‘Ruh Sağlığı’ kategorisi için Arşiv

Sanal terapi mümkün

Perşembe, 09 Ekim 2008

İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı çeşitli nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor.

İngiltere’de uygulanan sanal psikoterapiyle hastalar, terapiste gitmeden internet üzerinden tedavi olabiliyor. Psikoterapist bir bilgisayar programı oluşturuyor, hastanın verileri programa yükleniyor, psikoterapist aradan çekiliyor ve tedavi başlıyor.

İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı, maddi, coğrafi, fiziksel veya başka nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor. Yöntem daha çok fobiler, panik bozukluk ve obsesyon gibi anksiyete bozuklukları ile depresyonda uygulanıyor. Sanal psikoterapide en çok ilgi çeken programlardan birinin ‘Fear fighter’ yani “Korkuyla savaş” adlı program olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Sungur, gerekli çalışmalar tamamlandığında sanal psikoterapinin Türkiye’de de uygulanmasının mümkün olabileceğini söylüyor. (daha fazla…)

Aşırı Uyuma, Aşırı Uyuma Hakkında

Pazar, 05 Ekim 2008

Uyku insanoğlunun her zaman çok ilgilendiği konular içerisinde yer almıştır. Bunun nedeni her birimizin günlük işlevselliğimizi sürdürebilmek için uyku uyumaya ihtiyacımızın olmasıdır.

Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için,verimli olabilmek için bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz,bu gerekli uykuyu alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan oluruz,sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı duyarız. Ancak bazen de uykuyu fazla kaçırmaya başlarız. O zaman da, problem olur bizim için. Az uyumak gibi çok uyumakta bir problemdir. Altında yatan sebep araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri depresyondur. Aşırı uyuma ile birlikte sinirlilik halleri öfke hayattan zevk almama halleri de eşlik edebilir. O zaman konuya daha hassas davranmalı kendimizi bunu sebebine yönelik araştırma yapmaya yönlendirmeliyiz. (daha fazla…)

Kocanızı nasıl eğitirsiniz?

Pazar, 14 Eylül 2008

Bir dediğinizi iki etmeyen, itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? İşte Tempo’dan ABD’li Amy Sutherland’in 4 adımda başarıya ulaşan yöntemi.

Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan… Bir omlet uğruna muharebe alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından… Randevu yerine sanki Yemen’den geliyormuşçasına geç kalmalardan… Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi  sorumlu tutan tavırlardan… Uzun lafın kısası, tertipten, düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup, sıkılıp, usandıysanız… “Bir mucize formül bulsam da şunu şöyle bir yeniden yaratsam.” diyenlerin imdadına yetişen bir kitap ABD’de piyasaya çıktı. Tipik şikâyetler Kitabın yazarı, ABD’li gazeteci Amy Sutherland, ne  bir ilişki uzmanı ne de evlilik danışmanı. Kendisinin, “Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?” tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç. Amy’nin 12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken bir mizaca sahipti. Amy de kimi zaman (daha fazla…)

Mevsimsel depreyon başlıyor!

Pazar, 14 Eylül 2008

VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü Uzman Psikolog Aslı Akkan’ın mevsimsel depresyon ile ilgili görüşlerini şöyle anlatıyor;


Dr. Aslı Akkan Eylül ayı sonu gibi başlayıp nisan ayında biten Mevsimsel Depresyon(Seasonal Affective Disorder), erkeklere oranla daha çok kadınlarda görülüyor. Ekvatordan uzaklaştıkça semptomlarının arttığı görülen SAD, 17 – 25 yaş aralığında daha çok görülüyor. (daha fazla…)

Cinsellikten utanıyoruz

Çarşamba, 20 Ağustos 2008

Cinsellikten utanıyoruz
Türkiye’de, her 100 kişiden 70′inde cinsel işlev bozukluğu olduğu ve bunların çoğunun cinsel terapiste veya bir hekime başvurmadığı öne sürüldü.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Sekreteri, ”Cinsel Terapist” Psikolog Gülüm Bacanak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinselliğin genel sağlığın çok önemli bir parçası olduğunu, ancak insanlarda bu bilincin tam olarak yerleşmediğini belirtti.

Türkiye’de, son yıllarda düğünde gelin veya damada kılavuzluk edilmesini sağlayan ‘’sağdıçlık” kurumunun ortadan kalktığını ifade eden Bacanak, sağdıçlığın ortadan kalkmasıyla cinsel sorunların hızla artma eğiliminde olduğunu, hatta bunun çiftleri boşanma noktasına getirmeye, Türk aile düzenini bozmaya ve kişileri depresyona sokmaya başladığını kaydetti.
(daha fazla…)

Müzik, reçeteyle satılmayan bir ilaç!

Pazartesi, 18 Ağustos 2008

Müzik, reçeteyle satılmayan bir ilaç!
Dinlediğiniz müziklerin doğru tarz, mekan ve zamanda olduğu durumlarda sağlığınıza çok yararlı olduğu belirtiliyor. İnsanlar binlerce yıldır müziği bir tedavi aracı olarak kullanıyorlar. Ancak müzik son yıllarda neredeyse reçetesiz satılan ilaçlar gibi bir tedavi aracı olmaya başladı. Müziğin; kimi zaman yeni doğan bir bebeğin gevşemesini sağlamak, yürümeye yeni başlayan çocukları sakinleştirmek, bir yetişkine enerji vermek, kimi zaman ise, insanları özel günlerinde mutlu etmek gibi birçok yararı bulunuyor. sabah.com.tr

İnsanlara karşı güvenim kalmadı mı diyorsunuz?

Perşembe, 07 Ağustos 2008

İnsanlara karşı güvenim kalmadı mı diyorsunuz?
Güven duygusu kolay kazanılmaz. Buna karşın, güvenin kaybedilmesi çok kolaydır. Bu nedenle, güven duymak, başkalarının güvenini kazanmak ve bu güven duygusunu korumak gerçekten emek ve zaman harcanmasını gerektiren bir süreçtir.

(daha fazla…)

Depresyon erkeklerde diyabet riskini artırıyor

Cuma, 01 Ağustos 2008

Depresyon erkeklerde diyabet riskini artırıyor.
İsveçli bilim adamlarının yaptığı bir araştırma kaygı, depresyon ve uykusuzluğun erkeklerde diyabet riskini artırdığını ortaya koydu.

Bilim adamları, “psikolojik sıkıntıları” olan erkeklerin olmayanlara oranla Tip 2 diyabet hastalığına yakalanma riskinin iki katından fazla olduğunu belirtti. 1938 ila 1957 doğumlu 2.127 erkek ve 3.100 kadınla yapılan araştırmada, kadınların bu riski taşımadığı ortaya çıktı. Prof. Anders Ekbom, depresyonun, kişinin beslenmesini ve fiziksel aktivitelerini olumsuz yönde etkilemesinin de hastalığın gelişmesinde etken olabileceğini ifade etti.
zaman.com.tr

Çocuklara yapılacak en büyük iyilik, eşlerin birbirini sevmesidir

Cumartesi, 19 Temmuz 2008

Çocuklara yapılacak en büyük iyilik, eşlerin birbirini sevmesidir

Sevgiyle aşılmazlar aşılır, açılmazlar açılır, katlanılmazlara katlanılır. “İyilikte ve kötülükte, sağlıkta ve hastalıkta…” diye imzalar atılır. Ama en ufak meselelerde huzursuzluk yaşanır; ayrılma, boşanma lafları dillendirilmeye başlanır.

Sevgi ve huzurun olmadığı bir ortamda çocuk eğitiminden bahsetmek de abestir, boştur. Anne baba arasında karşılıksız bir sevgi bağı yoksa o anne babanın çocuğuna eğitim ve terbiye adına vereceği pek bir şey yoktur. Bu nedenle anne babalar evde sevgi atmosferini oluşturmalı, çocuklarını sevginin hakim olduğu bir ortamda yetiştirmelidir. Çocuk eğitimine dair eksiklikler evdeki sevgi bağları ile telafi edilebilir, ama evdeki sevgisizlik ve huzursuzluğun çocukta oluşturduğu yıkımlar ne yapılırsa yapılsın telafi edilemez. Sevgisizlikten dolayı oluşan davranış bozukluklarının tamiri de pek mümkün değildir. (daha fazla…)

Alzheimer hastalığı, Alzheimer

Cuma, 18 Temmuz 2008

Alzheimer hastalığı, günlük yaşamsal aktivitelerde azalma ve bilişsel yeteneklerde bozulma ile karakterize, nöropsikiyatrik semptomların ve davranış değişikliklerinin eşlik ettiği nörodejenaratif bir hastalıktır.En sık görülen tipi demanstır.

Çok dikkat çekici, erken semptomlardan biri hafıza kaybıdır. Bu hafıza kaybı, geçmiş hafızanın korunduğu, hastalığın ilerlemesi ile birlikte sıklıkla telaffuz edilmeye başlanan küçük unutkanlıkların başlaması şeklindedir. Bozukluğun ilerlemesi ile bilişsel (kognitif) yeteneklerdeki kayıp, frontal ve temporal lob işlevleri ile ilişkili, dil alanlarında (afazi), beceri gerektiren hareketlerde (apraksi) ve tanıma fonksiyonlarında bozulmaya doğru uzanım göstermeye başlar. Altta yatan patolojik sürecin yansıması olarak limbik sistem ile frontal ve temporal loblar arasındaki bağlantılarda kopmalar olur. Patolojik süreç temporoparietal korteksin yoğun bir şekilde tutulduğu fakat frontal lobuda etkileyen amiloid plak ve nörofibriler yumaklarla karakterize inflamatuvar cevabın birlikteliğinde nöron kaybı ve atrofisini içerir. (daha fazla…)