile gitmek isteyen başka bir aile başvurdu. Yanlarında yine aynı taşıyıcı kadın vardı.</p>
<p>* <strong>Taşıyıcı anneler için üst üste doğum yapmak sakıncalı değil mi?<br />
</strong>Amerika&#8217;nın bazı bölgelerinde bu işin pazarı oluşmuş durumda. Daha önce taşıyıcı annelik yapmış kadınlar daha fazla tercih ediliyor. İlk kez taşıyıcı annelik yaparken 10 bin dolar ücret alan kadınlar, ikinci ya da üçüncü kez yaptıklarında ücretleri 30-40 bin dolara çıkıyor. Sadece vicdani olarak bir kadını anne yapabilmek için taşıyıcı annelik yapanlar da var. Onlar genelde, hamilelik döneminde düzenli beslenmek için gider masraflarını alıyor. sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/dna-testine-gore-cocuk-yumurtayi-veren-annenin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbreklerinizi korumak istiyorsanız</title>
		<link>http://www.dalak.net/bobreklerinizi-korumak-istiyorsaniz/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/bobreklerinizi-korumak-istiyorsaniz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 13:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbreklerinizi korumak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=595</guid>
		<description><![CDATA[İdrarı tutmanın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu belirten uzmanlara göre; idrarın, idrar kesesinden böbreklere geri kaçması böbreklerde zarara yol açıyor. Vücudun her gün 1.5 litre suya ihtiyaç duyduğunu söyleyen uzmanlar, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğine dikkat çekiyor.
Bursa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dalak.net/wp-content/idrartutma.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-596" title="idrartutma" src="http://www.dalak.net/wp-content/idrartutma.jpg" alt="" width="121" height="155" /></a>İdrarı tutmanın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu belirten uzmanlara göre; idrarın, idrar kesesinden böbreklere geri kaçması böbreklerde zarara yol açıyor. Vücudun her gün 1.5 litre suya ihtiyaç duyduğunu söyleyen uzmanlar, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Bursa Özel Bahar Hastanesi&#8217;nden Üroloji ve Üro Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Güven Serin, vücudun, zararlı hale gelmiş sıvı atıkları idrar olarak dışarı atmak zorunda olduğunu kaydetti. Aksi halde biriken idrarın, önce idrar torbasına, sonra idrar torbasıyla böbrekleri birleştiren borulara ve sonra da böbreklere baskı yaparak veya kolayca mikroplarla buluşarak böbrek yetmezliğine sebep olabileceğini anlattı. Prof Dr. Sevin, idrar torbasının normalde 300-350 mililitreye kadar dolabildiğini, bunun boşaltılmaması halinde yeni gelen idrarın, idrar torbasını gerginleştirdiğini, bunun da kas yapısının zayıflamasına neden olabildiğini vurguladı.<span id="more-595"></span></p>
<p>İdrarı tutmanın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sevin; &#8220;Kız çocuklarında idrarı tutma, bekletme, sıkıştırma, tuvalete gitmeye direnme, çeşitli vücut hareketleriyle idrarı geri itmeye çalışma ve kasma daha sık görülmektedir. Küçük çocuklarda ise oyuna dalmak, çizgi film seyretmek gibi gerekçelerle idrarı boşaltmak ertelenebilmektedir. Sonuçta bazen idrarın kaçırılması ya da tuvalete son anda yetişmek gibi durumlarla karşılaşılabilmektedir&#8221; dedi.</p>
<p>İdrarın idrar kesesinden böbreklere geri kaçması böbreklerde zarara yol açtığını vurgulayan Sevin, şunları söyledi: &#8220;İdrarı dışarıya boşaltan kanalın erkeklere göre daha kısa olduğu için kadınlarda ve kız çocuklarında sistitin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu nedenle çocuklara küçük yaşta doğru tuvalet alışkanlığını kazandırmanın, tuvalet eğitiminde aceleci ve baskıcı olmamanın, ileride oluşabilecek böbrek ve idrar yolu hastalıklarından korunmada büyük önem taşıyacağının unutulmaması gerekir. Böbreklere idrar kaçması sonucu ortaya çıkan böbrek yetmezliği özellikle çocuklar için önemli bir sorundur. Böyle bir durumda çocuklara 2 -3 saatte bir düzenli olarak idrara gitme eğitimi verilmelidir.&#8221;<br />
Cihan-haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/bobreklerinizi-korumak-istiyorsaniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nobellik HPV 2 milyon hayat kurtaracak</title>
		<link>http://www.dalak.net/nobellik-hpv-2-milyon-hayat-kurtaracak/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/nobellik-hpv-2-milyon-hayat-kurtaracak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 10:35:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Nobellik HPV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Alman bilim adamı Harald zur Hausen&#8217;in bulduğu HPV virüsünden sonra ortaya çıkarılan rahim ağzı kanseri aşısı dünyadaki ilk kanser aşısı olma özelliğini taşıyor. Rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlar arasında en sık görülen ikinci kanser türü ve her iki dakikada bir kadının hayatını kaybetmesine neden oluyor. Rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen bu aşı sayesinde 250 binin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dalak.net/wp-content/nobellik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-565" title="nobellik" src="http://www.dalak.net/wp-content/nobellik.jpg" alt="" width="200" height="280" /></a>Alman bilim adamı Harald zur Hausen&#8217;in bulduğu HPV virüsünden sonra ortaya çıkarılan rahim ağzı kanseri aşısı dünyadaki ilk kanser aşısı olma özelliğini taşıyor. Rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlar arasında en sık görülen ikinci kanser türü ve her iki dakikada bir kadının hayatını kaybetmesine neden oluyor. Rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen bu aşı sayesinde 250 binin üzerinde olan ölüm oranının önüne geçilmeye başlandı. Bazı ülkelerde rahim ağzı kanseri kadınlarda birinci ölüm nedeni. Oysa küçük bir simir testiyle erken aşamada yakalanan rahim ağzı kanserinin tedavisi son derece kolay. Aşı sayesinde yeni nesiller bu kanserle belki de hiç tanışmayacak. Kanada, Avustralya ve Teksas&#8217;ta zorunlu olan aşı İtalya&#8217;da da ücretsiz&#8230;</p>
<p>Yüzde 90 etkili<br />
Aşı yüzde 90 etkili. Yapılan çalışmalara göre bu aşı, ömür boyu rahim ağzı kanseri vakalarını yüzde 62 oranında azaltabiliyor. Tüm dünyada HPV&#8217;ye rastlanma oranı yüksek. Aşının ortalama cinselliğe başlama yaşı olan 12 yaşından itibaren yılda 3 doz şeklinde uygulanması öneriliyor. Hangi yaşta olursa olsun risk grubuna giren kadınlara uygulanıyor.<span id="more-564"></span></p>
<p>Erkeğe de yapılıyor<br />
HPV, cinsel ilişki sırasında, hemen hemen yüzde 99 erkekten kadına bulaşabildiği için erkeklere de yapılması öneriliyor. HPV&#8217;nin bulaşma nedenleri sırasında cinsel ilişki birinci sırada yer alıyor. Bu virüs ayrıca jakuzi, banyo ve umumi tuvaletlerden de kolaylıkla bulaşabiliyor. Eğer erkek sünnetliyse ve bu virüsle karşılaşmışsa, bir soruna yol açmıyor ama hayatı boyunca bu virüsü bulaştırıyor. Sünnetsiz erkeklerde ise penis kanserine neden olabiliyor. Bu nedenle erkeklere de kadınlar gibi uygulanması öneriliyor. HPV virüsüne karşı geliştirilen rahim ağzı kanseri aşısı Türkiye&#8217;de de uygulanıyor. Aşının vürüsle yeni temas etmiş kişilerde tedavi edici etkisi olduğu bile öne sürülüyor. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın 2008 yılında 1800 kadın üzerinde yapıtığı güncel bir çalışmasında katılımcıların yüzde 11&#8242;inde genital siğillerin varlığı gözlenmiş. Türkiye&#8217;de de yaygın olduğu gözlenen HPV&#8217;ye karşı aşı öneriliyor. sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/nobellik-hpv-2-milyon-hayat-kurtaracak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbini seven kırmızı giysin</title>
		<link>http://www.dalak.net/kalbini-seven-kirmizi-giysin/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/kalbini-seven-kirmizi-giysin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 11:42:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbini seven]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve damar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı giysin]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kardiyoloji Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=518</guid>
		<description><![CDATA[  Kalbini seven kırmızı giysin
Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) ve Becel, kalp ve damar hastalıklarının önlenebilir olduğuna dikkat çekmek için “Kalbini sev kırmızı giy” kampanyası başlattı. Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan TKD Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, 28 Eylül Dünya Kalp Günü’nde, kalp-damar hastalıklarının bir numaralı ölüm nedeni olduğunu hatırlattı. Erol, şunları söyledi: “Kalp her zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>  Kalbini seven kırmızı giysin</p>
<p>Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) ve Becel, kalp ve damar hastalıklarının önlenebilir olduğuna dikkat çekmek için “Kalbini sev kırmızı giy” kampanyası başlattı. Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan TKD Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, 28 Eylül Dünya Kalp Günü’nde, kalp-damar hastalıklarının bir numaralı ölüm nedeni olduğunu hatırlattı. Erol, şunları söyledi: “Kalp her zaman aşk figürü olarak kırmızı çizilir. Kanımızın, bayrağımızın rengi kırmızı. Türk milleti kırmızıyı çok sever. Farkındalık yaratmak için ideal bir renk. Herkesi kırmızı giymeye davet ediyoruz. Dünyada her gün 120 uçak dolusu insan ölüyor.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/kalbini-seven-kirmizi-giysin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda sinüzit işitme kaybına neden olabilir</title>
		<link>http://www.dalak.net/cocuklarda-sinuzit-isitme-kaybina-neden-olabilir/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/cocuklarda-sinuzit-isitme-kaybina-neden-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 01:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kronik akciğer sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihaplanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Kış aylarında ve okul döneminde çocuklarda sinüzit oluşumundaki artışın önemli bir sağlık sorunu olduğunu fakat çoğu kez gözden kaçırılarak ihmal edildiğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir, sinüzitin işitme kaybı ile sonlanabilecek orta kulak iltihaplanmalarına ya da kronik akciğer sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti…

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir; çocuklarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında ve okul döneminde çocuklarda sinüzit oluşumundaki artışın önemli bir sağlık sorunu olduğunu fakat çoğu kez gözden kaçırılarak ihmal edildiğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir, sinüzitin işitme kaybı ile sonlanabilecek orta kulak iltihaplanmalarına ya da kronik akciğer sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti…<br />
<img alt="" src="http://www.anneyiz.biz/images/index/ozelhaber/11149.jpg" class="alignnone" width="310" height="214" /><br />
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir; çocuklarda bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olmasının, alerjik eğilimlerin ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıkça görülmesinin, çocukları sinüzit hastalığına daha eğilimli kıldığını söyledi.</p>
<p>Çocuk sinüzitlerinin inatçı ve sık sık tekrarlayabilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Şeneldir, sinüzitin yazın iyileştiğini ancak kışın yeniden tekrarladığını da sözlerine ekledi.</p>
<p>Opr. Dr. Süreyya Şeneldir, çocukların sinüzit olup olmadığını anlayabilmek için aileleri bazı belirtilere dikkat etmesi konusunda uyardı: “Çocukluk yaş grubunda sinüzite ait bulgular soğuk algınlığı ile hemen hemen aynıdır. Semptomlar 7 veya 10 günden daha uzun sürerse sinüzit açısından değerlendirmek gerekir. Genellikle sinüs enfeksiyonlarında aşağıdaki bulgular saptanır.”<span id="more-499"></span></p>
<p>- Ateş</p>
<p>- Sarı-yeşil burun akıntısı</p>
<p>- Öksürük</p>
<p>- Baş ağrısı</p>
<p>- Yüzde ağrı veya basınç hissi</p>
<p>- Konjesyon</p>
<p>- Göz etrafında şişlik</p>
<p>- Hapşırma atakları</p>
<p>Sinüzitin Tanısı Nasıl Konur?<br />
KBB Uzmanı tarafından çocuğun kulakları, burnu ve boğazı muayene edilir. Olası tanıya götürebilecek şekilde hastalığı hakkında aileden bilgi alınır. Muayene esnasında burnun içerisini ve geniz bölgesini görebilmek için özel ince endoskopların kullanılması ile kesin tanı konulabilir. Bu endoskopik muayene; çocukla güvene dayanan, bir iletişim kurabilen her deneyimli uzman tarafından muayenehane koşullarında ve her yaşta çocuğa rahatlıkla yapılabilir. Sık olmayarak sinüslerin durumunu değerlendirebilmek amacıyla ‘Bilgisayarlı Tomografi’de istenebilir.</p>
<p>Sinüzit Nasıl Tedavi Edilir?</p>
<p>Akut Sinüzit<br />
Bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi henüz başlamış sinüzitlerde çoğu çocuk antibiyotik tedavisine oldukça iyi yanıt verir. Akıntı kesici ilaçlar ve burun açıcı spreylerin kısa dönem kullanımı ile burun açıklığı sağlanabilir. Tuzlu su damlaları veya spreyleri ile akıntıların kıvamı yumuşatılabilir ve mukozanın iyileşmesi hızlandırılabilir. Eğer çocukta akut sinüzit varsa, bu tedavi ile belirtilerde birkaç gün içinde düzelme başlar. Ancak burada belirgin düzelme olsa da, özellikle antibiyotik tedavisini sonuna kadar tamamlamak çok önemlidir. Bu aşamada ayrıca sinüzitin ağırlaşmasına katkıda bulunabilecek alerji veya diğer hastalıklar da tedavi ve takip edilmelidir.</p>
<p>Kronik Sinüzit<br />
Eğer çocuğun sinüzit belirtileri 2-3 ay kadar sürüyorsa bu duruma kronik yani ‘müzmin sinüzit’ diyoruz. Eğer çocukta kronik sinüzit varsa veya senede 4-6 defa tekrarlayan akut sinüzit atakları yaşıyorsa mutlaka bir Kulak-Burun-Boğaz (KBB) uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Bu durumda, kronik sinüzite neden olabilecek altta yatan sebepler belirlenir ve ancak bu sebeplerin doğru saptanması halinde bu inatçı hastalığın uygun tedavisi yapılabilir.</p>
<p>Hastalığın Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir?<br />
Günlük hayatınızdaki koşullarda küçük değişikler yaparak çocuğunuzda sinüzit riskini azaltabilirsiniz. Örneğin kış aylarında, özellikle kaloriferli evlerde iyice kuruyan havayı, solunum yolları için ideal olan yüzde 35 ilâ yüzde 50 nem oranına ulaşacak şekilde bir nemlendirme cihazı ile nemlendirmek yararlıdır. Yaz aylarında çocuğunuz yüzme havuzuna giriyorsa, başını suyun dışında tutmasını ve derine dalmamasını tavsiye ediniz. Sigara içiyorsanız, bırakınız. Çocuğunuz allerjik bünyeliyse, allerji önlemlerine ve tedavisine her zaman özen göstermelisiniz. Ayrıca mümkün olduğu kadar sık banyo yapmasını sağlamalısınız.</p>
<p>Çocuklara sinüzit cerrahisi uygulanabilir mi?<br />
Çocuklarda, ciddi bir ilaç tedavisi ile çözülemeyen sinüzit vakalarında ameliyat gündeme gelebilir, ancak çocukların, yüz ve kemik gelişimi henüz tamamlanmadığı için yapılacak olan ameliyatın geç dönem sonuçlarının problem yaratabilme ihtimali vardır.</p>
<p>Asimetrik yüz gelişimi gibi ihtimallere karşı bu ameliyat için çok fazla düşünülmeli ve çocuğun mümkün olduğu kadar büyümesi beklenmelidir. Pratikte 10 yaşın altında ameliyat endikasyonu çok nadirdir. Buna karşın kronik sinüzitli bir çocukta geniz eti ameliyatı en kısa sürede yapılmalıdır. Hipertrofik geniz etleri, hem burnu tıkadığı hem de bakterilere yuva oluşturduğu için alınmalıdır. Bu, en azından yıllık olarak geçirilen enfeksiyon sayısını azaltmaya yarayacaktır. anneyiz.biz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/cocuklarda-sinuzit-isitme-kaybina-neden-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yine sağlık skandalı 13 bebek daha öldü</title>
		<link>http://www.dalak.net/yine-saglik-skandali-13-bebek-daha-oldu/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/yine-saglik-skandali-13-bebek-daha-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 19:51:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nde 24 saatte 13 bebek öldü Bebeklerin ölüm nedeni alınan numunelerin incelenmesiyle belirlenecek..
Hastanenin Yenidoğan Ünitesi&#8217;nde önceki akşam 5 bebek öldü. Dün sabah rakam 13&#8242;e çıktı. Ölümlere hastane enfeksiyonunun neden olduğu sanılıyor. Kesin neden bebeklerden alınan numunelerin incelenmesi sonrasında yarın belirlenecek. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yönetimi ayrı ayrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nde 24 saatte 13 bebek öldü Bebeklerin ölüm nedeni alınan numunelerin incelenmesiyle belirlenecek..<br />
Hastanenin Yenidoğan Ünitesi&#8217;nde önceki akşam 5 bebek öldü. Dün sabah rakam 13&#8242;e çıktı. Ölümlere hastane enfeksiyonunun neden olduğu sanılıyor. Kesin neden bebeklerden alınan numunelerin incelenmesi sonrasında yarın belirlenecek. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yönetimi ayrı ayrı soruşturma başlattı.<br />
<span id="more-497"></span><br />
SAVCILIK ARAŞTIRIYOR<br />
Başhekim Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı, servisin toplam 45 bebek kapasiteli olduğunu belirterek, &#8220;Ölümlerin ardında enfeksiyon şüphesi var. Normal koşullarda 3 günlük bir periyotta 5- 6 bebeği kaybedebiliyoruz. Aylıkta bu sayı 15- 16&#8242;yı, en fazla 20&#8242;yi geçmez&#8221; dedi. Yiğitbaşı, ölen bebeklerin bazılarının cenazesinin ailelere verildiğini söyledi. Olayla ilgili incelemeyi sürdüren Cumhuriyet Savcısı Ertuğrul Hastaoğlu ise &#8220;Olayda ihmal olup olmadığını araştırıyoruz&#8221; dedi. öte yandan Sağlık Bakanlığı tarafından bir müfettiş ve bilimsel inceleme heyeti oluşturulduğu, ekibin çalışmalarına bugün başlayacağı vurgulandı. sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/yine-saglik-skandali-13-bebek-daha-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden yüzümüz kızarır?( Yüz kızarmasının sebebleri)</title>
		<link>http://www.dalak.net/neden-yuzumuz-kizarir-yuz-kizarmasinin-sebebleri/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/neden-yuzumuz-kizarir-yuz-kizarmasinin-sebebleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 00:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Hasan İnsel]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda yüz kızarması]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[monosodyum glutamat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[Yüz kızarması çoğumuzun günlük hayatında karşılaştığı bir durumdur. Özellikle gençlik yıllarında mahcubiyet anlarında yüz kızarması hepimizin başına gelmiştir.
Vücudumuz stres, utanma, veya kaygı sonucunda aniden oluşan yüksek ısıyı, derinin yüzeyine yakın kan damarlarını genişleterek atmaya çalışır. Bu da bazı kişilerde yüzün kızarmasına neden olur. Egzersiz, sıcak bir duş veya seksten sonra yüz kızarması, aşırı olmadığı sürece, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüz kızarması çoğumuzun günlük hayatında karşılaştığı bir durumdur. Özellikle gençlik yıllarında mahcubiyet anlarında yüz kızarması hepimizin başına gelmiştir.<br />
Vücudumuz stres, utanma, veya kaygı sonucunda aniden oluşan yüksek ısıyı, derinin yüzeyine yakın kan damarlarını genişleterek atmaya çalışır. Bu da bazı kişilerde yüzün kızarmasına neden olur. Egzersiz, sıcak bir duş veya seksten sonra yüz kızarması, aşırı olmadığı sürece, normal bir reaksiyondur. Alkol alınması, sıcak içecekler, çok baharatlı yemekler ya da bazı hazır yemeklerde ve lokanta yemeklerinde bulunan monosodyum glutamat yüz kızarmasına neden olabilir.<br />
<img alt="" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2008/09/16/fft17_mf103539.Jpeg" class="alignnone" width="207" height="300" /><br />
Hamilelikte oluşabilir </p>
<p>Kadınlarda yüz kızarmasının başka özel nedenleri de vardır. Sözgelimi hamilelikte vücuttaki değişen hormon düzeyleri ve kan hacmindeki artış, ara sıra yüz kızarmasına yol açabilir. Menopoz dönemimde<span id="more-440"></span> ise östrojen hormonuun yavaş yavaş azalması, yüz kızarması ataklarıyla kendini belli edebilir.<br />
Enfeksiyona bağlı ateş, çok soğuğa veya sıcağa maruz kalınması, güneş yanması gibi vücut ısısının yükselmesine neden olan her şey yüz kızarması sonucunu doğurabilir. Bu tetikleyiciler bazı kişileri etkilerken, bazılarını etkilemeyebilir. Ayrıca yüz kızarmasının ailevi özelliği de vardır. Öyle ki bazı ailelerin birçok üyesinde yüz kızarması sık görülür. Şeker hastalığından kalp sorunlarına kadar birçok kronik hastalık ve aşırı çalışan tiroid bezi veya iç salgı bezlerinin bazı bozuklukları, bazı tümörler gibi hastalıklar yüz kızarmasına neden olabilirler.<br />
Eğer yüz kızarması sık tekrarlıyorsa veya aniden dikkat çeker şekilde başladıysa doktorunuza danışmalısınız, bunun normal bir durum mu olduğu veya başka bir sebepten mi kaynaklandığı ancak doktorunuz tarafından söylenebilir. Bazı cilt hastalıkları da yüz kızarması nedeni olabilir. Örneğin burnun her iki yanında kelebek tarzında kızarıklık belirli cilt hastalığını düşündürebilir, doktorunuz size bu konuda yardımcı olur.<br />
Yüz kızarmasının aldığımız bazı ilaçların yan etkisi de olabileceğini unutmamalıyız. Yüksek tansiyon ilaçları gibi kalp damar sistemiyle ilgili bazı ilaç tedavileri yüz kızarmasına neden olabilir. Yüksek kolesterolü düşürmek için yüksek dozlarda kullanılan bir B vitamini olan niasine karşı sık görülen bir reaksiyon, yüz kızarmasıdır.</p>
<p>Bunlara dikkat edin</p>
<p>Sıcak basmasının normal mi olduğu yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığını anlamak için böyle durumlarda önce doktorunuza danışıp onun önerileri doğrultusunda hareket etmek en doğru yoldur.<br />
Bazı yaşam tarzı değişiklikleri sıcak basmalarınızda yardımcı olabilir:<br />
Sigara, alkol ve stres sıcak basmalarını kötüleştirici faktörlerdir. Bu risk faktörlerinden kaçınarak,  düzenli egzersiz yaparak ve iyi beslenerek sıcak basmalarını önleyebilir veya azaltabilirler.<br />
Gevşemenize yardımcı olacak ritmik solunum egzersizleriyle de sıcak basmalarını azaltabilirsiniz.<br />
Sıcak içecekler yerine soğuk içecekleri tercih edin.<br />
Küçük ve sık öğünler tüketin, böylece büyük öğünlere göre vücudunuz daha az ısı üretecektir.<br />
Az yağlı, bol posalı besinlerle beslenin.<br />
Sigara içmeyin.<br />
Kahveyi azaltın.<br />
Alkol almayın ya da sınırlayın.<br />
Vücudunuzu serin tutun.<br />
Çevrenizi serin tutun veya bir vantilatör kullanın.<br />
Birkaç kat olarak gerektiğinde üzerinizden çıkarabileceğiniz şeyler giyin.<br />
Pamuklu veya ipek gibi doğal kumaşları tercih edin.<br />
Uyurken çok örtünmeyin, ince örtüler kullanın.<br />
Stresinizi azaltın, gerekirse profesyonel yardım alın.<br />
Düzenli egzersiz yapın.<br />
Yoga veya  biofeedback gibi gevşeme tekniklerini öğrenin.</p>
<p>Sıcak basması menopoz öncesi veya sonrası etkili<br />
Yüz kızarması gibi rahatsız edici olan başka bir sorun da sıcak basmasıdır. Kadınların çoğu (yarısından fazlası) menopozdan önce veya sonra, östrojen düzeyleri azalırken sıcak basması denen olayı yaşar. Bazı kadınlarda sıcak basması, bir günde birçok defa tekrarlayabilir.<br />
Rahatsız edici olsalar da menopozda görülen sıcak basmaları aslında bir tıbbi sorunun belirtisi değil, vücudun doğal hormonal değişimlere verdiği bir yanıttır, aşırı olmadıkları sürece. Sıcak basmaları çoğunlukla, östrojen düzeyleri düşük bir seviyeye yerleşince, menopozdan sonraki ilk bir ya da iki yıl içinde geçer.  Sıcak basmaları uykunuzu veya günlük yaşamınızı etkiliyorsa kuşkusuz bunun çaresi aranmalıdır, bu durumda doktorunuz size yardımcı olacaktır.<br />
Sıcak basmaları kemoterapi, meme kanseri nedeniyle uygulanan antiöstrojen tedavisi veya overlerin ameliyatla çıkarılması sonucunda menopoza giren kadınlarda özellikle şiddetli olabilir. Dr. Hasan İnsel milliyet.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/neden-yuzumuz-kizarir-yuz-kizarmasinin-sebebleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tıbbı&#8217; ile 10 yaş gençleşin</title>
		<link>http://www.dalak.net/cin-tibbi-ile-10-yas-genclesin/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/cin-tibbi-ile-10-yas-genclesin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 07:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[Formüller]]></category>
		<category><![CDATA[ginseng çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik Formülleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=435</guid>
		<description><![CDATA[Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor.
 Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz&#8230;
  
 Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor. Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz. Mesela ginseng çayı ışıl ışıl bir cilde kavuşmanızı sağlıyor, jojoba ve kişniş yağı ile yapılan cilt masajı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor.</p>
<p> Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz&#8230;</p>
<p>  <img alt="" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2684/5822684.jpg" class="alignnone" width="200" height="200" /></p>
<p> Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor. Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz. Mesela ginseng çayı ışıl ışıl bir cilde kavuşmanızı sağlıyor, jojoba ve kişniş yağı ile yapılan cilt masajı derin kırışıklıkların giderilmesinde etkili. İşte Çin tıbbının sağlık ve güzellik formülleri.<span id="more-435"></span></p>
<p>Geleneksel Çin tıbbına göre, sağlıklı ve güzel bir bedene sahip olmak için Chi’nin, yani yaşam enerjisinin vücudumuzdaki akışının dengeli olması gerekiyor. Ancak çeşitli fiziksel veya psikolojik nedenlerden dolayı Chi akışındaki denge bozulursa, işte o zaman pek çok sorun ortaya çıkabiliyor; hem sağlığınız bozuluyor, hem de cilt güzelliğiniz olumsuz yönde etkileniyor.</p>
<p>Dolayısıyla sağlık, güzellik ve gençlik için geleneksel Çin tıbbında sıkça uygulanan ve enerji akışının vücudumuzda dengeli bir şekilde dolaşımını sağlayan 2 felsefi yöntemi hayatımıza katmamız gerekiyor. Ying &#8211; Yang dengesi, 5 element öğretisi, Geleneksel Çin tıbbında hangi yöntemlerinin hangi sorunlara karşı etkili olduğunu ve bizi nasıl gençleştirip, güzelleştirdiğini Işık Terapi Merkezi’nin uzmanları anlattı.</p>
<p>YiNG &#8211; YANG DENGESiNi SAĞLAYIN!</p>
<p>Ying tipi</p>
<p>Ying tipi kadınlar oldukça dolgun saçlara sahip oluyorlar. Ciltleri ise genellikle kuru ve hassastır. Kırışıklara ve selülite eğimli olmak ise ying tipi kadınların diğer özelliklerinden.</p>
<p>KOKU: Anason, fesleğen, limon, biberiye, portakal, gül ağacı veya tarçın&#8230; Bu meyve ve bitkilerin aroma yağlarını düzenli olarak koklamanızı öneriyoruz. İsterseniz seçtiğiniz bir bitki veya meyvenin aroma yağını şişeden koklayabilir, isterseniz 2 damlasını az miktarda suyun içine ilave ettikten sonra yağ lambasında buharlaştırabilirsiniz.</p>
<p>İŞTAHLI VE TEZCANLIYSANIZ</p>
<p>ÇAY: Vücudunuzun zayıf olan Yang yönünü tetiklemeniz için kabuğunu soyduğunuz 2 santim uzunluğundaki ginseng kökü, yine 2 santim uzunluğundaki meyan kökü ve 4 adet hurmayı, bir litre suyun içinde bir saat boyunca kaynatın. Ardından tüm malzemeleri süzgeçten geçirin. Tez canlı ve iştahlıysanız, hazırlamış olduğunuz ginseng çayı bu sorunlarınızın hafiflemesine yardımcı olacak.</p>
<p>BESLENME: Avokado, pırasa ve bitkisel yağları tüketmeye özen gösterin. Zencefil, sarımsak ve dereotu da bedeninize iyi gelecek.</p>
<p>AÇLIK KRiZiNE KARŞI</p>
<p>Yang tipi</p>
<p>Gerçek bir enerji deposu, dışa dönük bir kişilik ve fit bir beden. Bu üç özellik yang tipine ait. Bu gruba ait olan kadınların ciltleri ve saçları genellikle nemden yoksun ve yağlı bir özellik sergiliyor. Zaman zaman ortaya çıkan sivilceler de yang tipi kadınların baş etmek zorunda kaldıkları bir başka sorun. Bunların yanı sıra yang tipinde bağ dokuları gergin, kaslar da şekillenmiş oluyor.</p>
<p>KOKU: Mine çiçeği, papatya, lavanta, lotus, yasemin ve melisa gibi aromatik yağlar zayıf olan ying yönünüzü güçlendirir, yang yönünüzü ise zayıflatır.</p>
<p>ÇAY: Yarım fincan kurutulmuş orkide çiçeği ile bir santim uzunluğundaki meyankökünü 1 litre suda 20 dakika kaynatıp süzgeçten geçirin. Çayınızı 1 tatlı kaşığı balla tatlandırıp için. Cildinizin ve saçlarınızın kısa sürede güzelleştiğini göreceksiniz.</p>
<p>BESLENME: Yang tipi kadınlar şiddetli açlık krizlerine yakalanabiliyorlar. Domates, salatalık, muz, karides ve tofu, Yang tipi kadınların sakinleşmelerine yardımcı oluyor.</p>
<p>ELEMENT ÖĞRETiSiNE KULAK VERiN!</p>
<p>METAL</p>
<p>Derin kırışıklıklar veya yanaklarda oluşan sivilceler, vücudunuzdaki metal elementinin denetlediği akciğerinizde sorun yaşadığınızı gösterebiliyor. Geleneksel Çin tıbbı uzmanlarına göre; yaşam enerjiniz olan Chi&#8217; nin vücudunuzda tekrar serbestçe dolaşabilmesi için cildinizi çimdiklemelisiniz. Bir yemek kaşığı jojobo yağını, bir tasın içinde 1 damla kişniş yağı ile karıştırdıktan sonra yüzünüze sürün. Ardından cildinizi baş, işaret ve orta parmaklarınızın arasına alıp, birkaç kez yukarıya doğru çekiştirin.</p>
<p>SU</p>
<p>Saçlarınız zayıf veya gözleriniz şiş mi? Bu sevimsiz görüntüler, su elementinde bir sorun yaşandığına işaret ediyor olabilir. Ve, bu da geleneksel Çin tıbbına göre böbreklerle yakından ilgili. Sorununuzun çözümü ise aslında çok kolay: 3 yemek kaşığı badem yağını, derin bir kabın içinde birer damla tarçın ve zencefil yağıyla karıştırın. Hazırlamış olduğunuz karışımı, eşiniz, parmaklarla 8 rakamı çizer gibi, sırtınızdan kalçanıza, ardından da ensenize doğru masaj yaparak vücudunuza yedirsin. Bu masaj, göz kapağında bulunan kılcal damarlardaki lenf sıvısının yeniden akıcı hale gelmesini, saçlarınızın da daha güçlü ve daha volümlü olmasını sağlıyor.</p>
<p>ATEŞ</p>
<p>Hassas, solgun ve kızarık bir cilt, duygusal açıdan da hassas olan ve her sorunu içine atan kadınlarda ortaya çıkıyor. Dolayısıyla geleneksel Çin tıbbının ateş elementini kalple bağlantılı tutmasına şaşmamak gerek. Bu önerimiz, cildinizde ortaya çıkan yanmaların, kızarıklıkların ve içsel sıkıntılarınızın hafiflemesine yardımcı olacak: Bir yemek kaşığı badem yağını, derin bir kabın içinde bir damla lavanta yağıyla karıştırın. Hazırlamış olduğunuz bu karışımı yüzünüze ve sol göğsünüze özenle masaj yaparak yedirin.</p>
<p>AĞAÇ</p>
<p>Kırılgan tırnaklar ve göz çevresinde oluşan kırışıklar &#8216;ağaç&#8217; elementinin tipik bir sorunu. Çünkü bu element de, tıpkı bir ağacın dallarını gökyüzüne doğru uzattığı gibi, vücudumuzun gelişiminden sorumlu. Ağaç elementinin vücuttaki izdüşümlerinden biri de karaciğer. Dolayısıyla dekolte peelingi ile karaciğerinizi desteklemelisiniz. Derin bir kabın içinde, 3 yemek kaşığı pirinci, 3 yemek kaşığı jojoba yağını, 1 yemek kaşığı aloe vera jelini ve 3 damla biberiye yağını karıştırın. Daha sonra bu karışımı nemli cildinize masaj yaparak özenle yedirin.</p>
<p>TOPRAK</p>
<p>Kurumuş dudaklar, zayıf bağ dokuları ve selülitler, vücudunuzdaki toprak elementi ile mideniz arasındaki dengede sorun yaşandığının habercisi olabiliyor. Bu banyo kürü, vücudunuzun tekrar dengeye kavuşmasını sağlayacak: İki portakalı küçük küçük dilimledikten sonra bir litre suyun içinde 5 dakika boyunca kaynattıktan sonra süzgeçten geçirin. Ardından 10 damla kakule yağını ve 3 yemek kaşığı gül suyunu portakal suyuna ilave edin. Hazırladığınız bu karışımı küvetin içine dökün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/cin-tibbi-ile-10-yas-genclesin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryenle doğum sınırı &#8216;yüzde 15&#8242;</title>
		<link>http://www.dalak.net/sezaryenle-dogum-siniri-yuzde-15/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/sezaryenle-dogum-siniri-yuzde-15/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 07:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Güler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryenle Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı&#8217;nın, 1 Eylül&#8217;de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi&#8217;ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak.
Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20&#8242;yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15&#8242;i geçmemesi gerekiyor. 
Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın, 1 Eylül&#8217;de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi&#8217;ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak.<br />
Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20&#8242;yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15&#8242;i geçmemesi gerekiyor. </p>
<p>Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, Türkiye&#8217;deki sezaryen oranlarının yüksek olduğunu ve bu oranları sorguladıklarını bildirdi.<span id="more-433"></span></p>
<p>Güler, &#8220;Sezaryen oranlarını da performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alıyoruz&#8221; dedi. Güler, &#8220;Sezaryen oranları özel sektörde yüzde 70&#8242;lere çıktı. Bu ne tıbbi ne de insani anlamda kabul edilebilir değil&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/sezaryenle-dogum-siniri-yuzde-15/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stockholm&#8217;de dünyanın en büyük onkoloji kongresi</title>
		<link>http://www.dalak.net/stockholmde-dunyanin-en-buyuk-onkoloji-kongresi/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/stockholmde-dunyanin-en-buyuk-onkoloji-kongresi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 07:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Onkoloji Kongresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=431</guid>
		<description><![CDATA[Stockholm&#8217;ün fuar merkezinde başlayan Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği (ESMO) Kongresi&#8217;ne Türkiye&#8217;den de 150 kişi olmak üzere toplam 9 bin 500 doktor katılıyor.
Kongreye katılan Türk doktorlardan Isparta Hastanesi Onkoloji Hekimi Murat Koçer, &#8220;Periyodik olarak dünyada düzenlenen en büyük kongrelerden biri, bu her şeyiyle ilgili bir kanser kongresi.
Kanserle ilgili son çalışmalar hakkında bütün dünyada bulunan onkologlara buradan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stockholm&#8217;ün fuar merkezinde başlayan Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği (ESMO) Kongresi&#8217;ne Türkiye&#8217;den de 150 kişi olmak üzere toplam 9 bin 500 doktor katılıyor.</p>
<p>Kongreye katılan Türk doktorlardan Isparta Hastanesi Onkoloji Hekimi Murat Koçer, &#8220;Periyodik olarak dünyada düzenlenen en büyük kongrelerden biri, bu her şeyiyle ilgili bir kanser kongresi.</p>
<p>Kanserle ilgili son çalışmalar hakkında bütün dünyada bulunan onkologlara buradan bilgi veriliyor. Kanserle ilgili birçok alanda bilmediğimiz bakir nokta var.<span id="more-431"></span></p>
<p>Bu noktaları açığa kavuşturmak için bütün hekimler var gücüyle uğraş veriyor. Halen standart duruma girmemiş olan ilaçlar hususunda bilgiler alıyoruz; şu ilaçtan şu bekleniyor, şu ilaç şu sonuç alınmış gibi.</p>
<p>Bu kongrede yapılan bütün çalışmalar A&#8217;dan Z&#8217;ye kanserle ilgili&#8221; diye konuştu. Kongrede dünyaca ünlü profesörlerin konuşmalarını da dinlediklerini belirten Koçer, &#8220;Bildiriler poster olarak stantlarda sergileniyor.</p>
<p>Bunun dışında en çok görülen akciğer, mide ve kalın bağırsak kanserleriyle ilgili çalışmalar yapılıyor. Ünlü hocalarımızla her fırsatta her tür kanser için görüşme yapma fırsatımız oluyor.</p>
<p>Kanserle ilgili en çok çalışma yapılan ülkeler genelde ABD, Fransa, İngiltere ve de İsveç ağırlıkta&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/stockholmde-dunyanin-en-buyuk-onkoloji-kongresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
