<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri dalak.net &#187; Su</title>
	<atom:link href="http://www.dalak.net/etiket/su/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dalak.net</link>
	<description>DaLak.NeT Sağlık Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2009 17:33:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Böbreklerinizin sağlıklı olması için bol su şart</title>
		<link>http://www.dalak.net/bobreklerinizin-saglikli-olmasi-icin-bol-su-sart/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/bobreklerinizin-saglikli-olmasi-icin-bol-su-sart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 06:37:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[


 Böbreklerinizin sağlıklı olması için bol su şart
editepe Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Kantarcı, “Vücuda yeterli miktarda sıvı girmediği zaman böbrek fonksiyonları olumsuz etkilenir” diyor.
Dr. Kantarcı, böbrekler açısından suyun önemini şöyle anlatıyor:
“İnsan yaşlandıkça vücut su kaybetmeye başlar. Aslında bu da yaşlanmanın nedenidir. Ani gelişen vücuttaki su kayıplarında dolaşan kan miktarının yeterli olabilmesi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Böbreklerinizin sağlıklı olması için bol su şart<br />
editepe Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Kantarcı, “Vücuda yeterli miktarda sıvı girmediği zaman böbrek fonksiyonları olumsuz etkilenir” diyor.</p>
<p>Dr. Kantarcı, böbrekler açısından suyun önemini şöyle anlatıyor:<br />
“İnsan yaşlandıkça vücut su kaybetmeye başlar. Aslında bu da yaşlanmanın nedenidir. Ani gelişen vücuttaki su kayıplarında dolaşan kan miktarının yeterli olabilmesi için vücut önce yavaş yavaş sıvı atışına engel olur. Böbreklerden idrar çıkışı durur. İdrar miktarı vücut tansiyonunun düşmesine engel olmak için idrarı tutar ki vücutta kan dolaşabilsin. Özellikle yaz dönemlerinde çocuklarda çok sık karşılaşılan ishal vakalarında yeterli sıvı alınmadığı zaman idrar çıkışı durur ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Aynı şekilde yaşlılarda da yaz dönemlerinde rastlanan ishalden dolayı böbrek yetmezliğiyle sık karşılaşıyoruz. Özellikle bunama sorunu olan yaşlılar su içmeyi unuttukları için böbrek yetmezliği sorunu ortaya çıkabiliyor. Hatta bazen yeterli su almayan yaşlılarda kandaki tuz miktarının aşırı artmasına bağlı birtakım beyinsel rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Vücut suyunun yüzde 1’ ini kaybettiğimizde susuzluk hissi olur; yüzde 10’ ununu kaybettiğimizde ise bilinç kaybı olabilir; hatta kişi hayatını kaybedebilir. Bu nedenle ısının 28 derecenin üzerine çıktığı havalarda, dışarıda uzun süre sıcak ortamda kalan kişilerde ve özellikle çocuk ve yaşlılarda sıvı miktarını artırmak lazım. “<br />
<span id="more-282"></span><br />
Terleten giysilere dikkat!</p>
<p>Böbrekte sorun yaşanmaması için günde en az bir litre su içilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Kantarcı, bazı durumlarda bu miktarın daha da artacağını söylüyor:<br />
“Sıcak yaz aylarında su gereksinimi 2,5 litreye kadar çıkıyor. Erişkin bir insan günde en az bir litre su tüketmeli, kişinin durumuna göre bu miktar üç litreye kadar çıkabiliyor. Böbrek yetmezliği olanlarda bu miktarı birazcık daha yüksek tutuyoruz. Özellikle spor yapanlarda bu ihtiyaç daha da artar. Spor sırasında daha çok sıvı kaybı olduğu için spordan sonra mutlaka sıvı tüketimi arttırılmalıdır. Özellikle bilinçsiz olarak yapılan ağır sporlar sonrası ya da sırasında yeterli miktarda su alınmazsa böbrek yetmezliğine rastlanıyor. Bunun dışında spor yaparken kilo vermek için aşırı terleten giysi giyenlerde de şiddetli sıvı kaybı yerine konmazsa böbrek yetmezliği ile karşılaşabiliyoruz.”</p>
<p>Tuz kullanımını kısıtlayalım, sadece proteinli diyetlerden kaçınalım</p>
<p>Böbrek yetmezliği ve yüksek tansiyon durumlarında önce kandaki tuz miktarına baktıklarını belirten Dr. Kantarcı, “Bu hastalarda önce kandaki tuz miktarı düşükse tuzlu sıvı veriyoruz veya kanındaki su miktarı çok düşükse sıvı veriyoruz. Yani vücutta ne eksilmişse onu yerine koymaya çalışıyoruz” diyor.</p>
<p>Beslenmenin de böbrek yetmezliğinde çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Gülçin Kantarcı, konuyla ilgili şunları söylüyor:<br />
“Bazı gıdalarda tuz miktarı çok fazladır. Örneğin dereotunda sodyum miktarı çok yüksektir. Sebzelerin bir kısmında oldukça yüksek tuz vardır, bunlara bir de salça ve tuz eklendiğinde çok yüksek miktarda tuz alınmış olur. Ayrıca zayıflamak isteyen kişilerin yaptığı protein ağırlıklı diyetler de böbrek fonksiyonlarına zarar veriyor. O nedenle bir hekime danışmadan protein ağırlıklı diyet yapılmaması gerekir.”</p>
<p>Böbrek yetmezliği olanların dikkat etmesi gerekenler<br />
• Protein alımı kısıtlanmalı.<br />
• Özellikle yüksek tansiyon ve kalp yetmezliğinin de böbrek yetmezliğine eşlik ettiği durumlarda tuz içeriği yüksek gıdalardan uzak durulmalı (sodalı içecekler, dereotu gibi sebzeler )<br />
• Turşu, salça ve salamura gıdalar yenmemeli.<br />
• Kişide potasyum yüksekse patates, kayısı ve muzdan uzak durulmalı.</p>
<p>AJANSLAR. haberturk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/bobreklerinizin-saglikli-olmasi-icin-bol-su-sart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1 yılda içtiğimiz maden suyunu Avrupalılar 1 haftada tüketiyor</title>
		<link>http://www.dalak.net/1-yilda-ictigimiz-maden-suyunu-avrupalilar-1-haftada-tuketiyor/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/1-yilda-ictigimiz-maden-suyunu-avrupalilar-1-haftada-tuketiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 02:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[avrupalı]]></category>
		<category><![CDATA[Soda]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[1 yılda içtiğimiz maden suyunu Avrupalılar 1 haftada tüketiyor
Yaklaşık 4-5 milyar dolarlık rezervin bulunduğu ülkemizde,
kaynakların çok az kısmı şişeleniyor.
Avrupa ülkelerinde kişi başına yıllık maden suyu tüketimi 150 litre iken,
Türkiye&#8217;de bu rakam 3 litrenin altında. Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere
İsrail, ABD ve Orta Asya ülkelerine ihracat gerçekleştiren
Türkiye, maden suyu potansiyelinin ancak yüzde 3&#8242;lük kısmını değerlendirebiliyor.
Ülke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 yılda içtiğimiz maden suyunu Avrupalılar 1 haftada tüketiyor<br />
Yaklaşık 4-5 milyar dolarlık rezervin bulunduğu ülkemizde,<br />
kaynakların çok az kısmı şişeleniyor.<br />
Avrupa ülkelerinde kişi başına yıllık maden suyu tüketimi 150 litre iken,<br />
Türkiye&#8217;de bu rakam 3 litrenin altında. Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere<br />
İsrail, ABD ve Orta Asya ülkelerine ihracat gerçekleştiren<br />
Türkiye, maden suyu potansiyelinin ancak yüzde 3&#8242;lük kısmını değerlendirebiliyor.<br />
Ülke genelinde 225 maden suyu kaynak veya kaynak grubundan günlük 63 milyon<br />
litre maden suyu boşaltımı yapılmasına rağmen bu oranın yüzde 97&#8242;lik kısmı boşa akıyor.<br />
Türkiye&#8217;den daha az doğal kaynağa sahip Avrupa ülkelerinde maden suyu daha<br />
fazla tüketiliyor. Araştırmalara göre ülkemizde belirli yaş gruplarında kemik erimesi<br />
gibi hastalıklara diğer Avrupa ülkelerine oranla daha sık rastlanıyor.<br />
Uzmanlar, bu durumun nedenleri arasında maden suyu gibi doğal kaynakların<br />
yeterince tüketilmemesini de sayıyor.<br />
<span id="more-225"></span></p>
<p>Ülkemizdeki maden sularının büyük bölümünün boşa akması, milyarlarca liranın sokağa atılması anlamına geliyor. Türkiye Maden Suyu Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Nizamettin Şentürk, Türkiye&#8217;nin dünyanın en kaliteli maden suyuna sahip olmasına rağmen kaynakları yeterince verimli kullanamadığını doğruladı. Yatırım maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Şentürk, kaynakların genellikle meskûn olmayan mahallerde bulunduğu için, ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Maden suyu ile soda aynı şey değil</p>
<p>Maden suyu, içerdiği mineraller ve karbondioksit gazıyla yeraltındaki çatlaklardan yeryüzüne çıktığından tamamen &#8216;doğal&#8217; bir içecek. Soda ise su ve sudan yapılan içeceklere, üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen &#8216;yapay&#8217; bir içecek. Maden suyu mineral bakımından son derece zengin.<br />
Aydın Hızlıca, Ünal Livaneli<br />
zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/1-yilda-ictigimiz-maden-suyunu-avrupalilar-1-haftada-tuketiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günde 2 litre su, yarım kilo sebze ve stanollü süt</title>
		<link>http://www.dalak.net/gunde-2-litre-su-yarim-kilo-sebze-ve-stanollu-sut/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/gunde-2-litre-su-yarim-kilo-sebze-ve-stanollu-sut/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 02:14:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Stanollü]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Günde 2 litre su, yarım kilo sebze ve stanollü süt
Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Besler, kolesterolü düşürmeye yönelik yeni teknikler konusunda bilgi verdi:
*Kalp sağlığı için başlıca beslenme önerileriniz nelerdir? Kalp ve damar sağlığı için sebze ve meyvenin günde en az toplam 400 gram yer aldığı, aşırı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günde 2 litre su, yarım kilo sebze ve stanollü süt<br />
Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Besler, kolesterolü düşürmeye yönelik yeni teknikler konusunda bilgi verdi:</p>
<p>*Kalp sağlığı için başlıca beslenme önerileriniz nelerdir? Kalp ve damar sağlığı için sebze ve meyvenin günde en az toplam 400 gram yer aldığı, aşırı tuz tüketiminden kaçınıldığı, haftada yaklaşık 350-450 gram balık tüketildiği, besinlere veya içeceklere eklenen şeker miktarının sınırlandırıldığı bir diyet uygulanması gerekir. Bireyin özelliklerine bağlı olarak alması gereken diyet enerjisinin ve diğer temel besin öğesi ihtiyaçlarının tespit edilmesi de; en önemli aşamalardan biridir. Ayrıca haftada en 3-5 kez, süresi yarım saatten kısa olmamak kaydıyla bireyin özelliklerine de bağlı olarak saatte 3-5 kilometre hızla yürümek, fiziksel aktiviteyi artırmak ve günde yaklaşık 1.5-2 litre su içmek de gerekmektedir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img.sabah.com.tr/2008/07/23/gny/im/C2673FF465C8E2428E8DEFBAr.jpg" alt="" width="200" height="288" /></p>
<p><span id="more-171"></span></p>
<p>KİŞİYE ÖZGÜ OLMALIDIR!<br />
*Kolesterolü düşürmek için beslenme önerileriniz neler? Mutlaka profesyonel bir yaklaşım sergilenmelidir. İlaç kullanımı söz konusuysa; hekim kesmediği sürece hiçbir koşulda ilaç kullanımı kesilmemelidir. Bu; maalesef hastaların çok sık yaptığı bir hatadır. Diyetin bireysel bir yaklaşım olduğu hatırlanarak, bireye özgü düzenlemeler bir diyetisyen tarafından yapılmalıdır. Diyet enerjisinden başlayarak, diyetteki temel besin öğelerinin tüketim düzeyleri belirlenmeli ve bunlar uygun biçimde uygulanmalıdır. Yapılacak yaşam biçimine yönelik değişiklikler arasında, fiziksel aktivitenin mutlaka arttırılması da hedeflenmelidir. Tek başına diyet yeterli olamaz, egzersiz şarttır. Ayrıca diyet planlaması doğrultusunda diyete eklenebilecek stanol gibi biyolojik aktif öğe içeren fonksiyonel gıdalar da tedaviye veya korunmaya yardımcı olabilecektir.</p>
<p>BOL SEBZE VE MEYVE ŞART!<br />
* Stanolün yan etkisi var mıdır? Kolesterol düşürücü gıdalar günde kaç kez alınmalıdır? İdeal doz nedir? Yükselmiş kolesterol seviyesinin azaltılmasında, günde 2-2.5 gram stanol kullanımının yeterli olduğu ve bu değerin tüketilmesinin ciddi hiçbir yan etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Ancak stanol tüketiminin kolesterol ve yağ emilimini de azaltması nedeniyle, özellikle A ve E vitamini gibi yağda çözünen vitaminlerle yine yağda çözünen karotenoid (alfa, beta-karoten, likopen, kriptoksantin gibi) düzeylerinde de bir azalma söz konusu olabileceğinden, bu maddelere özellikle dikkat edilmelidir. Stanol ve sterol eklenmiş besinlerin etiket bilgilerinin üzerinde, diyetteki sebze ve meyve tüketimlerinin artırılması yönünde uyarılar bulunmaktadır.</p>
<p>BAĞIŞIKLIĞI DA DÜZENLER<br />
*Kolesterol dışında bu fonksiyonel gıdalar hangi sorunların giderilmesinde kullanılıyor? Hangi gıdalarla veriliyor? Probiyotik ve prebiyotik yapılar; çok uzun zincirli doymamış yağlar; soya, yulaf ya da diğer yağlı tohum, sebze ve meyvelerden elde edilmiş bazı yapılar veya bağışıklık sistemi, kalp ve damar sağlığı, entelektüel kapasite, görme fonksiyonu gibi sistem fonksiyonlarına yardımcı olabilir. Bunlar ayrıca; yükselmiş kolesterol ve trigliserit düzeylerinin düzenlenmesine de destek olabilirler. Öte yandan, bazı süt kaynaklı peptidlerin kan basıncının düzenlenmesinde yardımcı olabileceği de bilinmektedir. Aslında bu alan oldukça aktif çalışmaların olduğu bir alan niteliğindedir. Yakın gelecekte yeni biyolojik aktif öğelerin tanımlanabileceği ve bunların da fonksiyonel besin kavramı içinde kullanılabileceği kuvvetle muhtemeldir.<br />
sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/gunde-2-litre-su-yarim-kilo-sebze-ve-stanollu-sut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık yerken dikkatli olun</title>
		<link>http://www.dalak.net/balik-yerken-dikkatli-olun/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/balik-yerken-dikkatli-olun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 22:52:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Balık]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Balık yerken dikkatli olun
Tehdit ediyor&#8230;
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülşen Timur, balıklarda bulunan parazitlerin insanda akut anemi, iştahsızlık, halsizlik gibi tenyalardan kaynaklanan hastalıklarda görülen belirtileri meydana getirdiğini belirterek, &#8221;Bu nedenle parazit kistlerine sahip balıkların çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemesi gerekir&#8221; dedi.
Prof. Dr. Timur, yaptığı açıklamada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Balık yerken dikkatli olun<br />
Tehdit ediyor&#8230;<br />
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülşen Timur, balıklarda bulunan parazitlerin insanda akut anemi, iştahsızlık, halsizlik gibi tenyalardan kaynaklanan hastalıklarda görülen belirtileri meydana getirdiğini belirterek, &#8221;Bu nedenle parazit kistlerine sahip balıkların çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemesi gerekir&#8221; dedi.<span id="more-83"></span></p>
<p>Prof. Dr. Timur, yaptığı açıklamada, kültür balıkçılığının dünyadaki hızlı gelişimi ve yaygın bir endüstri kolu olmasının, balıklardan insanlara geçebilen hastalıkları artırarak, halk sağlığını tehdit edebilir boyutlara ulaşabileceğini söyledi.<br />
İnsan sağlığı açısından balık ve işletme havuzlarının bazı hastalıklara ortam hazırladığına dikkati çeken Prof. Dr. Timur, deniz ve tatlı sularda yaşamını sürdüren kemikli balık parazitlerinin birçoğunun, yumurtadan yeni çıktığı (larva) döneminde hastalık yapabilme gücünde olduğunu vurguladı.<br />
İnsanlarda görülen, halk diliyle tenya ya da şerit diye isimlendirilen parazitlerin çiğ ve az pişmiş balıkların tüketilmesiyle ortaya çıktığına işaret eden Prof. Dr. Timur, turna, levrek, salmon, alabalık gibi tatlı su balıklarının tenyaların ikinci ara konakçısı olduğunu bildirdi.<br />
Prof. Dr. Timur, &#8221;Balıklarda bulunan parazitler, insanda akut anemi, iştahsızlık, halsizlik gibi tenyalardan kaynaklanan hastalıklarda görülen belirtileri meydana getirirler. Bu nedenle bu parazit kistlerine sahip balıkların çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemesi gerekir&#8221; diye konuştu.<br />
Bakterilerin daha çok toprakta bulunması nedeniyle toprak tabanlı balık havuzlarında yaşayan sazan gibi balıkların midelerinde bakterilere rastlandığını ifade eden Prof. Dr. Timur, hijyenik olmayan koşullarda balıkların kesimi ve iç organlarının temizlenmesi sırasında bunların ete geçebileceğini ve hastalık oluşacağını kaydetti.<br />
Prof. Dr. Timur, balık hastalıklarının kontrol altında tutulması ve tedavilerinde ekolojinin rolünün yadsınamayacağını, balık hastalıklarının tedavisi ve kültür havuzlarının hijyeninde bazı etkenlerin insan sağlığını tehdit ettiğini, veterinerlerin bu hastalıklar konusunda daha duyarlı olması gerektiğini bildirdi.</p>
<p>-ENFEKSİYONLAR-</p>
<p>Balıklardaki parazitlerin son konakçısının balık yiyen su kuşu, su samuru, sansar, kedi, köpek veya insan olabileceğini anlatan Prof. Dr. Timur, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Bazı bölgelerde son konakçı olarak insan enfeksiyonları yaygın görülmektedir. İnsan bağırsağında olgunlaşan parazit, yumurtalarını bağırsağa bırakır. Dışkı ile yumurtalar dışarı atılır. Suda açılan yumurtalardan çıkan larvalar, sudaki kabuklu organizmalara geçer. Bunları tüketen balıkların kaslarında ve karaciğerinde, 1-2 santimetre uzunluğunda yassı kurt şeklinde oluşur. Parazitli balığın çiğ veya az pişmiş olarak insanlar ve diğer canlılar tarafından tüketilmesi halinde ince bağırsakta 10-12 metre uzunluğunda ergin tenya şekillerini kazanırlar.&#8221;<br />
&#8221;Anasakis&#8221; adı verilen parazitin ise yuvarlak kurdun bulunduğu balıkların tüketilmesi halinde insanların sindirim kanalında, mide ve bağırsak duvarında oluşacaklarını ifade eden Prof. Dr. Timur, &#8221;Bunlar, insanda akut karın ağrılarına neden olur. Anasakiasis adı verilen bu hastalığın önlenmesi için tüketilmeden önce balık etinin pişirilmesi veya dondurulması gerekir&#8221; dedi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/balik-yerken-dikkatli-olun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
