‘Kadın Sağlık’ kategorisi için Arşiv

Doğal Saç Maskeleri ile Saçlarınız Parlasın

Cumartesi, 21 Şubat 2009

Saçlarınızın güzel olmasına dair reçeteler ve eski zamanlardan günümüze kadar geliyor. Eski Romalılarda ise bal ile nergis tomurcuklarını karıştırdıkları biliniyor. Bitkisel olan ürünlerin daha fazla revaçta olduğunu bilen uzmanlarda bu tür yapabileceğiniz maskeleri öneriyorlar.

Unlu – Elma Sirkeli Maske Hazırlanışı :
Önce bütün malzemeleri çukur bir kabın içerisinde karıştırın ve daha sonra kuru saçınıza masaj ile yedirin. Bütün saçınızı üstte topladıkdan sonra saç bonesini takın. Bu maskeyi saçlarınızda yarım saat kadar bekletin ve sonrada ılık suyla yıkayın. Sıcak su denerseniz eğer çıkması zorlaşır. Un ve elma maskesi içindeki E ve B vitaminleri, zengin buğday saçlar için parlaklık kaynağıdır. Sertleşen ve kolayca dolaşan saçlar içinde esneklik kazandırır.

Muzlu – Ballı Maske
Bütün malzemeleri blendırdan geçirin ve sonrada macun kıvamına kadar getirin. Saçlarınızı ılık suyla yıkayın ve kurulayın. Daha sonra ise bu maskeyi boya fırçası ile kökten uçlara kadar yedirin. Başınızı streç film ile sarın ve sonrada saç bonesi geçirin. 60 dakika böyle bekletin. İsterseniz gece yatarken bunu bırakın ve sabah yıkayın.Yatmadan 1 saat önce sürün ve saçlarınızın kurumasını sağlayın. Çıkartmak için ise bol suyla durulayın. A,B, C ve E vitaminleri ile saçlarınız güzelleşir. Maskede bulunan bal ve diğe malzemeler baş derinizi besler. Her ay kullanabilirsiniz. (daha fazla…)

DNA testine göre çocuk yumurtayı veren annenin!

Perşembe, 01 Ocak 2009

* Taşıyıcı anne istemezse, doğan çocuğu vermeyebilir mi?
Bilmiyorum çünkü ailelerin çoğu ile daha sonra diyaloğumuz kopuyor. Hayatlarının nasıl devam ettiğini inceleyemiyoruz. Girit’te yalnızca operasyon yapılıyor ve hamilelik gerçekleşiyor. Bu konuda bilgimiz yok. Taşıyıcı annenin çocuğa bağlanması mümkün. Ama çocuk yumurtayı verenindir. Bu da; DNA testinde yüzde 100 belli olur.

* Taşıyıcı annenin doğurduğu bir bebek, nasıl yumurtayı veren annenin nüfusuna kaydedilebiliyor?
Biz, ona da karışmıyoruz. Türkiye’de yasak olduğu için aileler muhtemelen zorlanıyorlardır. Annenin evde doğum yapmış gibi gösterilmesi gerekiyor. Bunlar aile için son derece yıpratıcı süreçler. Ama insanlardaki anne-baba olma arzusu, bütün bu zorlukların aşılmasını sağlıyor. (daha fazla…)

Ne zaman sezaryen gerekir?

Cuma, 17 Ekim 2008

* Bebeğin kanala başı ile gelmemesil Rahimde bebeğin içinde olduğu torbanın rahim ağzını tamamen kapatm asıl Bebeğin 4000 gramdan fazla yani iri bebek olması
* Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk (CPD).
* Çoğul gebelikler
* Bebekte bazı anomalilerin olması
* Miyomlar
* Annenin ıkınmaması gereken durumların ortaya çıkması
* Annenin geçirdiği bazı ameliyatlar
* Vajinismus
* Doğum eylemininilerlememesi
* Kordon sarkması
* İleri yaş ve tedavisonrası olan gebelik
* Bebeğin sıkıntıyagirmesi

Sezaryenin avantajları ne?

* Sezaryende planlı doğum mümkün, normal doğumda belirsiz. Böylece annenin gebeliğini takip eden doktor tarafından doğurtulması daha olası, gece yarısı veya tatil günlerinde ani sürprizler daha az olur. (daha fazla…)

Anne sütü bebeğin ilk aşısı

Pazartesi, 13 Ekim 2008

Dünyada her sene bir milyondan fazla bebeğin, anne sütü ile beslenemediği için öldüğüne dikkat çeken Ankara İl Sağlık Müdürlüğü, anne sütü alan bebeklerin ölüm riskinin hiç almayanlara oranla 18 kat daha az olduğunu bildirdi.

İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada göre, milyonlarca çocuğun ölümünü önleyen, ekonomik ve yan etkisi bulunmayan anne sütünün, bebeğin ilk aşısı olduğu belirtildi.

Annelerin ’sütüm doyurmuyor, işe başladım, sütü çekildi’ gibi çeşitli nedenler öne sürdükleri ifade edilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi: “Doğru emzirme teknik ve becerilerini edinin. Bebeği ilk 6 ayda anne sütü ile besleyin, en az günde 8-10 kez emzirin. Doğumundan sonra mutlaka bir saat içinde bebeği emzirmeye başlayın, bebek her istediğinde emzirmeye devam edin.” (daha fazla…)

Türkiye’de gebelik sırasında anne ölümlerinin yüzde 50’sinin hipertansiyon ve buna bağlı etkenlerden kaynaklanıyor

Cumartesi, 27 Eylül 2008

DİYARBAKIR’da, Özel Çamlıca Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde görevi Op.Dr. Emel Doğan Özdaş, Türkiye’de gebelik sırasında anne ölümlerinin yüzde 50’sinin hipertansiyon ve buna bağlı etkenlerden kaynaklandığını söyledi.

Dünyada hızla yaygınlaşan hipertansiyonu ’sessiz katil’ olarak adlandıran Özdaş, “Hipertansiyon genellikli ilk hamilikte görülür, gebeliğin 20’inci haftasından sonra ortaya çıkar. Özellikle hamilelerin sık sık tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekir” dedi.

Op.Dr. Emel Doğan Özdaş, dünyada hızla yayılan hipertansiyonun hamile kadınlar için büyük tehlike yarattığını söyledi. Hipertansiyonu ’sessiz katil’ olarak adlandıran Özdaş, Türkiye’de yaşamını yitiren hamile kadınların yüzde 50’sinin hipertansiyondan kaynaklandığını söyledi. Hipertansiyonun en önemli belirtisinin enseden başlayan baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, çarpıntı ve gece sık idrara çıkma olduğunu belirten Emel Doğan Özdaş, “Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez, tamamen tesadüfi fark edilir. Hipertansiyon yaptığı semptomlar itibarı ile genelde hastanın hafife aldığı bir durumdur. Hasta bunları başka hastalığa yorar. Halbuki bir tansiyon ölçüldüğünde durumu görebilir. Hatta hiçbir şikayeti olmayan insanların bile yılda bir defa tansiyonlarını ölçtürmelerinde fayda vardır” dedi. (daha fazla…)

18′inden küçükler ve 35′ini aşanlar kolay doğuramaz!

Cuma, 26 Eylül 2008

* Yaş ilerledikçe, doğum yapmak zorlaşır mı?
Evet. Yaş ilerledikçe, doğuma yönelik bütün riskler artar. Zaten yaşın ileri olması, sezaryen nedenlerinden biridir. 35 yaş üzeri kadınlarda sezaryenin tercih edilmesinin nedeni budur. Çünkü yaş ilerledikçe leğen kemiğinin yapısında değişimler oluşur. Normal anatomik yapı değişir. Bu; fazla doğum yapan ileri yaş annelerinde daha çok görülür. Bu yüzden sezaryen tercih edilir. Bir de 35 yaşından sonra doğum yapanlarda yumuşak doku sertleşir. Bu nedenle, normal doğuma müsaade edilmez.
(daha fazla…)

Normal doğumcular sezaryencilere karşı!

Pazar, 21 Eylül 2008

Anne adaylarının sezaryeni tercih etmelerinin pek çok nedeni var:
* Acıya dayanıklı değilim
* Çocuğumu riske atamam
* Normal doğumdan sonra kadınlar çişlerini bile tutamaz olabiliyor

Normal doğumu seçen anne adaylarının tercih nedenleri:
* Herşey doğal olsun istiyorum
* Çocuğumun ilk anını kaçıramam
* Normal doğumla dünyaya gelen çocuklar çok daha sağlıklı oluyorlar

Doğumu kim seçer? (daha fazla…)

Sezaryenle doğum sınırı ‘yüzde 15′

Çarşamba, 17 Eylül 2008

Sağlık Bakanlığı’nın, 1 Eylül’de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak.
Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20′yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15′i geçmemesi gerekiyor.

Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, Türkiye’deki sezaryen oranlarının yüksek olduğunu ve bu oranları sorguladıklarını bildirdi. (daha fazla…)

Fazla uyku kadınlarda felç riskini artırıyor

Pazartesi, 15 Eylül 2008

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre; kadınların uyuma biçimleri felç riskini artırıyor. Araştırma; gecede 9 saatten fazla uyuyan kadınların felç riskinin yüzde 70′e kadar arttığını gösterdi. Kuzey Carolina Üniversitesi’nden Dr. Chiuan Chen, 7.5 yıl süren araştırmada inceledikleri kadınlardan 116’sının koroner kalp rahatsızlığı yaşadığını ve bu durumun beyne giden oksijeni keserek felce yol açtığını dile getirdi. sabah.com.tr

Sezaryenle doğum oranı yüzde 15′i geçemeyecek

Pazartesi, 15 Eylül 2008

Sağlık Bakanlığı’nın, 1 Eylül’de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak.

Buna göre bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da hastanenin performansında bir gösterge olacak. Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20′yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15′i geçmemesi gerekiyor.
(daha fazla…)