<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri dalak.net</title>
	<atom:link href="http://www.dalak.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dalak.net</link>
	<description>DaLak.NeT Sağlık Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2009 17:33:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hamilelik öncesi aşırı kilo zararlı mı?</title>
		<link>http://www.dalak.net/hamilelik-oncesi-asiri-kilo-zararli-mi/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/hamilelik-oncesi-asiri-kilo-zararli-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 17:33:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GECEM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=642</guid>
		<description><![CDATA[


 Gebe kaldıklarında şişman veya obez olan kadınların, doğuştan kalp kusuru olan çocuk doğurma riskinin daha yüksek olduğu bildirildi.
ABD Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi&#8217;nce yapılan araştırmada, gebe kaldıklarında aşırı şişman veya obez olan kadınların kalp kusuru olan çocuk doğurma ihtimallerinin normal kilodaki kadınlara oranla yüzde 18, had safhada obez kadınlarınsa yüzde 30 daha fazla olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebe kaldıklarında şişman veya obez olan kadınların, doğuştan kalp kusuru olan çocuk doğurma riskinin daha yüksek olduğu bildirildi.</p>
<p>ABD Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi&#8217;nce yapılan araştırmada, gebe kaldıklarında aşırı şişman veya obez olan kadınların kalp kusuru olan çocuk doğurma ihtimallerinin normal kilodaki kadınlara oranla yüzde 18, had safhada obez kadınlarınsa yüzde 30 daha fazla olduğu belirlendi.</p>
<p>American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu bebeklerin kalplerinin sağ tarafında obstrüktif (tıkanmaya yol açan) kusurlar veya kalbin iki üst bölmesi arasındaki dokuda bozukluklar olabiliyor.<span id="more-642"></span></p>
<p>Doğuştan kalp kusuru bulunan 6440 çocukla hiçbir rahatsızlığı bulunmayan 5673 çocukların sağlığını inceleyen araştırmalar, bu çocukların anneleriyle de mülakat yaptı.</p>
<p>Araştırmada, obeziteyle 25 tür kalp rahatsızlığının 10&#8242;u arasında ilişki bulunduğu, bu 10 hastalıktan 5&#8242;i ile de gebelikten önce kadının obez olması arasında ilişki saptandığı belirtildi.</p>
<p>Araştırmacılar, aşırı şişmanlıkta vücut kütle endeksini (VKE) 25 ila 29,9, orta derecede obezitede VKE&#8217;yi 30 ila 34,9, had safhadaki obezitede ise 35 ve üstü olarak değerlendirdi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/hamilelik-oncesi-asiri-kilo-zararli-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek tansiyona dikkat</title>
		<link>http://www.dalak.net/yuksek-tansiyona-dikkat/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/yuksek-tansiyona-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 18:44:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[Dahiliye Uzmanı Dr. Filiz Canlı Turan, sıcak havalardan dolayı tansiyonun akşam saatlerinde yükseldiğini belirterek, bu riski taşıyanları uyardı. Aşırı sıcak havalarda hipertansiyon hastalarında gündüz tansiyonlarının düşük seyrettiğinin belirten Turan, aşırı sıcaklarda oluşabilecek sıvı kaybının da kan basıncını arttırabilen bir faktör olduğuna dikkat çekti. 
Sıvı kaybına bağlı olarak tansiyona yatkınlığı olan kişilerde hipertansiyonun ortaya çıkabileceğini beliren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dahiliye Uzmanı Dr. Filiz Canlı Turan, sıcak havalardan dolayı tansiyonun akşam saatlerinde yükseldiğini belirterek, bu riski taşıyanları uyardı. Aşırı sıcak havalarda hipertansiyon hastalarında gündüz tansiyonlarının düşük seyrettiğinin belirten Turan, aşırı sıcaklarda oluşabilecek sıvı kaybının da kan basıncını arttırabilen bir faktör olduğuna dikkat çekti. </p>
<p>Sıvı kaybına bağlı olarak tansiyona yatkınlığı olan kişilerde hipertansiyonun ortaya çıkabileceğini beliren Uzman Dr. Turan, bu gibi durumlarda mevcut yüksek tansiyonun daha da yükselebileceği uyarısında bulundu. </p>
<p>Özellikle 4 yaşından küçükler ve 65 yaş ve üzeri olanların, sıcak havalarda dikkat etmezlerse gece tansiyonlarının yükselebileceğine dikkat çeken Aydın Anka Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Turan, bu nedenle sıcak havalarda tansiyonu ideal noktada tutmaya yarayan ilaçlara devam edilmelisinin önemine değindi. Aşırı sıcak ile birlikte yüksek nemin bir araya gelmesiyle birçok kişinin yüksek tansiyon riski taşıdığını belirten Dahiliye Uzmanı Dr. Turan, şöyle dedi:<span id="more-640"></span></p>
<p>&#8220;Sıvı kaybı ve mineral dengesindeki bozulma konfüzyon, kişi uyumadığı halde ve çaba göstermesine rağmen çevresinde olanları tam fark edememe durumu, yorgunluk, huzursuzluk, hızlı soluk alıp verme, kalp hızında artma ve dolayısıyla çarpıntıya neden olabilir. Sıcak çarpması komaya sokar, acil müdahale gerektirir. Normal şartlarda terleme ve terin vücut yüzeyinden buharlaşması vücudumuzu soğuk tutar. Ancak aşırı sıcak havalarda, hava sıcaklığı 35 dereceden 40&#8242;lara doğru artmaya başladığında bu mekanizma yeterli olmamaya başlar, vücut iç sıcaklığı da artar, baş ağrısı, sersemlik hissi, kaslarda kramplar görülebilir. Sıcak çarpması olarak tanımlanan bu durum, belirtilerin sinsice başlaması ve tablonun hızla ilerlemesi nedeni ile tehlikelidir. Aşırı sıcaklara kusma ve ishal gibi su kaybını arttıran hastalıkların eşlik etmesi sıvı kaybını ciddileştirir, sıcak çarpması bu durumda daha çabuk gelişir. Eşlik eden kalp, damar, böbrek hastalıkları veya diyabet bu tabloyu daha da çabuklaştıracak ve ağırlaştıracaktır. Bu gibi durumlara düşmemek için sıcaklardan korunmalı.&#8221;<br />
sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/yuksek-tansiyona-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa sürede çok kilo vermenin yolu ondan geçiyor.</title>
		<link>http://www.dalak.net/kisa-surede-cok-kilo-vermenin-yolu-ondan-geciyor/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/kisa-surede-cok-kilo-vermenin-yolu-ondan-geciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 01:24:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=638</guid>
		<description><![CDATA[Kısa sürede çok kilo vermenin yolu ondan geçiyor.
Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvelerinden karpuz, içeriğinde bol miktarda bulunan &#8221;laykopen&#8221; maddesi nedeniyle kanser türlerine karşı etkisinin yanı sıra kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine de yardımcı oluyor.
Karpuzun yüzde 95&#8242;inin sudan oluştuğunu bildiren uzmanlar, temizleyici özelliği nedeniyle böbrekleri çalıştırdığını ve idrar söktürdüğünü belirtti.
Yaz mevsiminde insanlara bol miktarda karpuz tüketmelerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa sürede çok kilo vermenin yolu ondan geçiyor.<br />
Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvelerinden karpuz, içeriğinde bol miktarda bulunan &#8221;laykopen&#8221; maddesi nedeniyle kanser türlerine karşı etkisinin yanı sıra kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine de yardımcı oluyor.</p>
<p>Karpuzun yüzde 95&#8242;inin sudan oluştuğunu bildiren uzmanlar, temizleyici özelliği nedeniyle böbrekleri çalıştırdığını ve idrar söktürdüğünü belirtti.</p>
<p>Yaz mevsiminde insanlara bol miktarda karpuz tüketmelerini tavsiye eden uzmanlar, &#8221;laykopen&#8221; maddesinin antioksidan özelliği nedeniyle kansere karşı koruma sağladığını ifade etti.</p>
<p>Kansere yol açan en büyük sebeplerden birinin doku ve organların zararlı maddeler nedeniyle hasar görmesi olduğuna dikkat çeken uzmanlar, karpuzun içeriğinin zararlı toksinlerin sağlıklı doku ve organlara bağlanmasını engellediğini bildirdi.<span id="more-638"></span></p>
<p>-ZAYIFLAMAK İÇİN İDEAL-</p>
<p>Uzmanlar, karpuzun besin değerinin kabuğunda saklı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Bu nedenle, olabildiğince kırmızı etli kısmın altındaki beyazımsı kısmı tüketmeye bakmalısınız. Kısa sürede çok kilo vermenin bir yolu da karpuz rejimi yapmaktan geçiyor. Bol miktarda su içermesi, şeker barındırması ve boşaltımı hızlandırması gibi özellikleri nedeniyle kilo vermeyi sağlayabiliyor. Ancak süreyi kısa tutmak ve tek yanlı bu beslenmeye yüklenmemek koşuluyla.&#8221;</p>
<p>Karpuzun besin değeri açısından da oldukça zengin bir meyve olduğunu belirten uzmanlar, orta boy bir karpuzdan kesilen ince bir dilimin 6.4 gram kanbonhidrat, bir miktar protein ve yağ ile 26 kalori içerdiğini bildirdi.</p>
<p>Karpuzun yüksek miktarda su içerdiğini ve hazmı kolay olan bir meyve olduğu için de sık tuvalete gidilmesini ve buna bağlı olarak vücuttan atık maddelerin daha sık dışarı atılmasını da sağladığını anlatan uzmanlar, karpuzun bu özelliklerinden yararlanmak için yemeklerden çok önce, mide boşken tüketmek gerektiğini söyledi.</p>
<p>Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan &#8221;cucurbocitrin&#8221; adlı maddeyle kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu ifade etti.</p>
<p>Uzmanlar, yağ ve kolestrol içermemesi ve kalorisinin de düşük olması nedeniyle yaz aylarında yapılan diyetlerde özel bir yeri bulunan karpuzun tüketilmesi için olgunlaşmış olmasına özen gösterilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Tatlı, sulu ve olgun bir karpuz seçmek için kabuğunun renginin parlak değil, mat olmasına ve tırnakla hafifçe kazındığında yeşil kısmının kolayca çıkmasına, toprağa oturan kısmının renginin açık sarı olmasına dikkat edilmesi gerektiği belirtildi.</p>
<p>Uzmanlar, kesilerek alınan karpuzun içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edilmesini istedi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/kisa-surede-cok-kilo-vermenin-yolu-ondan-geciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençlerin cinsellikle tanışırken öğrendikleri yanlış bilgiler, kulaktan kulağa yayılıyor.</title>
		<link>http://www.dalak.net/genclerin-cinsellikle-tanisirken-ogrendikleri-yanlis-bilgiler-kulaktan-kulaga-yayiliyor/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/genclerin-cinsellikle-tanisirken-ogrendikleri-yanlis-bilgiler-kulaktan-kulaga-yayiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 16:53:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[Bilgileri yanlış aktarmayın!
Psikiyatrist Sabri Yurdakul, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar hakkında açıklamalar yaptı&#8230;
Cinsellik hakkındaki yanlış inanışlar, özellikle ergenlik döneminde gençler arasında &#8216;doğru&#8217; bilgiler gibi kulaktan kulağa yayılıyor. Psikiyatrist Sabri Yurdakul gençlerin en çok inandığı mitleri sıraladı ve bu mitlerin doğru açıklamalarını yaptı:
1- Fazla mastürbasyon, kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açar: Hayır, mastürbasyonun fazlası kısırlığa ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgileri yanlış aktarmayın!</p>
<p>Psikiyatrist Sabri Yurdakul, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar hakkında açıklamalar yaptı&#8230;</p>
<p>Cinsellik hakkındaki yanlış inanışlar, özellikle ergenlik döneminde gençler arasında &#8216;doğru&#8217; bilgiler gibi kulaktan kulağa yayılıyor. Psikiyatrist Sabri Yurdakul gençlerin en çok inandığı mitleri sıraladı ve bu mitlerin doğru açıklamalarını yaptı:</p>
<p>1- Fazla mastürbasyon, kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açar: Hayır, mastürbasyonun fazlası kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açmaz. Ama cinsel organlarda tahrişe neden olacağı için mahsurlu sayılıyor. Ayrıca çocuk mastürbasyona fazla düşkün olduğunda; çevreden kopabilecek, arkadaşlarından uzaklaşacak, kendi içine kapanacak ve sadece cinsellikten oluşan bir dünyada yaşayacaktır. Böyle bir durumda karşı cinse olan bakışı değişecek ve onları sadece cinsel objeler olarak görecektir. Bu durum da, sosyal gelişimini engelleyecektir.<span id="more-636"></span></p>
<p>2- Bir kız çocuğu banyoda otururken, oraya daha önce bir erkek oturmuş ve erkeklik sıvısı oraya bulaşmışsa hamile kalır: Hayır, bir kız çocuğu daha önce oraya oturmuş bir erkeğin erkeklik sıvısı bulaştı diye hamile kalmaz. Hamile kalabilmesi için bu sıvının cinsel organının içine bulaşması gerekir. Bu da, normal bir oturuş pozisyonu ile pek fazla mümkün olmayacaktır.</p>
<p>3- Bir kız erkeklerin girdiği tuvalette, onların kullandığı musluğu kullanırsa, hamile kalır: Musluktan ya da havludan bulaşan erkeklik sıvısı ile hamile kalınmaz. Hamile kalınabilmesi için bu sıvının belirli bir miktarda kadın cinsel organından içeri girmesi gerekir. Erkeklerin kullandığı eşyaları kullanmakla hamile kalınmayacağı bilinmelidir.</p>
<p>Nasıl yapmalı da yapmalı?..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/genclerin-cinsellikle-tanisirken-ogrendikleri-yanlis-bilgiler-kulaktan-kulaga-yayiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaza Veda Ederken Fazla Kilolarımızdan Nasıl Kurtuluruz?.</title>
		<link>http://www.dalak.net/yaza-veda-ederken-fazla-kilolarimizdan-nasil-kurtuluruz/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/yaza-veda-ederken-fazla-kilolarimizdan-nasil-kurtuluruz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 16:50:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[Yoğun bir yaz mevsimi geride bıraktığımız şu günlerde bazılarımız hala fazla kilolarımızdan şikayet ediyor ve bir çok diyet formülleri ile boğuşup duruyoruz. Astroloji her konuda olduğu gibi, sağlıklı beslenerek, dengeli bir şekilde zayıflamamızı sağlayabilir. Yeter ki Astrolojinin bize önerilerini göz ardı etmeyelim ve burcumuzun, karakter yapımıza göre şekillendirmesine izin verelim.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun bir yaz mevsimi geride bıraktığımız şu günlerde bazılarımız hala fazla kilolarımızdan şikayet ediyor ve bir çok diyet formülleri ile boğuşup duruyoruz. Astroloji her konuda olduğu gibi, sağlıklı beslenerek, dengeli bir şekilde zayıflamamızı sağlayabilir. Yeter ki Astrolojinin bize önerilerini göz ardı etmeyelim ve burcumuzun, karakter yapımıza göre şekillendirmesine izin verelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/yaza-veda-ederken-fazla-kilolarimizdan-nasil-kurtuluruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Saç Maskeleri ile Saçlarınız Parlasın</title>
		<link>http://www.dalak.net/dogal-sac-maskeleri-ile-saclariniz-parlasin/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/dogal-sac-maskeleri-ile-saclariniz-parlasin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 00:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Saç Maskeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Saç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=631</guid>
		<description><![CDATA[Saçlarınızın güzel olmasına dair reçeteler ve eski zamanlardan günümüze kadar geliyor. Eski Romalılarda ise bal ile nergis tomurcuklarını karıştırdıkları biliniyor. Bitkisel olan ürünlerin daha fazla revaçta olduğunu bilen uzmanlarda bu tür yapabileceğiniz maskeleri öneriyorlar.
Unlu &#8211; Elma Sirkeli Maske Hazırlanışı :
Önce bütün malzemeleri çukur bir kabın içerisinde karıştırın ve daha sonra kuru saçınıza masaj ile yedirin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dalak.net/wp-content/sac.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-632" title="sac" src="http://www.dalak.net/wp-content/sac.jpg" alt="" width="160" height="240" /></a>Saçlarınızın güzel olmasına dair reçeteler ve eski zamanlardan günümüze kadar geliyor. Eski Romalılarda ise bal ile nergis tomurcuklarını karıştırdıkları biliniyor. Bitkisel olan ürünlerin daha fazla revaçta olduğunu bilen uzmanlarda bu tür yapabileceğiniz maskeleri öneriyorlar.</p>
<p>Unlu &#8211; Elma Sirkeli Maske Hazırlanışı :<br />
Önce bütün malzemeleri çukur bir kabın içerisinde karıştırın ve daha sonra kuru saçınıza masaj ile yedirin. Bütün saçınızı üstte topladıkdan sonra saç bonesini takın. Bu maskeyi saçlarınızda yarım saat kadar bekletin ve sonrada ılık suyla yıkayın. Sıcak su denerseniz eğer çıkması zorlaşır. Un ve elma maskesi içindeki E ve B vitaminleri, zengin buğday saçlar için parlaklık kaynağıdır. Sertleşen ve kolayca dolaşan saçlar içinde esneklik kazandırır.</p>
<p>Muzlu &#8211; Ballı Maske<br />
Bütün malzemeleri blendırdan geçirin ve sonrada macun kıvamına kadar getirin. Saçlarınızı ılık suyla yıkayın ve kurulayın. Daha sonra ise bu maskeyi boya fırçası ile kökten uçlara kadar yedirin. Başınızı streç film ile sarın ve sonrada saç bonesi geçirin. 60 dakika böyle bekletin. İsterseniz gece yatarken bunu bırakın ve sabah yıkayın.Yatmadan 1 saat önce sürün ve saçlarınızın kurumasını sağlayın. Çıkartmak için ise bol suyla durulayın. A,B, C ve E vitaminleri ile saçlarınız güzelleşir. Maskede bulunan bal ve diğe malzemeler baş derinizi besler. Her ay kullanabilirsiniz.<span id="more-631"></span></p>
<p>Susam ve Hindistan Cevizi Maskesi<br />
Bütün malzemeleri blendırda karıştırın ve saçlarınızı arındıracak kadar yıkayın. Daha sonra kurutun ve saçlarınıza bu karışımı yedirin. Yirmi dakika saç diplerine kadar masaj yapın ve yedirin. Daha sonra ise beş dakika bekleyin ve durulayın. Saçlarınızı şampuan ile yıkayın.Saçlarınızın ipeksi hal alması için etkilidir. İki haftada bir bunu kullanabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/dogal-sac-maskeleri-ile-saclariniz-parlasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Estetiği Ameliyatı</title>
		<link>http://www.dalak.net/burun-estetigi-ameliyati/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/burun-estetigi-ameliyati/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 00:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Lazer Epilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Estetiği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[Burun, yüz görünümünü etkileyen estetik ve fonksiyonel bir organdır. Burnu şekillendirmek üzere yapılan cerrahi girişimlere rinoplasti denir. Rinoplasti ameliyatları, estetik amaçlı yapılan tüm ameliyatların yaklaşık yarısını oluşturur. Rinoplasti ameliyatı ile burun ucu ve burun sırtı şekillendirilebilir, burnun büyüklüğü arttırılıp, azaltılabilir, burnun dudakla ve alınla oluşturduğu açılar değiştirilebilir, burun delikleri küçültülebilir. Burundan nefes alma zorluğu olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dalak.net/wp-content/burun-estetigi-ameliyati.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-629" title="burun-estetigi-ameliyati" src="http://www.dalak.net/wp-content/burun-estetigi-ameliyati-235x300.jpg" alt="" width="235" height="300" /></a>Burun, yüz görünümünü etkileyen estetik ve fonksiyonel bir organdır. Burnu şekillendirmek üzere yapılan cerrahi girişimlere rinoplasti denir. Rinoplasti ameliyatları, estetik amaçlı yapılan tüm ameliyatların yaklaşık yarısını oluşturur. Rinoplasti ameliyatı ile burun ucu ve burun sırtı şekillendirilebilir, burnun büyüklüğü arttırılıp, azaltılabilir, burnun dudakla ve alınla oluşturduğu açılar değiştirilebilir, burun delikleri küçültülebilir. Burundan nefes alma zorluğu olduğu durumlarda, burun tıkanıklığı problemlerini çözmeye yönelik işlemler ile birlikte yapılması da mümkündür. Burun estetiği ameliyatı sırasında, gelişimsel ya da çarpma sonucu oluşan deviasyon adı verilen iç kemik ve kıkırdak yapıdaki eğrilikler, burun tıkanıklıkları da giderilebilir.<span id="more-628"></span></p>
<p>Modern rinoplastide estetik ve fonksiyon birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu için başarılı bir burun ameliyatında yüz ile uyumlu doğal bir burun görüntüsü sağlaması ve nefes almayı daha da rahatlatması hedeflenmelidir. Burun, estetik olarak en önemli organlardan birisi olmakla birlikte birçok fonksiyonel görevi de vardır. Solunum sisteminin başlangıç noktası olup, koku almaya yarar. Sesin kişiye özel olmasını sağlar. İnsan vücudunun ve organizmanın dış dünyaya açılan kapılarından birisidir. Tüm bu fonksiyonlar ve estetik görüntü karşılıklı birbirleriyle etkileşim halinde bulunur. Bu nedenle burun, içi ve dışıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır.</p>
<p>Yurdumuzda en sık yapılan estetik ameliyatlar burun ameliyatlarıdır. Rinoplasti ameliyatları plastik cerrahinin en zor ameliyatlarından birisidir. Rinoplastinin zorluğu kıkırdak ve kemiklerin iyileşmelerinin farklı mekanizmalarla olmasından, birbirinden bağımsız hareket eden farklı iki yapıya ait iyileşme sürecinin birbirinden bağımsız şekilde seyretmesinden ve kıkırdakların mevcut şekillerini muhafaza etmeye yönelik kıkırdak hafızasının olmasından kaynaklanmaktadır. Bu faktörlerin hiçbirinin kontrolü cerrahın elinde olmadığı için bilinmezlikleri de son derece fazladır. Bu nedenle, sonrasında en sık revizyon, yani ikinci bir rötuş niteliğinde düzeltme ameliyatı yapılan estetik ameliyat burun ameliyatıdır. Yapılan istatistiki çalışmalar sonucu dünya standartlarında her on hastadan birine revizyon yapılması normal olarak kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu ameliyat iyi yapıldığında da çok iyi sonuçlar vermektedir.</p>
<p>Başarılı sonuçlar çarpıcı bir etkiyle yüz güldürürken kötülerini düzeltmek de oldukça zordur. Yakın zamanda kat edilen büyük yol ile birlikte teknolojik olarak burun estetiği işlemini daha ince ve zarif cerrahiye dönüştüren değişik yöntemlerin geliştirilmesi burun estetiği ameliyatlarının başarı seviyesi oldukça yükseldi. Bugün artık on yıl önce yapılan burun ameliyatlarına tarihe karışmış yöntemler gözüyle bakılmaktadır. Yurdumuzda, burun ameliyatlarının, bilerek ve hakkını vererek yapıldığında, dünyadaki en üst standartlara yakın bir seviyede olduğu bir gerçektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/burun-estetigi-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik yaşı sekize düştü</title>
		<link>http://www.dalak.net/ergenlik-yasi-sekize-dustu/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/ergenlik-yasi-sekize-dustu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 05:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[Yapay hormonlar nedeniyle, kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında başlaması gereken ergenlik kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşına kadar düştü. Erken ergenliğe giren çocukları pek çok sağlık sorunu bekliyor..
Erken ergenlik patladı. On ya da on iki olması gereken ergenlik yaşı Türkiye&#8217;de yedisekize kadar düştü. Henüz çocukluğunu yaşamadan ergenliğe girenlere doktorlar tedavi uyguluyor. Tedavi edilemeyen çocukları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay hormonlar nedeniyle, kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında başlaması gereken ergenlik kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşına kadar düştü. Erken ergenliğe giren çocukları pek çok sağlık sorunu bekliyor..</p>
<p>Erken ergenlik patladı. On ya da on iki olması gereken ergenlik yaşı Türkiye&#8217;de yedisekize kadar düştü. Henüz çocukluğunu yaşamadan ergenliğe girenlere doktorlar tedavi uyguluyor. Tedavi edilemeyen çocukları ruhsal ve fiziki pek çok sorun bekliyor. Avrupa Birliği yaptığı uyarıda erken ergenliğe yapay hormonların neden olduğunu açıkladı. Turfanda sebze meyveler, hormonlu gıdaların yanı sıra ojelerden şampuanlara kadar pek çok yapay hormon çocukların ergenliğini hızlandırıyor. Erken ergenlik tedavisine alınan çocuklara şampuanlar dahil her türlü kozmetik, turfanda ve mikrodalga yasaklanıyor. Erken ergenlik özellikle kız çocuklarını tehdit ediyor. Yedi yaşından itibaren çocukların <span id="more-626"></span>memelerinde büyüme ve sekiz yaşında regl görülebiliyor. Erken ergenliğe giren çocuklarda bir anda boy artışı oluyor. Kemik yaşı bununla birlikte büyüyor.</p>
<p>AB&#8217;DEN UYARI<br />
Kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında başlaması gereken ergenlik kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşına kadar düştü. Erken ergenliğe giren çocukları pek çok sağlık sorunu bekliyor. Küçük yaşta birden başlayan boy uzaması duruyor, yetişkin boyları yaşıtlarından çok daha kısa kalıyor. Henüz yedi yaşındayken bir genç gibi göründükleri için seksüel gelişimleri ciddi şekilde etkileniyor, psikolojileri bozuluyor. Avrupa Birliği çocukların erken ergenliğe girmesine neden olan endokrin bozucularla ilgili bir liste yayınladı. Listede hormonlu yiyecekler, belirli plastik türleri, boyaların içindeki maddeler, deterjan ve kozmetiklerin içinde yer alan hormonlu maddeler yer alıyor. Bu şekilde çevreden alınan ostrojenler çocuklarda ergenliğin zamanından önce tetiklenmesinde etkili oluyor. Erken ergenliğe giren çocukların önce kemik ölçümlerine bakılıyor, ergenlik zamanından önce başladıysa ilaç tedavisi uygulanıyor. Çocuklar ergenlik dönemine gelene kadar ilaçla hormonları ayarlanıyor.</p>
<p>AİLELER ÖNLEM ALSIN<br />
Ergenlik uygun yaşa kadar durduruluyor. Bu sırada ailelerden bir dizi yaşamsal önlem almaları isteniyor. Turfanda yemeleri yasaklanıyor, her türlü kozmetikten uzak tutuluyorlar, tamamen doğal ürünler tavsiye ediliyor. Tek yönlü beslenmeleri kesinlikle istenmiyor.<br />
sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/ergenlik-yasi-sekize-dustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekler tuzsuz pişmeli herkesin tuzu ayrı olmalı</title>
		<link>http://www.dalak.net/yemekler-tuzsuz-pismeli-herkesin-tuzu-ayri-olmali/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/yemekler-tuzsuz-pismeli-herkesin-tuzu-ayri-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 03:45:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Tiroit hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[Yemekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=624</guid>
		<description><![CDATA[ Tiroit hastalarının beslenmeleri çok önemli. Bu hastaların, özellikle iyotlu besinlerden uzak durmaları gerekiyor. Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastalarının iyotsuz, ailenin diğer fertlerinin ise iyotlu tuz kullanmaları gerektiğini söylüyor..
Ankara Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastaları için en uygun mönüyü verdi:
* Hipotiroit ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Tiroit hastalarının beslenmeleri çok önemli. Bu hastaların, özellikle iyotlu besinlerden uzak durmaları gerekiyor. Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastalarının iyotsuz, ailenin diğer fertlerinin ise iyotlu tuz kullanmaları gerektiğini söylüyor..<br />
Ankara Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastaları için en uygun mönüyü verdi:</p>
<p>* Hipotiroit ve hipertiroit hastaları nasıl beslenmeli?<br />
Hipotiroit hastalarının günlük beslenmesi normal bireylerden farklı değildir. Hipertiroit hastalarının ise iyotlu tuzdan kaçmaları gerekir. Piyasada, kendiliğinden tuzluklu iyotsuz tuzlar satılıyor. Ailedeki diğer kişilerin iyot almalarını sağlamak için yemekler tuzsuz yapılmalı. Hasta kendi tabağında iyotsuz tuz, ailedeki diğer kişiler ise iyotlu tuz kullanmalıdır.<span id="more-624"></span></p>
<p>* Herkes iyotsuz tuz mu tüketmeli?<br />
Hipertiroidi olanlar dışındaki tüm tiroit hastaları iyotlu tuz tüketebilir. Daha önceki yıllarda, nodüler guatrı veya Hashimoto hastalığı gibi tiroit hastalığı olanlarda iyotlu tuz tüketimi yasaklanıyordu. Fakat yapılan bilimsel çalışmalarda bu tür bir kısıtlamanın hiçbir önemi olmadığı görüldü. Hatta iyot eksikliğinin, özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda ve çocuklarda ciddi sorunlara yol açabileceği öne sürüldü.</p>
<p>İLAÇLARA DİKKAT<br />
* Tiroit hastaları iyottan uzak mı durmalı peki?<br />
Mümkünse iyot içeren ilaçlardan, öksürük şurupları, bazı vitaminler, kalp ritmini düzenleyen bazı ilaçlar, radyolojik görüntüleme için kullanılan boyar maddelerden kaçınılmalıdır. Özellikle şişmanlık için kullanılan, bilimsel hiçbir geçerliliği olmayan tedavilerde yoğun iyot içeriği olabiliyor. Bu nedenle özellikle tiroit hastalarının bu tür tedavilerden uzak durması gerekir.</p>
<p>RİSK ÇOK DEĞİL<br />
* Karalahana tiroit hastalığına yol açar mı?<br />
Ülkemiz gibi iyodu yetersiz bölgelerde guatr oluşumu için en önemli risk faktörü iyot eksikliğidir. İyot eksikliğinin dışında, nodüler guatrda rol oynayan önemli bir faktör de; besinlerle alınan guatrojenlerdir. Doğal guatrojenler, ilk olarak turpgiller grubu bitkilerdeki tioglikozidlerde gösterilmiştir. Bu maddeler iyot gibi tiroit bezi tarafından tutulmakta ve bu şekilde guatrojenik etkileri ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>* Başka hangi besinler doğal guatrojendir?<br />
Tatlı patates, akdarı, manyok otu gibi yer bitkileri de doğal guatrojenlerdir. Fakat bu tür besinlerin guatra yol açabilmesi için çok yüksek miktarlarda tüketilmesi gerekir. Ülkemizdeki günlük beslenme alışkanlığı çerçevesinde karalahana ve benzeri bitkilerin guatr oluşumuna yol açması pek mümkün değil.</p>
<p>* Tiroit hastalarına yasaklı yiyecekler var mı?<br />
Yiyecekler için özel bir önlem gerekmez. Tüm besin türleri rahatlıkla tüketilebilir. Her ne kadar bir kısım besin türlerinin guatrojen olabileceği bilinse bile, Türkiye&#8217;de günlük kullanımda tiroit hastalığına sebebiyet vermesi mümkün değildir. Ama zehirli guatr, tiroit hormonlarının yükselerek kontrolden çıkması ile tehlikeli bir hale gelebilir. Zehirli guatrı olan hastalar, özellikle iyotlu tuzdan uzak durmalıdır. Zehirli guatr, görme kaybına kadar gidebilir&#8230; sabah.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/yemekler-tuzsuz-pismeli-herkesin-tuzu-ayri-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız kokunuzu tanıyın!</title>
		<link>http://www.dalak.net/agiz-kokunuzu-taniyin/</link>
		<comments>http://www.dalak.net/agiz-kokunuzu-taniyin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2009 14:35:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Kokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalak.net/?p=622</guid>
		<description><![CDATA[ İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Dentistanbul Diş Hastanesi Cerrahi ve Periodontoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Korkud Demirel, dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de oldukça yaygın olarak karşılaşılan bir sorun olan ağız kokusunun sosyal ve kültürel nedenlerle üzerinde fazla konuşulmadığını ifade ederek, &#8221; Ağız kokusu birden fazla nedenden kaynaklanabilir. Ancak yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Dentistanbul Diş Hastanesi Cerrahi ve Periodontoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Korkud Demirel, dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de oldukça yaygın olarak karşılaşılan bir sorun olan ağız kokusunun sosyal ve kültürel nedenlerle üzerinde fazla konuşulmadığını ifade ederek, &#8221; Ağız kokusu birden fazla nedenden kaynaklanabilir. Ancak yine de kaynağını öncelikle ağzın içinde aramak gerekir. Bu önemli sorun, hatta ciddi hastalıkların da habercisi olabilir&#8221; dedi.<span id="more-622"></span></p>
<p>Prof. Dr. Demirel, batılı toplumlarda ağız kokusu ile karşılaşma sıklığının yüzde 10 ile yüzde 50 arasında değiştiğini kaydederek, &#8221; Farklı kültürlerde ağız kokusu farklı algılanmakta, bazı toplumlarda normal olarak nitelendirilen kokular bir başka toplumda rahatsız edici olabilmektedir. Ağız kokusu bireyin toplum içerisindeki konumunu etkilemekte ve çoğunlukla da tedavi edilmektense bastırılmaya çalışılmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Demirel, Türkiye&#8217;nin ilk ve tek Diş Hastanesi Dentistanbul&#8217;un toplumda büyük bir sorun olan ağız kokusu ile mücadeleyi başlatarak Dentistanbul Halitosis Ağız Kokusu Tedavi Merkezi&#8217;ni hizmete açtığını belirterek &#8221; Ağız kokusu sosyal yaşamda bireylere çok sıkıntılı anlar yaşatabilmekte ve genellikle tedavi edilmektense bastırılmaya çalışılmaktadır. Halbuki ağız kokusunun tedavisi diş hekimi yardımı ile sanıldığından kolaydır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;KOKUYU ÇÖZMEK İÇİN DEĞİL BASTIRMAK İÇİN DAHA FAZLA PARA HARCANIYOR&#8221;</p>
<p>Prof. Demirel, kokuyu bastırmak için kullanılan çok miktarda ürün nedeniyle ilaç, kozmetik ve çiklet sektöründe büyük harcamaların yapıldığına dikkat çekerek, &#8220;Kokunun bastırılması geçici bir çözümdür. Kokunun kaynağı tedavi edilmediği için de kişiler bu sorundan bir türlü kurtulamıyorlar&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ağız kokusu olan bireylerin bu sorunlarının farkında bile olmayabileceğini hatırlatan Demirel, &#8220;Bireylerin kokuyu kendi kendilerine değerlendirmeleri ise neredeyse imkansızdır. Hatta en yakınları, aile çevreleri bile birbirlerinin ağız kokularını algılamayabilir, kokuyu kanıksamış olabilirler. Bu nedenlerle ağız kokusunun varlığının belirlenmesi çok güç olabilir ve profesyonel desteğe gereksinim duyulabilir. Konu hakkında bilgili hekimler ve ağız kokusunu ölçen cihazlar ağız kokusunu tarafsız olarak değerlendirebilmektedirler&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;CİDDİ HASTALIKLARIN HABERCİSİ DE OLABİLİRLER&#8221;</p>
<p>Ağız kokusunun kaynağı hakkında Prof. Demirel şu bilgileri verdi: &#8220;Kokular kaynağına göre, ağız içerisinden alan kokular, nefes ve solunum yollarından gelen kokular ve sindirim sisteminden gelen kokular olarak ayırabilmekteyiz. Sindirim sisteminden gelen kokular sanılandan olduça azdır ve çoğunlukla mideden gaz kaçırıldığında ortaya çıkar. Bazı reflü olgularında ağız kokusuna rastlanmaktadır. Nefes ve solunum yollarından kaynaklanan kokular ise tüm ağız kokularının yaklaşık yüzde 10&#8242; u kadardır ve bazı ciddi hastalıkların habercisi veya onların sonucu olarak ortaya çıkarlar. Şeker hastalığı bu hastalıklar arasında ilk akla gelenler arasındadır. Solunum yollarındaki kronik enfeksiyonlar ve bademcik taşları gibi faktörler de nefesin kokmasına neden olabilmektedir.&#8221;</p>
<p>&#8220;NORMAL AĞIZ KOKUSU İLE KARIŞTIRMAMAK LAZIM&#8221;</p>
<p>Sabah yataktan kalkar kalkmaz hissedilen ağız kokusunun ağzın uyku sırasında uzun süre kapalı kalması ve yatarken dişlerin fırçalanmamasına bağlı olduğunu hatırlatan Prof. Demirel, bunun gerçek ağız kokusu olarak değerlendirilmediğini söyledi. Prof. Dr. Demirel, &#8220;Bu tür kokular birşey yemek ve içmek ile kısa zamanda ortadan kalkmaktadır. Aynı şekilde sarımsak, soğan gibi kokulu yiyecekleri, kahve gibi içecekleri ve sigarayı ağız kokusu nedeni olarak ele almak çok doğru değildir çünkü bu maddelerin kokusu tipik ağız kokusu olmaktan uzaktır ve tüketilmedikleri zaman sorun yaratmamaktadırlar. Ancak bu kokular sanıldığı gibi kolaylıkla uzaklaştırılamamakta ve karşı tarafı fazlası ile rahatsız etmektedir. Sakız çiğnemek, koku bastırıcı şekerler kullanmak ise çözüm getirmekten uzaktır&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;NEDENLERİ AĞIZ İÇİNDE ARAMALI&#8221;</p>
<p>Prof. Demirel, ağız kokularının en sık karşılaşılan nedenini yine ağız içerisinde aramak gerektiğinin altını çizerek şu noktaları hatırlattı: &#8220;Bu kokuların en önemli sebebi aksayan ağız bakımıdır. Yetersiz ağız temizliği diş çürümelerine ve dişeti hastalıklarına neden olan mikroorganizmaların birikmesine yol açmakta ve dil üzerinde bu bakterilerin tabakalar oluşturmasına imkan sağlamaktadır. Dil sırtı yüzeyindeki girintiler yüzünden mikroorganizmaların birikmesine elverişli bir ortam oluşturduğu için ağız kokusu açısından da özel bir önem taşımaktadır. Dil sırtında oluşan bu tabakalar içerisinde bulunan bazı bakteriler gıda artıklarının da katkısı ile çürük yumurta veya gıda bozulması benzeri kokuların ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Bu bakteriler ağızın çalkalanması veya sadece dişlerin fırçalanması ile uzaklaştırılamadığı için kokusu kalıcı olmaktadır. Aynı şekilde temizlenmeyen diş araları, iltihaplı dişeti cepleri bakteriler için kötü kokuları üretebilecekleri elverişli ortamlardır. Diğer taraftan ağız kuruluğu, uzun süreli açlık, ağız içerisindeki hastalıklar, iltihaplar kötü kokunun kaynağı olabilirler. Dişler arasına sıkışıp kalmış gıdalar, kötü yapılmış protezler, köprülerin altına kaçan gıda artıkları, dişeti kanamaları ağız kokusunun diğer nedenleri arasında sayılabilmektedir.&#8221;</p>
<p>&#8220;AĞIZ KOKUSU ÖLÇÜMÜ RAHATLIKLA YAPILABİLİR&#8221;</p>
<p>Ağız kokusunun tedavi edilebilmesi için önce kokunun kaynağının doğru belirlenmesi ve bu nedenin ortadan kaldırılmasının gerektiğini söyleyen Prof.Dr Korkud Demirel, &#8220;Bazı merkezlerde ağız kokusunun ölçülmesi yolu ile teşhisi daha objektif olarak yapılabilmektedir. Ağız içi kaynaklı kokularda tedavi çoğunlukla ağız içerisindeki gıda takılmalarının ortadan kaldırılması, iltihapların ve çürüklerin temizlenmesi, ve ağız içi bakteri sayısının ağız bakımı yöntemleri ile azaltılmasından oluşmaktadır. Bu tedavi planları kişiye özel hazırlanmalı ve o bireyin gereksinimlerine göre şekillendirilmelidir. Diş hekimin tüm bu tedavileri bir taraftan gerçekleştiriken diğer taraftan da ağız bakımı eğitimi ve uygulamaları ile kokunun tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Sadece diş fırçası kullanımı ağız bakımı için yeterli olmamakta, bakterilerden ve oluşturdukları olumsuzluklardan kurtulabilmek için diş ipi, köprü altı ipi ve dil kazıyıcısı kullanılması gerekmektedir. Gerekli olduğu takdirde antibakteriyel ağız gargaralarının kullanımı da faydalı olmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>(ANKA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalak.net/agiz-kokunuzu-taniyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
