<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri dalak.net &#187; Ruh Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.dalak.net/cat/ruh-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dalak.net</link>
	<description>DaLak.NeT Sağlık Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Apr 2011 22:25:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Utangaçlıktan nasıl kurtulunur, utangaçlıktan nasıl kurtulma</title>
		<link>http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2011 23:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[utangaçlıktan nasıl kurtulabilirim]]></category>
		<category><![CDATA[utangaçlıktan nasıl kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[utangaçlıktan nasıl kurtulma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Utangaçlıktan nasıl kurtulunur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=704</guid>
		<description><![CDATA[Utangaçlıktan nasıl kurtulunur, utangaçlıktan nasıl kurtulma, utangaçlıktan nasıl kurtulabilirim, utangaçlıktan nasıl kurtulma yolları. Utangaçlığından artık bir an önce sıyrılmanın zamanı gelmedi mi? Toplum arasında konuşmanın veya hoşlandığın insan ile diyaloga girmenin artık o kadar zor olmadığını öğrenmen mi gerekiyor. Utangaçlıktan Sıyrılmanın Püf Noktaları Utangaçlığından artık bir an önce sıyrılmanın zamanı gelmedi mi? Toplum arasında konuşmanın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Utangaçlıktan nasıl kurtulunur, utangaçlıktan nasıl kurtulma, utangaçlıktan nasıl kurtulabilirim, utangaçlıktan nasıl kurtulma yolları.<br />
Utangaçlığından artık bir an önce sıyrılmanın zamanı gelmedi mi? Toplum arasında konuşmanın veya hoşlandığın insan ile diyaloga girmenin artık o kadar zor olmadığını öğrenmen mi gerekiyor.</p>
<p>Utangaçlıktan Sıyrılmanın Püf Noktaları<br />
Utangaçlığından artık bir an önce sıyrılmanın zamanı gelmedi mi? Toplum arasında konuşmanın veya hoşlandığın insan ile diyaloga girmenin artık o kadar zor olmadığını öğrenmen mi gerekiyor.</p>
<p>Utangaçlıktan Sıyrılmanın Püf Noktaları</p>
<p>Günümüzde insanların birbirleriyle diyalog içerisinde olmasından daha normal hiçbir şey yok, utangaç bir kişiliğe sahip olabilirsiniz. Fakat bunları başkalarının bilmesine hiç mi hiç gerek yoktur. Öncelikle yeryüzünde normal bir insan asla başka bir insan kendisiyle konuştu diye onu terslemez. Bu <span id="more-704"></span>durumun bilincinde olarak konuşmak istediğiniz insanların yanına yaklaşırken utangaç tavırların ötesine geçmeniz gerekmektedir.</p>
<p>Kendinize güvenin ve net olun.</p>
<p>Ne hakkında konuşulduğu çok önemli değildir. Önemli olan ilgilendiğiniz insanın sizi fark etmesi ve sizinle diyalog içerisinde bulunmasıdır. İsterseniz ona “hava ne kadar güzel” diyebilirsiniz. İsterseniz onun sizi fark etmesini sağlayacak veya ortamın şartlarına uygun olarak başka bir cümle de kullanabilirsiniz.</p>
<p>Önemli olan o insanın her şeyden önce sizinle diyalog içerisinde bulunmasıdır. Şunu unutmamalısınız ki insanlar gün içerisinde konuştuğu başka insanları, bakıştıklarından daha iyi tanırlar. Sizde bazı sınırlarınızın üzerine çıkarak yeni bir şeyler deneyebilirsiniz.</p>
<p>Utangaç olduğunuzdan dolayı topluluk içerisinde rahat hareketler sergileyemiyorsanız. Asla yağmur altında yürüyenlerden olamazsınız. Siz saçakların kenarından geçip gider hayattan hiçbir zevk almadan bazı şeylerin sonuna gelirsiniz. İstediğiniz bu ise söyleyecek sözümüz yok, fakat istediğiniz bu değilse bize kulak verseniz iyi olur.<br />
<a href="http://www.dalak.net"><img class="alignnone size-full wp-image-706" title="utangaçlıktan kurtulma" src="http://www.dalak.net/wp-content/utangaçlıktan-kurtulma.jpg" alt="" width="201" height="250" /></a><br />
Öncelikle isteklerinizin farkında olun, konuşmaktan çekinmeyin, insanlar ne der gibi saçma duygular içerisinde olmayın, sizin için önemli olan şeyler hakkında başka insanların ne düşündüğünün bir önemi yoktur. Dışarıya çıktığınız andan itibaren hayata “merhaba” deyin. Akan zaman bir daha asla geri gelmeyecektir.</p>
<h4>Tags</h4><ul><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="utangaçlıktan nasıl kurtulunur">utangaçlıktan nasıl kurtulunur</a></li><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="ınsan utangaclıktan nasıl kurtulur">ınsan utangaclıktan nasıl kurtulur</a></li><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="utangacliktan nasil kurtulur">utangacliktan nasil kurtulur</a></li><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="insan üzerindeki utangaçlıktan nasıl kurtulur">insan üzerindeki utangaçlıktan nasıl kurtulur</a></li><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="konuşmak istenmeyen insandan nasıl uzaklaşılır">konuşmak istenmeyen insandan nasıl uzaklaşılır</a></li><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="utangaçlıktan nasıl kurtula bilirim">utangaçlıktan nasıl kurtula bilirim</a></li><li><a href="http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/" title="utangacliktan nasil kurtulabiliriz/">utangacliktan nasil kurtulabiliriz/</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/utangacliktan-nasil-kurtulunur-utangacliktan-nasil-kurtulma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanal terapi mümkün</title>
		<link>http://www.dalak.net/sanal-terapi-mumkun/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/sanal-terapi-mumkun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2008 16:57:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı çeşitli nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor. İngiltere’de uygulanan sanal psikoterapiyle hastalar, terapiste gitmeden internet üzerinden tedavi olabiliyor. Psikoterapist bir bilgisayar programı oluşturuyor, hastanın verileri programa yükleniyor, psikoterapist aradan çekiliyor ve tedavi başlıyor. İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı, maddi, coğrafi, fiziksel veya başka nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4783/6584783.jpg" class="alignleft" width="100" height="100" />İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı çeşitli nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor.</p>
<p>İngiltere’de uygulanan sanal psikoterapiyle hastalar, terapiste gitmeden internet üzerinden tedavi olabiliyor. Psikoterapist bir bilgisayar programı oluşturuyor, hastanın verileri programa yükleniyor, psikoterapist aradan çekiliyor ve tedavi başlıyor.</p>
<p>İngiltere’de iki yıldır uygulanan bilgisayar programı, maddi, coğrafi, fiziksel veya başka nedenlerle psikoterapiste gidemeyen insanları uzaktan tedavi ediyor. Yöntem daha çok fobiler, panik bozukluk ve obsesyon gibi anksiyete bozuklukları ile depresyonda uygulanıyor. Sanal psikoterapide en çok ilgi çeken programlardan birinin ‘Fear fighter’ yani “Korkuyla savaş” adlı program olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Sungur, gerekli çalışmalar tamamlandığında sanal psikoterapinin Türkiye’de de uygulanmasının mümkün olabileceğini söylüyor.<span id="more-562"></span></p>
<p>Bize gelemeyen insanlara nasıl yardımcı oluruz?</p>
<p>İnternet üzerinden psikoterapinin İngiltere’de yavaş yavaş yaygınlaştığını belirten Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği Başkanı Prof. Mehmet Sungur ilgi gören bu programların, “Bize gelemeyen insanlara uzaktan nasıl yardımcı olabiliriz” mantığıyla yapıldığını söyledi. Prof. Sungur’a göre sanal psikoterapi de klasik psikoterapi yöntemleri gibi adım adım tedavi yaklaşımıyla işleyen bir yöntem:</p>
<p>&#8220;Psikoterapist bir program hazırlıyor ve sonra devreden çıkıyor. Hasta verilerini internet üzerinden bu programa gönderiyor. Program, yöntemin hangi hastalara uygulanacağına yönelik bir eleme yapıyor ve ona göre tedavi şeması oluşturuyor. Ondan sonra hastaya bir program açılıyor ve bu program danışmana ne yapması gerektiğini anlatılıyor. Sonra da adım adım tedaviye geçiliyor.&#8221;</p>
<p>Korku tedavisinde etkili bir yöntem</p>
<p>Yöntemin daha çok anksiyete bozuklukları ve depresyonda kullanıldığının altını çizen Prof. Sungur, fobilerin anksiyete bozuklukları içinde önemli bir yer tuttuğunu ve sanal psikoterapinin fobilerde etkili olarak kullanıldığını anlattı:</p>
<p>&#8220;Yöntem korkular başta olmak üzere, obsesyon, panik bozukluk ve obsesif kompülsif gibi anksiyete bozukluklarında sıklıkla kullanılıyor. Korkular kendi içinde özgün fobiler, sosyal fobiler ve agora fobiler olmak üzere üçe ayrılır. Asansör, yılan, yükseklik ve kapalı yer gibi korkular özgün fobi, sosyal ortamlarda bulunma korkusu sosyal fobi, özellikle çıkışın zor olduğu kalabalık yerlerde duyulan korkular ise agora fobi olarak adlandırılır.&#8221;0 hurriyet.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/sanal-terapi-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı Uyuma, Aşırı Uyuma Hakkında</title>
		<link>http://www.dalak.net/asiri-uyuma-asiri-uyuma-hakkinda/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/asiri-uyuma-asiri-uyuma-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 23:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı Uyuma]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı Uyuma Hakkında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=540</guid>
		<description><![CDATA[Uyku insanoğlunun her zaman çok ilgilendiği konular içerisinde yer almıştır. Bunun nedeni her birimizin günlük işlevselliğimizi sürdürebilmek için uyku uyumaya ihtiyacımızın olmasıdır. Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için,verimli olabilmek için bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz,bu gerekli uykuyu alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan oluruz,sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı duyarız. Ancak bazen&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Uyku insanoğlunun her zaman çok  		ilgilendiği konular içerisinde yer almıştır. Bunun nedeni her birimizin  		günlük işlevselliğimizi sürdürebilmek için uyku uyumaya ihtiyacımızın  		olmasıdır.</p>
<p>Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için,verimli olabilmek için  		bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz,bu gerekli uykuyu  		alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan  		oluruz,sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı  		duyarız. Ancak bazen de uykuyu fazla kaçırmaya başlarız. O zaman da,  		problem olur bizim için. Az uyumak gibi çok uyumakta bir problemdir.  		Altında yatan sebep araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri  		depresyondur. Aşırı uyuma ile birlikte sinirlilik halleri öfke hayattan  		zevk almama halleri de eşlik edebilir. O zaman konuya daha hassas  		davranmalı kendimizi bunu sebebine yönelik araştırma yapmaya  		yönlendirmeliyiz. </span><span id="more-540"></span><br />
<span style="color: #000000;"><br />
“Uykunun normali nedir ?” diye bir soru sorulursa o zaman şöyle cevap  		vermek gerekir. Uyku uyuma hususunda herkes için geçerli olan bir normal  		olmamakla birlikte 6-8 saat normal uyku kabul edilebilir. Gerçi uykunun  		süresi kalitesi ile alakalıdır. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku  		süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak  		gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan  		uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz  		önüne alınmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Günlük olaylarla etkilenme uyku süresini bozabilir. Mesela sınavımız  		kötü geçmiş olabilir, eşimizle kavga etmiş olabiliriz yada o gün çok  		ciddi para kaybetmişizdir. Ama bu tür uyku bozuklukları gelip geçicidir  		. Sebep ortadan kalktıktan sonra tamamen düzelir.</p>
<p>Bazen de çok uzun uyunabilir. Eğer tembellik etmiyorsak ve uykumuzun  		aşırı olması çok uzun zamandır varsa ve biz buna rağmen dinlenmemiş  		kalkıyorsak o zaman ilk önce uyku hijyeni şartlarımızı gözden  		geçirmeliyiz. Yani yatağımız sağlıklı mı ? Odamızın havası temiz mi? Oda  		ısısı normal mi ? Geceleri sık sık uyanıyor muyuz ? Tüm bunları gözden  		geçirdikten sonra hiçbir problemimiz yoksa ve fazla uyumamız  		hayatımızdaki baz işleri kısıtlamaya başlamışsa artık iş çığırından  		çıkıyor demektir. Biz uykumuz için bir hekime başvurmalıyız ve sebebe  		yönelik araştırma yapmalıyız. Kaynağını bulmalı ve bunu halletmeliyiz</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/asiri-uyuma-asiri-uyuma-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocanızı nasıl eğitirsiniz?</title>
		<link>http://www.dalak.net/kocanizi-nasil-egitirsiniz/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/kocanizi-nasil-egitirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 22:19:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kocanızı nasıl eğitirsiniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=389</guid>
		<description><![CDATA[Bir dediğinizi iki etmeyen, itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? İşte Tempo’dan ABD’li Amy Sutherland’in 4 adımda başarıya ulaşan yöntemi. Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan&#8230; Bir omlet uğruna muharebe alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından&#8230; Randevu yerine sanki Yemen’den geliyormuşçasına geç kalmalardan&#8230; Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi  sorumlu tutan tavırlardan&#8230; Uzun&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir dediğinizi iki etmeyen, itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? İşte Tempo’dan ABD’li Amy Sutherland’in 4 adımda başarıya ulaşan yöntemi.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2008/08/13/fft17_mf86352.Jpeg" alt="" width="207" height="260" /></p>
<p>Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan&#8230; Bir omlet uğruna muharebe alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından&#8230; Randevu yerine sanki Yemen’den geliyormuşçasına geç kalmalardan&#8230; Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi  sorumlu tutan tavırlardan&#8230; Uzun lafın kısası, tertipten, düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup, sıkılıp, usandıysanız&#8230; “Bir mucize formül bulsam da şunu şöyle bir yeniden yaratsam.” diyenlerin imdadına yetişen bir kitap ABD’de piyasaya çıktı. <strong>Tipik şikâyetler</strong> Kitabın yazarı, ABD’li gazeteci Amy Sutherland, ne  bir ilişki uzmanı ne de evlilik danışmanı. Kendisinin, “Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?” tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç. Amy’nin 12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken bir mizaca sahipti. Amy de kimi zaman <span id="more-389"></span>homurdanarak,  bağırıp azarlayarak kendince bir yol tutturdu. Ancak bütün bu serzenişleri işe yaramadı. Evlilik danışmanı da derdine çare olmadı. <strong>Tam umudunu kesmişken</strong>Meseleyi çözmekten umudunu kesen Amy’nin hayatı ve erkeklere bakış açısı, konuyla son derece alakasız bir proje sayesinde değişti. O dönemde egzotik hayvan eğitmenleri hakkında yazması gereken bir kitap vardı. Bu nedenle hayvanların yaşadıkları değişimi anlamak amacıyla Kaliforniya’ya gidip gelmeye başladı. Bu eğitimler sonucunda, sırtlanlar bir emirle tek ayakları üzerinde dönüşler yapıyor, pumalar tırnaklarını kestirmek için pençelerini uzatıyor, denizaslanları burunlarının ucunda top oynatıyor, babunlar kaykay kullanıyordu. Amy uzun eğitim süreçlerini  izlerken, kafasında sihirli bir ampul yandı. Yırtıcı, egzotik yaratıklar bütün bu imkânsız hareketleri, davranış biçimlerini yapabiliyorlarsa; bu tekniklerin, evdeki bambaşka bir tür üzerinde de olumlu sonuçlar verebileceğini düşündü. Acı ama gerçek&#8230; Bu farklı tür, inatçı ama sevimli kocası Scott’tan başkası değildi. <strong>Film teklifleri aldı</strong>Amy Sutherland, bu garip deneyini ve kendince elde ettiği başarıyı ilk olarak 2006’da, The New York Times gazetesinde kısa bir makale olarak yayımladı. Makalesi o yılın, elektronik postayla en çok gönderilen hikâyesi seçildi.<br />
NBC’nin ünlü &#8216;The Today Show’una konuk oldu. Hollywood’dan film teklifleri aldı, hatta bir tanesini kabul etti. Son olarak Şubat 2008’de &#8216;Shamu Bana Hayat, Aşk ve Evlilik Hakkında Ne Öğretti? Hayvanlardan ve Eğitmenlerinden İnsanlar İçin Dersler’ adlı kitabı piyasaya çıktı. <strong>Koca eğitiminin temel kuralları</strong> Olumlu davranışı takdir ettiğinizi belli edin. Kirli sepetine bir tek çorap bile atsa teşekkür edin.<br />
Hoşunuza giden bir şey yaptığında bir öpücükle, sevdiği  bir yemekle, vs. ödüllendirin.<br />
Unutmayın! Tepkinin iyisi de kötüsü de davranışı körükler.<br />
Hoşunuza gitmeyen tavırları sabırla görmezden gelin.<br />
Sakın boşu boşuna dırdır etmeyin! İşe yaramaz.<br />
Azarlamak, bağırmak sadece erkeğin sıkıcı huylarını müzminleştirmeye yarar.<br />
Etrafa atılmış kirli çamaşır sadece kirli çamaşırdır. Kişisel olarak algılamayın!<br />
Kocanızı sizden çok farklı, bambaşka bir tür gibi kabullenin. Böylece objektif olabilirsiniz.<br />
Hatayı kendinizde de arayın. İşe yaramayan stratejileri değiştirin.<br />
İlgisini başka yöne çekin. Örneğin, mutfakta dolaşmaması için salona cips ve bira hazırlayın. <strong>Ders 1: Yaklaştır</strong> Amy’nin egzotik hayvan eğitmenlerinden öğrendiği temel ders, beğendiği davranışı ödüllendirmek, beğenmediğini ise görmezden gelmekti. Dırdır etmek, azarlamak söz konusu değildi. Kaliforniya’dan Maine’deki sıcak ama dağınık yuvalarına döndüğünde, Amy, Scott’a tamamen farklı davranmaya başladı. Örneğin, Scott çamaşır sepetine kirli tişört mü attı, hemen teşekkür etti. İkinci kirli çamaşır için öpücükle ödüllendirdi. Bu arada yatak odasının yerinde duran kirli yığınının üstünden, tek bir ters laf bile etmeden usulca geçip gitti. Zamanla fark etti ki Scott, Amy tarafından takdir edilmenin keyfini çıkarırken etraftaki kirli yığınları da küçülmeye başladı. Bu yöntemin adı &#8216;yaklaştırma’ydı. <strong>Ders 2: Sabret</strong>Eğitmenin beğenmediği davranışlara en ufak bir tepki vermemesinin adı ise &#8216;en az güçlendirici sendrom’. Zira pozitif ya da negatif herhangi bir tepki, davranışı körüklemekten başka bir işe yaramaz. Oysa hiçbir tepki verilmediğinde, o davranış biçimi zamanla yok oluyordu. İşte bu nedenle Amy kendini çok zor tutsa da hoşuna gitmeyen tavırlara kayıtsız kalmaya karar verdi. <strong>Ders 3: İmkânsız kıl</strong>Uyguladığı üçüncü teknik &#8216;uyuşmaz davranış’ kavramıydı. Bu yöntem, dikkati başka bir noktaya çekerek, istenmeyen davranışın yapılmasını engellemeye, mümkünse imkânsız kılmaya yönelikti. Amy bu tekniği kendisi yemek pişirirken Scott’ı mutfaktan uzak tutabilmek için kullandı. Ayağının altında dolaşmaması için salonun uzak bir köşesine bir çanak cips ve salsa sos koydu, parlak fikri tabii ki işe yaradı. <strong>Ders 4: Kişisel alma</strong>Dördüncü kural ise hataları asla kişisel olarak ele almamaktı. Eskiden Scott’ın münasebetsiz tavırlarını hakaret gibi ya da değer görmediğinin işareti olarak algılayan Amy, buna da son verdi. Eğitmenlerin mottosunu benimsedi: &#8216;Hata hiçbir zaman hayvanda değildir.’ Böylece kendi tepkilerini ve yanlışlarını da tahlil etmeyi öğrendi. Scott’ın kimi içgüdüsel tavırlarının köklü ve değişmez olduğunu kabullendi. Artık eskiye oranla, sivri uçları biraz daha yontulmuş bir kocası ve daha hoşnut olduğu bir evliliği vardı.<br />
Üstelik bu durumu anlayan kocası, üzerinde böyle bir teknik uygulanmasından hiç gocunmadığı gibi, taktiği kapıp Amy üzerinde denemeye başlamıştı.  milliyet.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/kocanizi-nasil-egitirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel depreyon başlıyor!</title>
		<link>http://www.dalak.net/mevsimsel-depreyon-basliyor/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/mevsimsel-depreyon-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 22:14:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Depreyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel depreyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü Uzman Psikolog Aslı Akkan’ın mevsimsel depresyon ile ilgili görüşlerini şöyle anlatıyor; Dr. Aslı Akkan Eylül ayı sonu gibi başlayıp nisan ayında biten Mevsimsel Depresyon(Seasonal Affective Disorder), erkeklere oranla daha çok kadınlarda görülüyor. Ekvatordan uzaklaştıkça semptomlarının arttığı görülen SAD, 17 – 25 yaş aralığında daha çok görülüyor. Yapılan araştırmalar ABD’de 10&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü Uzman Psikolog Aslı Akkan’ın mevsimsel depresyon ile ilgili görüşlerini şöyle anlatıyor;</p>
<p><img class="alignnone" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2008/09/12/fft17_mf101777.Jpeg" alt="" width="207" height="300" /><br />
Dr. Aslı Akkan Eylül ayı sonu gibi başlayıp nisan ayında biten Mevsimsel Depresyon(Seasonal Affective Disorder), erkeklere oranla daha çok kadınlarda görülüyor. Ekvatordan uzaklaştıkça semptomlarının arttığı görülen SAD, 17 – 25 yaş aralığında daha çok görülüyor.<span id="more-387"></span></p>
<p>Yapılan araştırmalar ABD’de 10 milyondan fazla kişinin her sene bu rahatsızlıkla karşılaştığını Mevsimsel Depresyo’nun farklı kentlerde, farklı iklimlerde yaşayan milyonlarca insanı etkilediğine işaret ediyor. Yine yapılan araştırmalar kadınların erkeklere oranla daha fazla SAD tanısı aldığını ve ekvatordan uzaklaşıldıkça semptomların arttığını gösteriyor. 17 – 25 yaş arası görülme sıklığının daha fazla olduğu biliniyor. Her ne kadar SAD deneyimleyen hastaların çoğu unipolar(tek uçlu) depresyon tanısında iseler de 20% sinin bipolar(iki uçlu) mizaç bozukluğuna sahip oldukları ve manik/hipomanik ataklarının da bulunduğu gözlemleniyor.</p>
<p>Mevsimsel depresyonun belirtileri arasında; mutsuzluk, ümitsizlik, isteksizlik, değersizlik hissi, uyku düzensizliği, enerjisizlik ve çabuk yorulma, iştah değişikliği(azalması veya artması), gerginlik, karamsarlık ve hatta ölme isteği sayılabilir. ABD’de yapılan bir araştırma SAD tehşisi konulan hastalarının 6% ile – 35% arasının hastane yatışına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>
<p>Mevsimsel Depresyo’nun her ne kadar tam sebebi bilinmiyorsa da, çeşitli hipotezler öne sürülmektedir.</p>
<p>Melatonin: Beyindeki epifiz bezi melatonin hormonu üretir. Hormon üretimi karanlık oratamlarda artmaktadır. Melatonin hormonu insanın fiziki hareketlerini yavaşlatan, uykulu ve bitkin yapan doğal bir sakinleştiricidir. Günlerin kısalması ve güneş ışığının azalması melatonin üretimin arttırarak kişiyi daha az enerjik, yorgun, ve isteksiz yapar. Bu da Mevsimsel Depresyona yol açabilir.</p>
<p><strong>Seratonin:</strong> Kış ayları ile birlikte vücuttaki seratonin üretiminin azalmasının mevsimsel depresyona sebep olabileceği öne sürülmektedir.</p>
<p>Genetik Faktörler: Mevsimsel depresyonun genetik köklerinin olabileceği kişinin ebeveynlerinden birinde mevsimsel depresyonun olmasının kişinin de SAD yaşama oranının 7 de 1 kadar arttırdığını gösteren çalışmalar vardır.</p>
<p>Mevsimsel depresyonunun önüne geçebilmek için özellikle çalışma ortamlarında gerekli ışık ihtiyacının karşılanması, ortamın ısı ayarının kontrol altında tutulması, kişinin gün boyu güneş ışığıyla temasının maksimumda olabileceği aktivitelerde bulunması (sabah saatlerinde yapılacak yürüyüşler gibi), uyku saatlerinin mümkün olduğunca düzenli tutulması vb. Tüm bunlara rağmen semptomların devam etmesi ve/veya artması halinde ise bir uzmandan yardım alınması önerilir. milliyet.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/mevsimsel-depreyon-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellikten utanıyoruz</title>
		<link>http://www.dalak.net/cinsellikten-utaniyoruz/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/cinsellikten-utaniyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 00:37:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Dernek]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Terapist]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Utanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[Cinsellikten utanıyoruz Türkiye&#8217;de, her 100 kişiden 70&#8242;inde cinsel işlev bozukluğu olduğu ve bunların çoğunun cinsel terapiste veya bir hekime başvurmadığı öne sürüldü. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Sekreteri, &#8221;Cinsel Terapist&#8221; Psikolog Gülüm Bacanak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinselliğin genel sağlığın çok önemli bir parçası olduğunu, ancak insanlarda bu bilincin tam olarak yerleşmediğini belirtti. Türkiye&#8217;de,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsellikten utanıyoruz<br />
Türkiye&#8217;de, her 100 kişiden 70&#8242;inde cinsel işlev bozukluğu olduğu ve bunların çoğunun cinsel terapiste veya bir hekime başvurmadığı öne sürüldü.</p>
<p>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Sekreteri, &#8221;Cinsel Terapist&#8221; Psikolog Gülüm Bacanak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinselliğin genel sağlığın çok önemli bir parçası olduğunu, ancak insanlarda bu bilincin tam olarak yerleşmediğini belirtti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de, son yıllarda düğünde gelin veya damada kılavuzluk edilmesini sağlayan &#8221;sağdıçlık&#8221; kurumunun ortadan kalktığını ifade eden Bacanak, sağdıçlığın ortadan kalkmasıyla cinsel sorunların hızla artma eğiliminde olduğunu, hatta bunun çiftleri boşanma noktasına getirmeye, Türk aile düzenini bozmaya ve kişileri depresyona sokmaya başladığını kaydetti.<br />
<span id="more-304"></span></p>
<p>Bacanak, derneğe e-posta ve telefonla yapılan başvuruları değerlendirdiklerinde, her 100 kişiden 70&#8242;inde cinsel işlev bozukluğu olduğunu ve bunların çoğunun cinsel terapiste veya bir hekime başvurmadığını tespit ettiklerini savundu. Bu yaklaşımın cinselliğin hala tabu olduğunun bir kanıtı olduğunu ve cinsel tedavi için insanların nereye başvuracakları konusundaki bilgisizliklerinden kaynaklandığını ifade eden Bacanak, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Genellikle halkımızın aklına her türlü cinsel sorun için ilk önce hocalar ve medyumlar geliyor, muska yazdırılıyor. Bir cinsel terapiste veya hekime başvurulduğunda ise genellikle sorun ağırlaşmış oluyor, çözümü zorlaşıyor. Ama en kötüsü insanlarımız çözümü olmayan bir derde düştüklerini sanıp, umutsuzluğa kapılıyorlar ve cinsellikten zamanla soğuyorlar. Avrupa Birliği&#8217;ne girme sürecinde olan Türkiye için cinselliğin hala bir tabu olmasında herkesin kendi payına bir ders çıkarması ve elinden geleni yapması gerektiğini düşünüyoruz.&#8221;</p>
<p>-&#8221;CİNSEL EĞİTİM ANAOKULUNDAN BAŞLAMALI&#8221;-</p>
<p>Bacanak, cinsel eğitimin, toplumun genel cinsel sağlığının korunması, çocukların ve ergenlerin erişkin yaşama sağlıklı bir geçiş yapabilmelerini kolaylaştırmak açısından her geçen gün daha da önem kazandığını söyledi. Cinsel eğitimin, anaokulundan başlaması ve yasal zorunluluk gerektiğini savunan Bacanak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Cinsel sağlık ve cinsel eğitim, hayatımız boyunca öğrendiğimiz ve önemsenmesi gereken önemli bir süreç olmasına karşın, üniversitelerimizin tıp fakültelerince, psikolojik danışma ve rehberlik gibi cinsel sağlık konularıyla ilgili eğitim veren diğer fakültelerince, Sağlık Bakanlığınca, ailelerimizce, öğretmenlerimizce ve diğer eğitimcilerimizce üzerinde yeterince durulan bir konu maalesef olamamıştır. Cinsel eğitimin sorumluları yalnızca doktorlar, psikologlar, öğretmenler değildir. Öğrenme önce aile içinde başlar, daha sonra okullarda öğretmen, akran grupları, doktorlar, bu alanda çalışan diğer sağlık elemanları ve medya aracılığı ile devam eder. Dernek olarak cinsel eğitimin kademeli olarak anaokulundan itibaren biyolojik değişiklikler ortaya çıkmadan verilmeye başlanmasını öneriyoruz.&#8221;</p>
<p>Bacanak, ayrıca okullarda öğrencilere yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, öğretmenler, okul sağlığı hemşireleri ile rehberlik ve danışmanlık hizmeti veren kişilerin sayısının cinsel sağlığı daha çok kapsayacak şekilde artırılması gerektiğini; Danimarka, Hollanda, Portekiz ve İsveç gibi AB ülkelerinde olduğu gibi okul ders programlarında cinsel eğitime yer verilmesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p>AA haberturk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/cinsellikten-utaniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzik, reçeteyle satılmayan bir ilaç!</title>
		<link>http://www.dalak.net/muzik-receteyle-satilmayan-bir-ilac/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/muzik-receteyle-satilmayan-bir-ilac/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 07:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Reçete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Müzik, reçeteyle satılmayan bir ilaç! Dinlediğiniz müziklerin doğru tarz, mekan ve zamanda olduğu durumlarda sağlığınıza çok yararlı olduğu belirtiliyor. İnsanlar binlerce yıldır müziği bir tedavi aracı olarak kullanıyorlar. Ancak müzik son yıllarda neredeyse reçetesiz satılan ilaçlar gibi bir tedavi aracı olmaya başladı. Müziğin; kimi zaman yeni doğan bir bebeğin gevşemesini sağlamak, yürümeye yeni başlayan çocukları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müzik, reçeteyle satılmayan bir ilaç!<br />
Dinlediğiniz müziklerin doğru tarz, mekan ve zamanda olduğu durumlarda sağlığınıza çok yararlı olduğu belirtiliyor. İnsanlar binlerce yıldır müziği bir tedavi aracı olarak kullanıyorlar. Ancak müzik son yıllarda neredeyse reçetesiz satılan ilaçlar gibi bir tedavi aracı olmaya başladı. Müziğin; kimi zaman yeni doğan bir bebeğin gevşemesini sağlamak, yürümeye yeni başlayan çocukları sakinleştirmek, bir yetişkine enerji vermek, kimi zaman ise, insanları özel günlerinde mutlu etmek gibi birçok yararı bulunuyor. sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/muzik-receteyle-satilmayan-bir-ilac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlara karşı güvenim kalmadı mı diyorsunuz?</title>
		<link>http://www.dalak.net/insanlara-karsi-guvenim-kalmadi-mi-diyorsunuz/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/insanlara-karsi-guvenim-kalmadi-mi-diyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 21:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Şüphecilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlara karşı güvenim kalmadı mı diyorsunuz? Güven duygusu kolay kazanılmaz. Buna karşın, güvenin kaybedilmesi çok kolaydır. Bu nedenle, güven duymak, başkalarının güvenini kazanmak ve bu güven duygusunu korumak gerçekten emek ve zaman harcanmasını gerektiren bir süreçtir. İnsanlarla güzel iletişim içinde olan; anne-babasından ve diğer insanlardan iyi niyet, hoşgörü ve fedakârlık gören insanlar güven içinde olurlar.&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlara karşı güvenim kalmadı mı diyorsunuz?<br />
Güven duygusu kolay kazanılmaz. Buna karşın, güvenin kaybedilmesi çok kolaydır. Bu nedenle, güven duymak, başkalarının güvenini kazanmak ve bu güven duygusunu korumak gerçekten emek ve zaman harcanmasını gerektiren bir süreçtir.<br />
<img alt="" src="http://medya.zaman.com.tr/2008/08/05/guven.jpg" class="alignnone" width="200" height="160" /><br />
<span id="more-243"></span><br />
İnsanlarla güzel iletişim içinde olan; anne-babasından ve diğer insanlardan iyi niyet, hoşgörü ve fedakârlık gören insanlar güven içinde olurlar. İnsanları sevmekte ve yeni ilişkiler başlatıp sürdürmekte zorlanmazlar. Çeşitli sebeplerle güven duygusu zedelenen kişiler ise olumsuz bir durumla karşılaşmamak için insanlarla aralarında aşırı mesafe koyarlar. Bu da kişinin yalnızlık duygusuna kapılıp depresif duygular içine girmesine sebep olur, kişiyi kısırdöngüye sokup iş ve aile hayatını olumsuz şekilde etkiler.</p>
<p>Genellemeler güveni etkiliyor</p>
<p>İletişim sorunlarının en önemli nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliktir. Bu durumda olan kişi hatalı davranışlarla karşılaştığında genellemeler geliştirmekte ve gördüğü güzel davranışları unutmaktadır. Onun için ya hep ya hiç vardır. Hayatı ya beyaz ya da siyah olarak görmektedir. Sevdiği kişiyi önce kusursuz olarak kabul ettiğinden kusurları karşısında yıkılmaktadır. Halbuki kusursuzluk Allah&#8217;a mahsustur.</p>
<p>İnsan zaaflarıyla kabul edilmeli</p>
<p>İnsanlar dinî ve ahlaki özellikleri bakımından farklıdır. Kişide bazı zaafların bulunmasında kişilik, alınan eğitim ve geçmiş yaşantılar etkilidir. Bu sebeple bazı insanların yaptıkları hataları bütün insanlara genellemek doğru değildir. İnsanın belli bir yaşa kadar terbiyesinde anne-baba, öğretmen ve diğerleri sorumludur. Daha sonra da insana düşen hayat boyu kendisini geliştirip terbiye etmesidir.</p>
<p>İnsan duruma göre farklı davranabilir</p>
<p>Bir insan ne tamamen iyi ne de tamamen kötüdür. Aynı kişi baba veya anne olarak çok iyi, eş olarak yeterli olmayabilir. Bunun nedeni, bir rol için gerekli özelliklere sahipken diğer rol için sahip olmamasıdır. Bu eksiklikte kişinin kişilik özellikleri, biyolojik özellikler ve çocukluktan beri gördüğü modellerin yeterli olup olmaması ve hayat boyu yaptığı tercihler etkilidir.</p>
<p>İletişim becerisi hataları engeller</p>
<p>Bir insana aşırı güvenmek onun zaafları sebebiyle hata yapmasına sebep olur. Mesela iyi niyetli bir gencin arkadaşlarına çok çabuk borç vermesi, fazla para harcama zaafı olan kişilerin gereğinden fazla borç para almasına ve sonra da ödeme zorluğu çekmelerine yol açabilir. Kişi kendi sınırlarını iyi belirterek karşı tarafın haksız beklentiler içine girmesine engel olmalıdır. Karşı cinsle ilişkilerde de sınırları iyi bilmek ve mesafeli olmak hataları engeller. Başkasının sorumluluklarını yerine getirmesine fırsat vermeyerek ve sınırlarını tam belirtmeyerek ölçüsüz davranmak ve aşırı fedakârlık yapmak karşı tarafın hata yapmasını kolaylaştırır.</p>
<p>Aşırı şüphecilik iletişimi zedeler</p>
<p>Bir insana karşı aşırı şüpheci davranmak onun kendine güven duygusunu etkileyeceğinden ilişkiye zarar verir. Bütün insanları önlenebilecek ölçüdeki hataları ve kusurlarıyla ve güzel özellikleriyle sevmeye hazır bir yaklaşım, karşı tarafa pozitif enerji verecektir.<br />
Farika Teymur Artır &#8211; Uzman Psikolog zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/insanlara-karsi-guvenim-kalmadi-mi-diyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon erkeklerde diyabet riskini artırıyor</title>
		<link>http://www.dalak.net/depresyon-erkeklerde-diyabet-riskini-artiriyor/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/depresyon-erkeklerde-diyabet-riskini-artiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2008 23:49:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Erkekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[Depresyon erkeklerde diyabet riskini artırıyor. İsveçli bilim adamlarının yaptığı bir araştırma kaygı, depresyon ve uykusuzluğun erkeklerde diyabet riskini artırdığını ortaya koydu. Bilim adamları, &#8220;psikolojik sıkıntıları&#8221; olan erkeklerin olmayanlara oranla Tip 2 diyabet hastalığına yakalanma riskinin iki katından fazla olduğunu belirtti. 1938 ila 1957 doğumlu 2.127 erkek ve 3.100 kadınla yapılan araştırmada, kadınların bu riski taşımadığı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon erkeklerde diyabet riskini artırıyor.<br />
İsveçli bilim adamlarının yaptığı bir araştırma kaygı, depresyon ve uykusuzluğun erkeklerde diyabet riskini artırdığını ortaya koydu.</p>
<p>Bilim adamları, &#8220;psikolojik sıkıntıları&#8221; olan erkeklerin olmayanlara oranla Tip 2 diyabet hastalığına yakalanma riskinin iki katından fazla olduğunu belirtti. 1938 ila 1957 doğumlu 2.127 erkek ve 3.100 kadınla yapılan araştırmada, kadınların bu riski taşımadığı ortaya çıktı. Prof. Anders Ekbom, depresyonun, kişinin beslenmesini ve fiziksel aktivitelerini olumsuz yönde etkilemesinin de hastalığın gelişmesinde etken olabileceğini ifade etti.<br />
zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/depresyon-erkeklerde-diyabet-riskini-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklara yapılacak en büyük iyilik, eşlerin birbirini sevmesidir</title>
		<link>http://www.dalak.net/cocuklara-yapilacak-en-buyuk-iyilik-eslerin-birbirini-sevmesidir/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/cocuklara-yapilacak-en-buyuk-iyilik-eslerin-birbirini-sevmesidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 22:20:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Eşler]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[İyilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklara yapılacak en büyük iyilik, eşlerin birbirini sevmesidir Sevgiyle aşılmazlar aşılır, açılmazlar açılır, katlanılmazlara katlanılır. &#8220;İyilikte ve kötülükte, sağlıkta ve hastalıkta&#8230;&#8221; diye imzalar atılır. Ama en ufak meselelerde huzursuzluk yaşanır; ayrılma, boşanma lafları dillendirilmeye başlanır. Sevgi ve huzurun olmadığı bir ortamda çocuk eğitiminden bahsetmek de abestir, boştur. Anne baba arasında karşılıksız bir sevgi bağı yoksa&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklara yapılacak en büyük iyilik, eşlerin birbirini sevmesidir</p>
<p>Sevgiyle aşılmazlar aşılır, açılmazlar açılır, katlanılmazlara katlanılır. &#8220;İyilikte ve kötülükte, sağlıkta ve hastalıkta&#8230;&#8221; diye imzalar atılır. Ama en ufak meselelerde huzursuzluk yaşanır; ayrılma, boşanma lafları dillendirilmeye başlanır.</p>
<p>Sevgi ve huzurun olmadığı bir ortamda çocuk eğitiminden bahsetmek de abestir, boştur. Anne baba arasında karşılıksız bir sevgi bağı yoksa o anne babanın çocuğuna eğitim ve terbiye adına vereceği pek bir şey yoktur. Bu nedenle anne babalar evde sevgi atmosferini oluşturmalı, çocuklarını sevginin hakim olduğu bir ortamda yetiştirmelidir. Çocuk eğitimine dair eksiklikler evdeki sevgi bağları ile telafi edilebilir, ama evdeki sevgisizlik ve huzursuzluğun çocukta oluşturduğu yıkımlar ne yapılırsa yapılsın telafi edilemez. Sevgisizlikten dolayı oluşan davranış bozukluklarının tamiri de pek mümkün değildir. <span id="more-50"></span></p>
<p>Anne babalar kendi aralarında sevgi bağlarını bozmamalı &#8220;Bizim kavgamızdan çocuk etkilenmez, biz onunla çok ilgileniyoruz, her istediğini alıyoruz.&#8221; dememelidir. Anne baba arasında sadece sevgi ve muhabbetin olması, çocuğun tüm isteklerini almamaktan daha iyidir. Maddi eksiklikler giderilebilir, ama çocuktaki manevi olan sevgi ihtiyacını anne babadan başka kimse gideremez. Ne bir öğretmen, ne bir bakıcı, ne de bir başkası çocuğu sevgiye doyuramaz.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, çocuklarımızı ancak sevgi ortamında mutlu, huzurlu ve başarılı olarak yetiştirebiliriz. Anne babaların birbirlerine karşı anlayışlı olmaları, karşılıksız birbirlerini sevmeleri çocuklarına yapacakları en isabetli, en faydalı ve en büyük iyiliktir.</p>
<p>Ziya Köse, Manisa Soma Özel Birlik Koleji Rehber Öğretmeni<br />
zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/cocuklara-yapilacak-en-buyuk-iyilik-eslerin-birbirini-sevmesidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

