<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri dalak.net &#187; Ağız</title>
	<atom:link href="http://www.dalak.net/etiket/agiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dalak.net</link>
	<description>DaLak.NeT Sağlık Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2009 17:33:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ağız kokunuzu tanıyın!</title>
		<link>http://www.dalak.net/agiz-kokunuzu-taniyin/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/agiz-kokunuzu-taniyin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2009 14:35:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Kokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=622</guid>
		<description><![CDATA[


  İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Dentistanbul Diş Hastanesi Cerrahi ve Periodontoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Korkud Demirel, dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de oldukça yaygın olarak karşılaşılan bir sorun olan ağız kokusunun sosyal ve kültürel nedenlerle üzerinde fazla konuşulmadığını ifade ederek, &#8221; Ağız kokusu birden fazla nedenden kaynaklanabilir. Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Dentistanbul Diş Hastanesi Cerrahi ve Periodontoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Korkud Demirel, dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de oldukça yaygın olarak karşılaşılan bir sorun olan ağız kokusunun sosyal ve kültürel nedenlerle üzerinde fazla konuşulmadığını ifade ederek, &#8221; Ağız kokusu birden fazla nedenden kaynaklanabilir. Ancak yine de kaynağını öncelikle ağzın içinde aramak gerekir. Bu önemli sorun, hatta ciddi hastalıkların da habercisi olabilir&#8221; dedi.<span id="more-622"></span></p>
<p>Prof. Dr. Demirel, batılı toplumlarda ağız kokusu ile karşılaşma sıklığının yüzde 10 ile yüzde 50 arasında değiştiğini kaydederek, &#8221; Farklı kültürlerde ağız kokusu farklı algılanmakta, bazı toplumlarda normal olarak nitelendirilen kokular bir başka toplumda rahatsız edici olabilmektedir. Ağız kokusu bireyin toplum içerisindeki konumunu etkilemekte ve çoğunlukla da tedavi edilmektense bastırılmaya çalışılmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Demirel, Türkiye&#8217;nin ilk ve tek Diş Hastanesi Dentistanbul&#8217;un toplumda büyük bir sorun olan ağız kokusu ile mücadeleyi başlatarak Dentistanbul Halitosis Ağız Kokusu Tedavi Merkezi&#8217;ni hizmete açtığını belirterek &#8221; Ağız kokusu sosyal yaşamda bireylere çok sıkıntılı anlar yaşatabilmekte ve genellikle tedavi edilmektense bastırılmaya çalışılmaktadır. Halbuki ağız kokusunun tedavisi diş hekimi yardımı ile sanıldığından kolaydır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;KOKUYU ÇÖZMEK İÇİN DEĞİL BASTIRMAK İÇİN DAHA FAZLA PARA HARCANIYOR&#8221;</p>
<p>Prof. Demirel, kokuyu bastırmak için kullanılan çok miktarda ürün nedeniyle ilaç, kozmetik ve çiklet sektöründe büyük harcamaların yapıldığına dikkat çekerek, &#8220;Kokunun bastırılması geçici bir çözümdür. Kokunun kaynağı tedavi edilmediği için de kişiler bu sorundan bir türlü kurtulamıyorlar&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ağız kokusu olan bireylerin bu sorunlarının farkında bile olmayabileceğini hatırlatan Demirel, &#8220;Bireylerin kokuyu kendi kendilerine değerlendirmeleri ise neredeyse imkansızdır. Hatta en yakınları, aile çevreleri bile birbirlerinin ağız kokularını algılamayabilir, kokuyu kanıksamış olabilirler. Bu nedenlerle ağız kokusunun varlığının belirlenmesi çok güç olabilir ve profesyonel desteğe gereksinim duyulabilir. Konu hakkında bilgili hekimler ve ağız kokusunu ölçen cihazlar ağız kokusunu tarafsız olarak değerlendirebilmektedirler&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;CİDDİ HASTALIKLARIN HABERCİSİ DE OLABİLİRLER&#8221;</p>
<p>Ağız kokusunun kaynağı hakkında Prof. Demirel şu bilgileri verdi: &#8220;Kokular kaynağına göre, ağız içerisinden alan kokular, nefes ve solunum yollarından gelen kokular ve sindirim sisteminden gelen kokular olarak ayırabilmekteyiz. Sindirim sisteminden gelen kokular sanılandan olduça azdır ve çoğunlukla mideden gaz kaçırıldığında ortaya çıkar. Bazı reflü olgularında ağız kokusuna rastlanmaktadır. Nefes ve solunum yollarından kaynaklanan kokular ise tüm ağız kokularının yaklaşık yüzde 10&#8242; u kadardır ve bazı ciddi hastalıkların habercisi veya onların sonucu olarak ortaya çıkarlar. Şeker hastalığı bu hastalıklar arasında ilk akla gelenler arasındadır. Solunum yollarındaki kronik enfeksiyonlar ve bademcik taşları gibi faktörler de nefesin kokmasına neden olabilmektedir.&#8221;</p>
<p>&#8220;NORMAL AĞIZ KOKUSU İLE KARIŞTIRMAMAK LAZIM&#8221;</p>
<p>Sabah yataktan kalkar kalkmaz hissedilen ağız kokusunun ağzın uyku sırasında uzun süre kapalı kalması ve yatarken dişlerin fırçalanmamasına bağlı olduğunu hatırlatan Prof. Demirel, bunun gerçek ağız kokusu olarak değerlendirilmediğini söyledi. Prof. Dr. Demirel, &#8220;Bu tür kokular birşey yemek ve içmek ile kısa zamanda ortadan kalkmaktadır. Aynı şekilde sarımsak, soğan gibi kokulu yiyecekleri, kahve gibi içecekleri ve sigarayı ağız kokusu nedeni olarak ele almak çok doğru değildir çünkü bu maddelerin kokusu tipik ağız kokusu olmaktan uzaktır ve tüketilmedikleri zaman sorun yaratmamaktadırlar. Ancak bu kokular sanıldığı gibi kolaylıkla uzaklaştırılamamakta ve karşı tarafı fazlası ile rahatsız etmektedir. Sakız çiğnemek, koku bastırıcı şekerler kullanmak ise çözüm getirmekten uzaktır&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;NEDENLERİ AĞIZ İÇİNDE ARAMALI&#8221;</p>
<p>Prof. Demirel, ağız kokularının en sık karşılaşılan nedenini yine ağız içerisinde aramak gerektiğinin altını çizerek şu noktaları hatırlattı: &#8220;Bu kokuların en önemli sebebi aksayan ağız bakımıdır. Yetersiz ağız temizliği diş çürümelerine ve dişeti hastalıklarına neden olan mikroorganizmaların birikmesine yol açmakta ve dil üzerinde bu bakterilerin tabakalar oluşturmasına imkan sağlamaktadır. Dil sırtı yüzeyindeki girintiler yüzünden mikroorganizmaların birikmesine elverişli bir ortam oluşturduğu için ağız kokusu açısından da özel bir önem taşımaktadır. Dil sırtında oluşan bu tabakalar içerisinde bulunan bazı bakteriler gıda artıklarının da katkısı ile çürük yumurta veya gıda bozulması benzeri kokuların ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Bu bakteriler ağızın çalkalanması veya sadece dişlerin fırçalanması ile uzaklaştırılamadığı için kokusu kalıcı olmaktadır. Aynı şekilde temizlenmeyen diş araları, iltihaplı dişeti cepleri bakteriler için kötü kokuları üretebilecekleri elverişli ortamlardır. Diğer taraftan ağız kuruluğu, uzun süreli açlık, ağız içerisindeki hastalıklar, iltihaplar kötü kokunun kaynağı olabilirler. Dişler arasına sıkışıp kalmış gıdalar, kötü yapılmış protezler, köprülerin altına kaçan gıda artıkları, dişeti kanamaları ağız kokusunun diğer nedenleri arasında sayılabilmektedir.&#8221;</p>
<p>&#8220;AĞIZ KOKUSU ÖLÇÜMÜ RAHATLIKLA YAPILABİLİR&#8221;</p>
<p>Ağız kokusunun tedavi edilebilmesi için önce kokunun kaynağının doğru belirlenmesi ve bu nedenin ortadan kaldırılmasının gerektiğini söyleyen Prof.Dr Korkud Demirel, &#8220;Bazı merkezlerde ağız kokusunun ölçülmesi yolu ile teşhisi daha objektif olarak yapılabilmektedir. Ağız içi kaynaklı kokularda tedavi çoğunlukla ağız içerisindeki gıda takılmalarının ortadan kaldırılması, iltihapların ve çürüklerin temizlenmesi, ve ağız içi bakteri sayısının ağız bakımı yöntemleri ile azaltılmasından oluşmaktadır. Bu tedavi planları kişiye özel hazırlanmalı ve o bireyin gereksinimlerine göre şekillendirilmelidir. Diş hekimin tüm bu tedavileri bir taraftan gerçekleştiriken diğer taraftan da ağız bakımı eğitimi ve uygulamaları ile kokunun tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Sadece diş fırçası kullanımı ağız bakımı için yeterli olmamakta, bakterilerden ve oluşturdukları olumsuzluklardan kurtulabilmek için diş ipi, köprü altı ipi ve dil kazıyıcısı kullanılması gerekmektedir. Gerekli olduğu takdirde antibakteriyel ağız gargaralarının kullanımı da faydalı olmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>(ANKA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/agiz-kokunuzu-taniyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖTÜ AĞIZ KOKUSU (HALITOSIS)</title>
		<link>http://www.dalak.net/kotu-agiz-kokusu-halitosis/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/kotu-agiz-kokusu-halitosis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 01:14:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GECEM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Gecem]]></category>
		<category><![CDATA[Koku]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kötü ağız kokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile olumsuz etkileyebilir.
SEBEPLERİ:
Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.
Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile olumsuz etkileyebilir.<br />
SEBEPLERİ:<br />
Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.<br />
Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Büyük miktarda sülfür bileşikleri de bu alanlarda birikir.</p>
<p><span id="more-133"></span></p>
<p>Eğer diş yüzeyi temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.<br />
İleri derecede dişeti rahatsızlığına sahip olanlarda kişinin kendi başına temizleyebilmesi pek mümkün olmayan, ulaşılamayan alanlar vardır. derin dişeti cepleri gibi böyle alanlar da kötü kokuya sebep olur.<br />
Şanslıyız ki ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç vermektedir ve problem halledilebilmektedir.</p>
<p>TEDAVİ YÖNTEMLERİ (Ağız boşluğu kaynaklılarda)</p>
<p>Diş problemleriyle diğer patolojik nedenlerin tedavisini yapın. Tam bir ağız muayenesi yaptırın. Koku testleri uygulanabilir ki bu testlerle uçucu sülfür gazları ve halitosis hastalığının boyutları tespit edilir.</p>
<p>İleri dişeti hastalıkları ve/veya diş çürükleri tedavi edilmelidir.</p>
<p>Ağız kokusunu önlemek için, ağız enfeksiyonları yok edilmeli gömük, sorunlu dişler çekilmelidir.</p>
<p>İyi bir ağız hijyenine özen gösterilmeli. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. ağız enfeksiyonları tedavi edildikten sonra gargaralar ve diş macunları da yardımcı olabilir.</p>
<p>Ağız kuruluğuna engel olmak için gün boyu su için.</p>
<p>Tükürük salgısını hareketlendirin: bakteri oluşumunu önlemek için ağzın oksijenlenmesine yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğnemek bunun en kolay yoludur. Bu arada mentollü pastillere dikkat! Kokuyu giderir gibi görünse de kuruluğa neden olur.</p>
<p>Su içeriği bol olan sebze (domates, kereviz, pırasa) ve meyveler (elma muhteşem bir ilaçtır) tüketin. Yiyeceklerinizin üzerine maydanoz doğrayın.</p>
<p>Eczanelerde satılan maydanoz yağı bazlı kapsüller alın.</p>
<p>Sarımsak, soğan ve baharattan kaçının (ya da, sarımsak ve soğanı pişirerek yemeyi tercih edin). Çoğunlukla kötü sindirildiklerinden süt ürünleri de bu probleme neden olabilir.</p>
<p>Dilinizin üzerinde biriken bakterileri temizlemek için bir dil raspası kullanın veya fırçalama sırasında dilinizi temizleyin.</p>
<p>Kahve taneleri çiğneyin, portakal veya limon kabuğu emin.</p>
<p>Alkol ve sigarayı bırakın.</p>
<p>Kötü ağız kokusundan şikayet edenler bu konunun üzerine gitmelidir. çünkü basit bir müdahale ile bu probleminizden tamamen kurtulmanız mümkün olabilir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahaleden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz diğer sebepleri de araştırmak gerekecektir:<br />
AĞIZ KOKUSUNUN DİĞER SEBEPLERİ:</p>
<p>* Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar<br />
* Şeker hastalığı (Diyabet) (aseton kokusu)<br />
* Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibi)<br />
* Karaciğer yetmezliği<br />
* Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu)<br />
* Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır)</p>
<p>&#8220;HEKİMİM&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/kotu-agiz-kokusu-halitosis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kötü ağız kokusu</title>
		<link>http://www.dalak.net/kotu-agiz-kokusu/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/kotu-agiz-kokusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 11:50:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Koku]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile olumsuz etkileyebilir.
SEBEPLERİ:
* Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.
* Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>SEBEPLERİ:</p>
<p>* Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.<br />
* Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Büyük miktarda sülfür bileşikleri de bu alanlarda birikir.<span id="more-9"></span><br />
* Eğer diş yüzeyi temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.<br />
* İleri derecede dişeti rahatsızlığına sahip olanlarda kişinin kendi başına temizleyebilmesi pek mümkün olmayan, ulaşılamayan alanlar vardır. derin dişeti cepleri gibi böyle alanlar da kötü kokuya sebep olur.<br />
* Şanslıyız ki ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç vermektedir ve problem halledilebilmektedir.</p>
<p>TEDAVİ YÖNTEMLERİ (Ağız boşluğu kaynaklılarda)</p>
<p>* Diş problemleriyle diğer patolojik nedenlerin tedavisini yapın. Tam bir ağız muayenesi yaptırın. Koku testleri uygulanabilir ki bu testlerle uçucu sülfür gazları ve halitosis hastalığının boyutları tespit edilir.</p>
<p>* İleri dişeti hastalıkları ve/veya diş çürükleri tedavi edilmelidir.</p>
<p>* Ağız kokusunu önlemek için, ağız enfeksiyonları yok edilmeli gömük, sorunlu dişler çekilmelidir.</p>
<p>* İyi bir ağız hijyenine özen gösterilmeli. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. ağız enfeksiyonları tedavi edildikten sonra gargaralar ve diş macunları da yardımcı olabilir.</p>
<p>* Ağız kuruluğuna engel olmak için gün boyu su için.</p>
<p>* Tükürük salgısını hareketlendirin: bakteri oluşumunu önlemek için ağzın oksijenlenmesine yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğnemek bunun en kolay yoludur. Bu arada mentollü pastillere dikkat! Kokuyu giderir gibi görünse de kuruluğa neden olur.</p>
<p>* Su içeriği bol olan sebze (domates, kereviz, pırasa) ve meyveler (elma muhteşem bir ilaçtır) tüketin. Yiyeceklerinizin üzerine maydanoz doğrayın.</p>
<p>* Eczanelerde satılan maydanoz yağı bazlı kapsüller alın.</p>
<p>* Sarımsak, soğan ve baharattan kaçının (ya da, sarımsak ve soğanı pişirerek yemeyi tercih edin). Çoğunlukla kötü sindirildiklerinden süt ürünleri de bu probleme neden olabilir.</p>
<p>* Dilinizin üzerinde biriken bakterileri temizlemek için bir dil raspası kullanın veya fırçalama sırasında dilinizi temizleyin.</p>
<p>* Kahve taneleri çiğneyin, portakal veya limon kabuğu emin.</p>
<p>* Alkol ve sigarayı bırakın.</p>
<p>Kötü ağız kokusundan şikayet edenler bu konunun üzerine gitmelidir. çünkü basit bir müdahale ile bu probleminizden tamamen kurtulmanız mümkün olabilir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahaleden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz diğer sebepleri de araştırmak gerekecektir:<br />
AĞIZ KOKUSUNUN DİĞER SEBEPLERİ:</p>
<p>* Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar<br />
* Şeker hastalığı (Diyabet) (aseton kokusu)<br />
* Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibi)<br />
* Karaciğer yetmezliği<br />
* Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu)<br />
* Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/kotu-agiz-kokusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp bebek için öncelikle psikolojiniz iyi olsun</title>
		<link>http://www.dalak.net/tup-bebek-icin-oncelikle-psikolojiniz-iyi-olsun/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/tup-bebek-icin-oncelikle-psikolojiniz-iyi-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 11:20:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[Diş]]></category>
		<category><![CDATA[Epilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek için öncelikle psikolojiniz iyi olsun
&#8220;Kısır çiftler anne-baba olmayı haketmediklerini düşünüyor, kadınlar kıskançlık yaşıyor&#8221;

Türkiye’de ilk tüp bebek uygulamasını gerçekleştiren isimler arasında yer alan Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlık olarak bilinen “infertilite”nin tedavisi sırasında anne baba adaylarına verilecek psikolojik danışmanlığın, tüp bebekteki başarı oranlarına ve aile ilişkilerine etkili olduğunu söyledi.
Maya Tüp Bebek Merkezi’nden Op. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek için öncelikle psikolojiniz iyi olsun<br />
&#8220;Kısır çiftler anne-baba olmayı haketmediklerini düşünüyor, kadınlar kıskançlık yaşıyor&#8221;<br />
<img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.haberturk.com/2008/07/14/kuturesim/kisirciftlerdsdsds.jpg" alt="dalak.net" width="121" height="155" /></p>
<p>Türkiye’de ilk tüp bebek uygulamasını gerçekleştiren isimler arasında yer alan Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlık olarak bilinen “infertilite”nin tedavisi sırasında anne baba adaylarına verilecek psikolojik danışmanlığın, tüp bebekteki başarı oranlarına ve aile ilişkilerine etkili olduğunu söyledi.<br />
Maya Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlığın çiftler üzerinde yarattığı psikolojik etkiye ve tüp bebek yapmak isteyen çiftlere uygulanacak psikolojik desteğin yararlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Op.Dr. Özgün, kısırlık olarak bilinen “infertilite”nin tüm toplumlar için bir kriz durumu olduğunu söyleyerek “Bu durum, yalnızca infertil çifti değil, tüm aileyi derinden sarsan bir aile krizi olarak ortaya çıkmaktadır. Çiftlerin anne ve babaları da bu durumdan etkilenmekte, kriz iyi yönetilemezse, aile bağları zedelenmektedir” dedi. Doğurganlıkla ilgili sorunu ilk tespit edenin genellikle kadınlar olduğunu ifade eden Op. Dr. Özgün, “Çiftler infertil olduklarını öğrendiklerinde, hayal kırıklığı, ümitsizlik, haksızlığa uğradıkları düşüncesi gibi, karmaşık duygularla başa çıkmaya çalışırlar” diye konuştu. Kimi zaman öfkenin doğrudan eşe yönelebileceğine işaret eden Op. Dr. Özgün, “Bu dönemde çiftler psikolojik destek almadıkları takdirde, evlilikleri boşanma ile sonuçlanabilir. Ayrıca çiftlerin tedavi ekibine, ve diğer çocuklu çiftlere karşı öfke duymaları da sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur” diye konuştu.</p>
<p>-KISIR ÇİFTLERDE ANNE BABA OLMAYI HAKETMEDİKLERİ, DEĞERSİZLİK HİSLERİ YOĞUN-</p>
<p>Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlığın psikolojik yansımalarına ilişkin şunları söyledi:<br />
“Kadınlar sürekli bu sorunu konuşarak ve yardım arayarak, erkekler ise başka işlere yoğunlaşarak, duygusal <span id="more-3"></span>yükü hafifletmeye çalışırlar; öfke, kıskançlık gibi duyguları daha yoğun yaşarlar. Aile olma ile ilgili amaçlarda, gelecekle ilgili planlarda, güven duygusu ve benlik saygısı gibi pek çok alanda bozulmalar olduğu gibi cinsel yaşamda da bozulmalar olur. Bu durum, çiftlerin yatak odalarına da yansır. Cinselliğin temel amacı gebe kalma, doğurma haline gelebilir. Her ay kronik stres yaşarlar. İlk önce hamile kalacaklarını düşünüp umutlanırlar ve daha sonra eğer olmazsa düş kırıklığı ile kötüleşirler. İnfertil çiftler, kolay incinen, kendilerini diğerlerinden daha aşağı gören, diğer insanlarla iletişimlerinde olumsuz beklentileri olan, daha fazla yalnız kalma eğiliminde olan ve daha fazla sıklıkta bedensel yakınma dile getiren kişilerdir. Tanı, genellikle çiftin çocuk isteğinin en yoğun olduğu zaman konur. Öğrenildiğinde verilen emosyonel tepkiler, bir ölümün yaşanmasından sonra görülen yas tepkisi gibidir: Şok, inkar, öfke, kontrol kaybı hissi ve son olarak uyuşma. Yaşam planı çiftin kontrolünden çıkmıştır. Suçluluk-başarısızlık hissi yaşanır. Niçin kısır kaldığını, geçmiş davranışlarıyla ilişkisini sorgular; yaşam tarzı, kullanılan alkol-sigara, geçmişteki cinsel aktiviteler, kullanılan doğum kontrol yöntemleri veya kürtajlar nedeniyle pişmanlıklar yaşanır. Ana-baba olmayı hak etmedikleri, değersiz oldukları hissi yoğundur. Yaşam daha az ilginç, amaçsız, daha boştur. Yalnızlık hissi çok yaygındır. İnsanların çoğunun kendilerini anlamadıklarına inandıklarından, insan ilişkilerini sınırlarlar.”</p>
<p>-KISIRLIĞIN TANI VE TEDAVİSİ ÖZELLİKLE KADINLAR İÇİN ÇOK ACI VERİCİ OLABİLİR-</p>
<p>Op. Dr. Özgün, infertilitenin tanı ve tedavi sürecinin uzun olmasının, çiftleri psikolojik olarak zedeleyici ve özellikle kadın için oldukça acı verici olabileceğini söyleyerek “Ayrıca tedavide kullanılan ilaçların huzursuzluk, depresyon, ağrı gibi yan etkileri hastaların sıkıntısını daha da artırmaktadır” dedi. Op. Dr. Özgün, tüp bebek tedavisinin, infertil bir çiftin karşısına çıkan son seçenek oluşundan dolayı ayrıcalıklı bir öneme sahip olduğunu kaydederek “İnfertilite sürecinde oluşan psikolojik etkiler, bu süre uzadıkça şiddetini artırmaktadır. Bu yönüyle tüp bebek tedavisindeki çiftlerin tedavinin daha ilk basamağı olan tanı koyma aşamasında psikolojik destek almaya başlamasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu. Op. Dr. Özgün şunları söyledi:<br />
“Eşlerin duygularını ve kaygılarını paylaşması, sorunların aşılmasında büyük yarar sağlar. Tedavi öncesi ve sonrası süreçte çiftlerin ve aile büyüklerinin birbirlerine verdikleri destek çok önemlidir. Tedavi süreci öncesinde ve tedavi sırasında verilen psikolojik destekle birlikte gebelik oranlarında anlamlı bir artış sağlanmış, depresyon ve anksiyete (sinirlilik) oranlarında ise belirgin bir azalma görülmüştür.”<br />
Op. Dr. Özgün ayrıca hastaların yüzde 79’unun tüp bebek tedavisine başlamadan önce ve tedavi sırasında psikolojik destek almayı kabul ettiklerini de söyledi.</p>
<p>ANKA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/tup-bebek-icin-oncelikle-psikolojiniz-iyi-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
